Sual: Sırf olan şeytanların icadı ve ehl-i imana musallat olmaları ve onların yüzünden çok insanlar küfre girip Cehenneme girmeleri, gayet müthiş ve çirkin görünüyor. Acaba Cemîl-i Alel'ıtlak ve Rahîm-i Mutlak ve Rahmân-ı Bilhakkın rahmet ve cemâli, bu hadsiz çirkinliğin ve dehşetli musibetin meydana gelmesine nasıl müsaade ediyor ve nasıl cevaz gösteriyor? Şu meseleyi çoklar sormuşlar ve çokların hatırına geliyor. Elcevap: Öyleyse neden, Allah şeytanı ve kötülükleri yaratmış da bize musallat etmiş? Kötülüğü yaratmak kötü, şerri yaratmak da şer değil mi? şerrin yaratılması şer değildir; şerri işlemek şerdir.
Çünkü Allah bir şeyi şer olsun diye yaratmıyor.
Hayır olsun diye yaratıyor.
Allahın hayır olarak yarattığı şeyleri de bizler hakkımızda şerre çeviririz. Mesela, Şeytan ateşten yatılmıştır ve bu konuda en güzel örnek de ateştir.
Ateşin yaratılması şer değildir, ancak ona dokunmak şerdir.
İnsan ateşi muhafaza altına alırsa ondan faydalanır;
aksi halde zarar görür.
Buna bir başka örnek de yağmurdur.
Yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var, bütünü de güzeldir.
Tedbirsizliği yüzünden bazıları yağmurdan zarar görseler,
“Yağmurun yaratılması rahmet değildir” diyemezler
ve “şerdir” diye hükmedemezler. Şeytanın vücudunda cüz'î şerlerle beraber birçok herşeyi ilgilendiren hayırlı maksatlar ve kemâlât-ı insaniye vardır. Evet, bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var; mahiyet-i insaniyedeki istidatta dahi ondan daha ziyade merâtip var. Belki zerreden şemse kadar dereceleri var. Bu istidâdâtın inkişâfâtı, elbette bir hareket ister, bir muamele iktiza eder. Ve o muameledeki terakki zembereğinin hareketi,mücahede ile olur. O mücahede ise, şeytanların ve muzır şeylerin vücuduyla olur. Yoksa, melâikeler gibi, insanların da makamı sabit kalırdı. O halde insan nevinde binler envâ hükmünde sınıflar bulunmayacak... Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terk etmek, hikmet ve adalete münafidir. Çendan, şeytan yüzünden ekser insanlar dalâlete giderler. Fakat ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete bakar;kemiyete az bakar veya bakmaz. Nasıl ki, bin ve on çekirdeği bulunan bir zat, o çekirdekleri toprak altında bir muamele-i kimyeviyeye mazhar etse, ondan on tanesi ağaç olmuş, bini bozulmuş. O on ağaç olmuş çekirdeklerin o adama verdiği menfaat, elbette, bin bozulmuş çekirdeğin verdiği zararı hiçe indirir. Öyle de, nefis ve şeytanlara karşı mücahede ile, yıldızlar gibi nev-i insanı şereflendiren ve tenvir eden on insan-ı kâmil yüzünden o neve gelen menfaat ve şeref ve kıymet, elbette, haşarat nev'inden sayılacak derecede süflî ehl-i dalâletin küfre girmesiyle insan nevine vereceği zararı hiçe indirip göze göstermediği için, rahmet ve hikmet ve adalet-i İlâhiye, şeytanın vücuduna müsaade edip musallat olmalarına meydan vermiş. Ey ehl-i iman!
Bu müthiş düşmanlarınıza karşı zırhınız,
Kur'ân tezgâhında yapılan takvâdır.
Ve siperiniz,
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Sünnet-i Seniyyesidir.
Ve silâhınız, istiâze ve istiğfar ve hıfz-ı İlâhiyeye ilticadır. |