4.jpg
Cüz:1, Sure:2
BAKARA SURESİ Sayfa:4
25.İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennet
ler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık ola
rak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler.
Bu rızıklar (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir.Onlar
için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
(Bu ayette, dünyada müslüman olup güzel işler yapan ve gerçekten mü
min olarak ahirete göçen kimselerin alacakları mükafatlar anlatılmış, ora
da cennetliklere verilen nimetlerin dünyadakilere benzediğine işaret ed
ilmiştir.Ancak, ahiret nimetlerinin dünyadakilerle aynı olduğu düşünülme
melidir.Nitekim, Buhari'nin ''Bedü'l-halk'' bahsinde rivayet ettiği bir hadis
te ''Cennet ehline gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, kalplerden
bile geçmeyen nimetler verilir '' denilmiştir.)
26.Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde
bir varlığı misal getirmekten çekinmez.İman etmişlere gelince, onlar böy
le misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler.Kafir olan
lara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler.Allah on
unla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Verdiği mi
sallerle Allah ancak fasıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır).
(Bu ayette, sivrisinek ve ondan daha zayıf yaratıklarla temsil getirilme
sini küçümseyenlerin aslında kendilerinin küçük ve değersiz oldukları, o
yüzden Allah'a iman etmedikleri anlatılmış, bunlara değer verip iman ed
enlerin ise akıllı ve değerli kimseler oldukları bildirilmiştir.Bunlar birer imti
handır.İnsanlardan bir kısmı iman eder, imtihanı kazanır, bir kısmı da kay
beder.)
27.Onlar öyle (fasıklar) ki, kesin söz verdikten sonra sözlerinden döner
ler.Allah'ın, ziyaret edilip hal ve hatırının sorulmasını istediği kimseleri zi
yaretten vazgeçerler ve yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar. İşte on
lar gerçekten zarara uğrayanlardır.
(Fasık, hak yoldan sapan kimsedir. Kesin olarak verilen söz de ehl-i ki
tabın Tevrat ve İncil'de geleceği bildirilen ahir zaman Peygamberine
iman edeceklerini söylemeleridir ki, gelince iman etmediler ve sözlerin
de durmadılar.İslam'ın çok değer verdiği akraba, komşu ve yakınlarla
ilgilenip bunlara yardım etmeyi terkettiler, fitne ve fesat unsuru oldu
lar, böylece hem dünyada hem de ahirette zarar gördüler.)
28.Ey kafirler! Siz ölü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren)
Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi dirilte
cek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz.
(Bu ayette, insanın ilk yaratılmasından önceki haline ''ölü'' denilmesi, ba
zılarının iddia ettikleri gibi tenasüh ile ilgili değildir. Ayette insan hayatı
nın üç safhası anlatılmıştır: Yoktan yaratılma, ölüm, ahirette tekrar di
rilme. Esasen tenasüh düşüncesi, her insanın kendi amelinden sorumlu
luğu ve dolayısıyla adalet ilkesine ters düşmektedir.)
29.O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir
şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim
etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
-------------------------------------------------------------------------
5.jpg
Sayfa:5
BAKARA SURESİ Cüz:1,Sure:2
30.Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım,
dedi.Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve takdis edip dururken, yeryü
zünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?
dediler.Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim, de
di.
(Halife, vekil ve temsilci demektir.Allah, yeryüzünde iradesini temsil et
mek üzere insanı yaratmış, orada ilahi hükümranlığı gerçekleştirme gö
revini de ona vermiştir.)
31.Allah Adem'e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere ar
zedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin,
dedi.
32.Melekler: Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize
öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alim ve hakim ol
an ancak sensin, dediler.
33.(Bunun üzerine) :Ey Adem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi.
Adem onların isimlerini onlara anlatınca:Ben size, muhakkak semavat ve
arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve a
çık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.
34.Hani biz meleklere (ve cinlere) :Adem'e secde edin, demiştik.İblis ha
riç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kafir
lerden oldu.
(Bundan sonra Hz. Adem ve nesli, aslı cinlerden olup, sonra şeytanların
başı olan İblis ve nesline uyup uymamakta sınanacaklardır.)
35.Biz: Ey Adem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; ora
da kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sa
dece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikinizde kendi
ne kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
36.Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulun
dukları (cennetten) onları çıkardı.Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düş
man olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek ya
şamak vardır, dedik.
37.Bu durum devam ederken Adem, Rabbinden bir takım ilhamlar aldı ve
derhal tevbe etti. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol ol
andır.
(Hz. Adem'in Rabbinden aldığı ilhamlar hakkında çeşitli yorumlar yapılmış
tır. Bu ilhamlar, onu ikaz ve irşat mahiyetinde tavsiyelerdir. İbn Mesud'a
göre namazlara başlarken okuduğumuz ''Sübhaneke'' Hz. Adem tarafın
dan o zaman söylenmiş bir tesbih ve duadır.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ