19 Şaban 1429
21 Ağustos 2008, Perşembe
19 Şaban 1429
21 Ağustos 2008, Perşembe
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 79 (18 Kayıtlı ve 61 Misafir) bulunmaktadır.

Online  ...SoNsUzLuK..., adımmaviş, Almula, DeRCan, dilerim, figen, Gülzar-ı İrfan, gulbahar, kebirulcady06, maklube, okyanus, siyahsancaktar, uşaklı, yıldırım beyazıt, zenciiRii antioxidan, hafsa


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
Ebu-zer
Tecrübeli Üye
 
Ebu-zer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 182



Yarışma Puanı: 430
Teşekkür etti: 868
Teşekkür aldı: 163 konuda 599 kere
kucult  büyük
monaroza´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
SubhanAllah her konu dikkat çekici aslında almaya hazır bir yürekle okuyan için..

Yine en dikkat çekicilerden;

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in babasının iffeti


Abdûlmuttâlib de sevgili oğluyla birlikte şehre geliyordu. Kabe'nin yanından geçerlerken, babasından bir hayli geride kalmış Abdullah'ın karşısına bir kadın dikildi.

Bu kadın, Abdullah'ın dillere destan güzelliğine hayranlardan biri olan, Varaka b. Nevfel'in kız kardeşi Rukiyye idi.

O da, kardeşi Varaka gibi eski mukaddes kitapları okumuş, o kitaplarda âhirzamanda gelecek peygamberin sıfatlarını görmüş ve öğrenmişti.

İç âleminde, Abdullah'ın yüzünde, o âna kadar hiç kimsede görmediği müstesna parlaklıkla karşı karşıya kalınca, bu sıfatlarla münâsebet kurdu.

Bu şerefi başkasına kaptırmamak için de, âdeta güzelliğini ve iffetini unutarak Abdullah'ın yanına yaklaştı ve fısıldadı:

"Delikanlı, biraz dursana!"

Abdullah durdu.

Kadın, "Nereye gidiyorsun?" diye sordu.

Yüzünde parlayan nurun masumiyeti içinde Abdullah;

"Babamla gidiyoruz." diye cevap verdi.

Kadın, bu masum cevap üzerinde pek durmadı ve asıl maksadını açıkladı.

"Abdullah" dedi, "benimle şimdi evlenir misin?"

Abdullah'ın yüzü bir anda kıpkırmızı kesildi. Masumiyetini yırtmak isteyen bu teklife pek aldırmadı ve yoluna devam etmek istedi.

Fakat, Rukiyye, ona sahip olmak istiyordu.

Arzusunu bir başka teklifle câzib hâle getirdi:

"Eğer" dedi, "benimle evlenmeyi kabul edersen, senin için kurban edilen develer kadar develerim var, onların hepsini sana vereyim!"

Abdullah, bu câzib teklife de iltifat etmedi ve iffetini sergileyen şu cevabı verdi:

"Haram öyle acıdır ki, ölüm acısı onun yanında çok hafif kalır;

Helâl ise çok tatlıdır.

Ey kadın, sen git, açıkça helâlinden ara!

Şeref ve iffet sahibi olanlar, namuslarını ve dinlerini titizlikle korurlar.

Onlar, namussuzluk demek olan bir işe nasıl teşebbüs ve cesaret edebilirler?"

Bu asil cevabından sonra da, güzel Rukiyye'nin hüzün ve hayranlığı birleştiren bakışları önünde yoluna devam etti.

Günler sonra, evlenmiş bulunan Abdullah, aynı kadınla Mekke sokaklarında bir kere daha karşılaştı.

Aynı Rukiyye, ona karşı en ufak bir arzu ve hasret belirtisi göstermedi; bilâkis, hissiz ve bakışları, hayranlık şöyle dursun, çok donuktu.

Abdullah sebebini sordu: "Ne oldu sana?.. Hâlin değişmiş!"

Rukiyye, "O gün, alnında esrarlı bir nur parlıyordu. O nur karşısında kendimden geçtim. Ama şimdi onu göremiyorum!" diye cevap verdi.

Evet, Abdullah'ın alnında parlayan nur artık yoktu.Çünkü, Kâinatın Efendisine hâmile olan, annelerin en büyüğü Hz. Âmine'ye intikal etmişti.

Aslında, Abdullah'a hayran ve meftun olan sâdece bu kadın değildi.

Kötü ahlâktan uzak, tertemiz ve en güzel haslet ve faziletlerle bezenmiş bu delikanlıya bütün Kureyş kızlarının gözleri çevrilmişti!

Ama, yüzündeki parlaklığın sırrına akıl erdiremeden; Hak Teâla'nın ona âhir zaman peygamberinin babası olmak gibi şereflerin en büyüğünü mukadder kıldığının hikmetini idrak edemeden!..


Sallallahu aleyhi ve sellem
Allah razi olsun monaroza abla, güzel tespitler.

Bir sorum olacak...

Efendimizin muhterem babasina alninda gördügü nurdan dolayi -anlasilan ne anlama geldigini biliyordu- acikca evlilik teklifi yapan ancak red cevabindan sonra da ikinci karsilasmada meyl göstermeyen bir kadin - Varaka bin Nevfelin kizkardesi- nasil iffetten yoksun olabiliyor.
Iffetten yoksun kadin tekifinde israr ederdi, istegini elde edebilmek icin herseyini feda ederdi.
Oysa bahsi gecen kadin bundan pakti ve yaptigi sadece bir evlilik teklifi idi.
Zaten maksadi sehevi degil ulvi idi.
Dolayisiyla Efendimizin muhterem babasinin verdigi cevap pek kadinin hareketiyle uyusmuyor.
Yani demek istiyorum ki, muhtemelen bu rivayetin bu kisminda ya töhmet vardir, ya da tercüme hatasi.
Zira acizane ben bu gecen konusmada iffetsiz bir tavir göremiyorum Efendimizin muhtarem babasinin sehevi degil ulvi maksatli bir kadinin tavrini iffetsizlikle nitelemesini pek anliyamiyorum.
Saygilarimla...
eski 05.03.2008, 00:19 Ebu-zer isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #78
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:09 .


Page generated in 0,24658 seconds with 16 queries