Haklısınız deborah, cezbedenin cazibesi daha güçlü. Şöyle bir sınır vardır; "meşru dairede her şey caizdir." Gençleri bu sınırda tutmak için önce o çizilen meşru daireyi öğretmek gerekiyor, sonrasında dairenin dışına çıkmadan nefsi hoşnut edecek hallere çekmek. İslam suratı asık bir din değildir, ona o simayı yakıştıran bilmediğini bilmeyen bizleriz. Bir vakıf bünyesinde belli bir müfredat çerçevesinde 14- 22 yaş aralığında bulunan gençlere içeriği dini bilgiden oluşan ama sunumu güncele uyan/uyması gereken bir "Gençlik Programı " düzenleniyor ve o programda eğitimci olarak görev yapıyorum. İlk başladığım zamanlarda gençleri tanımak, eğilimlerinin nelere yönelik olduğunu anlamak, programa katılış sebeplerini ve sonucunda kazançlarının ne olacağını umduklarına dair bir anket hazırlamıştım. Anketin genel değerlendirmesi şöyle: Bir kaçı, beklentimin aksine bilgi edinmek ve bildiklerini pekiştirmek olduğunu söylerken, diğerleri arkadaş çevresini geliştirmek, sosyal aktivitelere katılmak, evden kendini dışarı atmak gibi yorumlarda bulundular. O gençlerle birebir diyaloğa girince gördüm ki, en fark edilir özellikleri ilgi yoksunluğuydu. Ailelerinden (ekserisinin dindar) göremedikleri alâkayı arkadaş çevrelerinde aradılar, hamın pişmişle mücadelesinde kırgınlığa maruz kalınca din de dahil tüm insani değerler, üzerlerinde emaneten durmaya başladı. Hepsi hayat dolu bu gençler çareyi olmaması gerekende aramaya başladılar. Dini sohbetler onları sıkıyor çünkü yüreklerine, yaşlarının verdiği bakış açısına hitap etmiyor,.Tek karşılaştıkları dediğiniz gibi yapma, etme, dur, günah sözleri."Ama niye?" diye soramıyorlar. Niye’si hoşgörü ile iizah edilse, kanlarının deliliğinin şimdi akmayacaksa hiçbir zaman bu yaşlardaki gibi akamayacağının farkına varılsa, işte o cazip gelen şeylere kendiliğinden, kısıtlamalara gidilmeden sırt dönecekleri bariz. Osmanlı Devleti döneminde bir iftar topunun atılışı manevi coşkunun etkisiyle eğlenceli geliyorken insanlara, şimdi ne o manevi coşku var ne de o coşkuya gençlerin kapılmasına yardım edecek aktiviteler. Bu ahval karşısında nasıl bir metod izlenmeli diye epey bir zaman kafa yorduk, istişare ettik. Her düşüncemiz, hedefimiz doğrultusunda, o meşru daireden çıkılmadan neler yapılabilir, karambolünde bizi kısmen takılı bıraktı. Çünkü dini pek çok prensip bize ulaşırken, bu hususta günümüz gençliğine hitap edecek pratiğin zamanımıza yeterince ulaşmadığına şahit olduk. Peki ne yaptık ya da daha başka neler yapılabilir? Her şeyden evvel bakış açısı sorunu var, gezmek denilince akla ilk anda gelen cafe ve benzeri yerlerde vakit öldürme anlayışının yerine, gözlerden kaçan gezilmesi gereken yerleri ve oralara bakışı etkili kılacak ayrıntılara işaret ettik. Camii sadece namaz mahalli olarak görenlere onun inşası sırasındaki bilgileri hikaye ederek, kimlerin oralarda nefeslendiklerinden örnekler vererek ilgilerini çektik. Kitap okumanın sıkıcılığını (onlara göre) gidermek için programın yapıldığı günde kendilerinin seçeceği bir kitap ile gelmelerini ve o kitabın içinde ilginç buldukları ve paylaşmaya, üzerinde konuşulmaya değer gördüklerini anlatmalarını istedik. Ergenlik psikolojisinin ve bedensel değişikliklerin verdiği, üzerinde konuşulması gereken sorunların açılımlarını birlikte yapmaya çalıştık. Konulu kısa film gösterimleri ile izlenmeye değer olanların ayırdına dikkat çektik. … vs.vs. Daha fazla uzatmadan sözü şöyle bağlayalım, dini anlatmak yetmiyor, anlatan anne-baba ya da el olsun hitap edilen kesimin ilgisine yönelmek, boşluk olan yerleri cazip gelecek şekilde doldurmak gerekiyor.