"Hace yusuf demistir ki, eger Mansuru-i hallac marifeti
hakkiyla bilseydi Ene`l Hak yerine Ene`l turab (ben topragim) derdi."
"Seyh Muhyiddin ibn-i Arabi eserlerinden birinde diyor ki:
602 senesinde Seyh Evhaduddin Kirmani
Konya`da benim evimdeydi. Söyle anlatti:
Bizim memlekette,
60 yildan fazla seyhlik ve irsad seccadesinde oturmus
Hace Yusuf Hemedani adinda bir Seyh vardi.
Birgün tekkesindeyken gönlüne disari cikma düsüncesi geldi.
Oysa Cuma günü haricinde disari cikmak adeti degildi.
Ama bu düsünce ve istek kendisine agir basti.
Nereye gidecegini bilmiyordu.
Bir merkebe bindi ve Hak Teala nereye dilerse oraya götürsün
diye merkebin basini saldi.
Merkep onu sehirden cikardi,
cöle girip harabe halindeki bir mescide götürdü ve durdu.
Seyh asagi inip mescide girdi.
Burada basini iceriye cekmis bir kisi vardi.
Bir müddet sonra basini yukari kaldirdi, heybetli bir gencti.
-"Ey Yusuf! Bana bir mesele problem oldu", dedi ve anlatti.
Seyh o konuyu acikladi, sonra söyle dedi:
-"Ey ogul! Bir sorunun oldugu zaman sehre gel, bana sor,
beni bunca mesakkate sokma.
Genc ona bakip söyle sdedi:
-"Bir sorunum oldugu zaman, her tas bana senin gibi bir Yusuf`tur."
Seyh Muhyiddin Ibn-i Arabi söyle diyor:
"Buradan anladim ki sadik mürid, sidk ve samimiyetiyle seyhi kendine dogru hareket ettirebilir."
(mütercimin önsözü)