| SULTANLAR RİKÂBINDA YÜRÜSÜN!
Birgün, Sultan Ahmed Han mürşidini ziyaret için Üsküdar'a gelmişti...
Çarşıdan geçerken, Hüdâyî Hazretleri'nin alışveriş ettiğini gördü...
Genç hünkâr bu esnada attan idi...
Derhal atından indi hocasının elini öptü ve atına binmesi için ricâ etti...
Bir müddet, Hüdâyî Hazretleri at sırtında önde ve Padişah'ta yaya olarak ardınca yürüdüler...
Kısa bir süre sonra, Mahmûd Hüdâyî dünyayı titreten koca bir Padişah'ın arkasında yaya yürümesine razı olmadı ve; 'Sultanım! Sırf hocam Muhammed Üftâde Hazretleri'nin duâsı ve emri yerine gelsin diye bindim. Çünkü o; 'Pâdişâhlar rikâbında yürüsün.' diye duâ etmişti.' buyurarak atından indi...
Ata tekrar Sultan Ahmed Han'ı bindirdi.
Sultan Ahmed Han'ın bu hâdiseden sonra şu beyitleri söylediği belirtilir; Varımı ben Hakk'a verdim, gayrı vârım kalmadı,
Cümlesinden el çekip pes dü cihânım kalmadı.
Çünkü hubbullah erişti, çekti beni kendine,
Açtı gönlüm gözünü, gayri gümânım kalmadı.
Evliyânın himmeti, yaktı beni kül eyledi,
Sâfiyim, buldum safâyı dü cihânım kalmadı.
Ahmedî der, 'Yâ İlâhî! Sana şükrüm çok-durur',
Hamdülillah aşk-ı Hak'tan gayri vârım kalmadı. |