SEYYİDETÜ'N-NEFÎSE
Kabri Mısır’da…
Allah indinde dua ve niyazı o kadar makbul bir insan ki, bazı büyükler, edilecek nezirlerin sevabını kendilerine hediye etmeyi tavsiye etmişlerdir. Yani her hangi bir murad mevzuunda nezir, Seyyidetü'n-Nefise Hazretlerini hedef tutacak…
İsmi de belli ediyor ki, Nur neslinden, Allah Rasûlünün soyundan…
Kapısı çalınıyor. Komşusu, İslam dışı bir karı-koca. Rica ediyorlar:
--Biliyorsunuz! Bizim felçli kızımız var.
Yıllardır uzandığı yerden kalkamıyor!
Şifası yok!
Gayet mühim bir iş için bir yere gitmek zorundayız. Biz gidip gelinceye kadar, Allah rızası için hasta kızın başında beklemeyi kabul edermisiniz!
İşi gücü, dört duvar arasında sadece ibadet ve gözyaşı olan büyük ulvî kadın:
--Hemen, diye cevap veriyor; siz işinize gidin ve kızınızdan yana kaygı çekmeyin!..
Karı-koca işlerine, Seyyidetü'n-Nefise de hasta kızın yanına…
Saatler geçiyor…
Ermiş kadının gözleri, hasta kızın üzerinde…
Ne güzel bir kız!...
Hareket gözlerinde…
Mahzun bakıyor ve ermiş kadına karşı gözlerinin içiyle gülümsüyor.
Seyyidetü'n-Nefise Hazretleri ellerini dua âlemine kaldırıyorlar:
--Allah’ım, şu güzel kızı ayağa kaldır ve ona hak dini nasip et!...
İslam dışı karı-koca, bir müddet sonra döndükleri zaman, yıllardır hasta ve yatalak kızlarının ayakta, büyük ulvî kadının dizleri dibinde olduğunu görüyorlar…
Büyük ve ulvî kadın onun saçlarını okşamakta…
Kız annesiyle babasını görünce fırlıyor ve kucaklarına atlıyor.
İslâm dışı karı ve koca, İslâm içindeler…
Halkadan Parıltılar N.F.Kısakürek..
__________________ Yâ zabiyyâti'l-kâi kulne lenâ
Leylâye min-kunne em Leylâ mine'l-beşer...
(Ey yaylanın ceylanları söyleyin bana
Leyla'm sizden biri mi yoksa beşer mi Leyla!) |