7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 34 (4 Kayıtlı ve 30 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Atmaca, Payitaht Dagistan,
Tekil Mesaj gösterimi
dilara92
' ' ' ' ' ' ' ' ' ' ' '
 
dilara92 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.07.2007
Mesajlar: 503




Teşekkür etti: 5.145
Teşekkür aldı: 481 konuda 2.186 kere
kucult  büyük
GÖZ ZİNASI

"Mü'min erkeklere söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. (Bakılması helal olmayan yerlerini kapatmakla korunsunlar.) Bu (örtünme) kendileri için çok temiz(bir hareket)dir. Şübhesiz ki Allah (kullarının ne) yapacaklarından hakkıyla haberdardır. Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını (gözlerini avret mahallinden kapatmak suretiyle ve bedenlerini bakmaktan örtünmek suretiyle) korusunlar. Ziynetlerini (yani baş, kulak, boyun, göğüs, pazı, kol ve yakalarını) açmasınlar. Bunlardan görünen kısmı (yüzünün bir kısmı ve el avucu) müstesna. Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapayacak surette) koysunlar. Ziynet(yer)lerini kendi kocalarından yahud kendi babalarından yahud kocalarının babalarından yahud kendi oğullarından yahud kocalarının oğullarından yahud kendi biraderlerinden yahud kendi biraderlerininoğullarından yahud kız kardeşlerinin oğullarından yahud kendi kadınlarından yahud kendi ellerindeki memlükelerden yahud erkeklerden yana ihtiyacı olmayan (yani erkeklikten kalmış bulunan) hizmetçilerinden yahud henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tevbe edin ey mü'minler. Ta ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız." [En-Nur 30-31]

İzahı: Allah Teala mü'minlere, gözlerini harama bakmaktan sakındırmalarını emrediyor. Ta ki helaldan başka bir tarafa bakmasınlar. Zira bedenin sultanı kalb iken, kalbi bozan da gözlerin harama bakmalarıdır. Hatta göz görmezse, kulak işitmezse ve dil söylemezse, kalb ve dimağ, zina gibi kötülükleri asla tasavvur edemez. Bunun için yukardaki En-Nur suresinin 30. ayetinde bedenin sultanı olan kalbin temizlenmesi emrolunmadı. Ancak kalbin
temizlenmesi için gözleri harama bakmaktan sakındırmaları emrolundu. Demek gözü harama bakanın, kalbi temiz değildir. Eğer temiz olsaydı göz kapanırdı. Nitekim daha evvel zikredilen hadîs-i şerîfte, gözün kalbe getireceği manevi necasetin, domuzun maddî necasetinden daha beter olduğu beyan edilmiştir.

Cerir adlı sahabî: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e: "Ansızın harama baktığım zaman ne buyurursunuz? dedim. "Hemen gözünü çevir." buyurdu. Yani önüne yahud da harama bakmayacağın tarafa bak demektir.

"Ey Ali, birinci kere gördüğünde, ikinci kere bakma. İlk kere gördüğün lehinde ise de, ikinci kere bakman aleyhindedir."

"Altı şeyde Bana kefil olun, Ben de cennete girmeniz için kefil olayım: Konuştuğun zaman yalandan sakın. Emanet sana teslim olduğu zaman hıyanet etme. Bir söz verdiğin zaman sözünden cayma.
Gözlerinizi (harama bakmaktan) kapatın. Ellerinizi (haramı çalmaktan) men edin. Irzınızı muhafaza edin."

İşte bakmak, gözden kalbe giren zehirli ok olduğu için Allah Teala: "Mü'minlere söyle gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar." diye emret*miştir.

"Herhangi bir mü'min, bir kadının güzelliğini görür, sonra başını çevirir veya gözünü kapatırsa, şübhesiz ona Allah bir ibadeti nasib eder ki, o da ibadetinin lezzetini tadar."

Bir hadîs-i kudsî: "Muhakkak harama bakmak, şeytanın zehirli oklarındandır. Kim Ben'den korktuğu için bakmayı terk ederse, bakmasını (bakmaktan gelen şehvetinin kuvvetini) imana tebdilederim. O da imanının lezzetini tadar."

"Allah Adem oğulları için (insanın hissi itibarıyla, irade ve hareketiyle) zinadan bir pay yazmıştır (hükmetmiştir). Şübhesiz ona ulaşır. Binaenaleyh gözlerin zinası harama bakmak, kulağın zinası haramı işitmek, dilin zinası yalan söylemek, elin zinası haramı tumak , ayakların zinası harama adım atmaktır. Halbuki kalb bunlardan dolayı iştiyak eder, umar ve temenni eder. Alet de bazan kalbi tasdik eder, bazan da (zinayı terk etmekle) yalanlar."

Demek ki kalbi aşk-ı İlahî'den çevirecek, dış azaların hareketi ve nefsin meyletmesidir. Bu hadîs-i şerîf, tamamen kadın ve erkeklerin bir araya gelmelerinin ve bakmalarının zararlarını açıkça beyan eder.

Bir gün Rasul-u Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem, Ummu Seleme ve Meymune'nin yanlarında bulunduğu halde, ani*den İbnu ummi Mektum a'ma eve girmiştir. Bu Hadise, örtünme ayetinin nuzülünden sonra olmuş ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara: "Abdullah adlı İbnu UmmiMektum'dan örtünün." buyurmuştur. Meymune: "Ya Rasulallah, o bizi göremez ve tanıyamaz; neden biz ondan örtünelim?" deyince, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara cevaben şöyle buyurmuştur: "Ya siz de mi körsünüz, göremiyor musunuz?"

Bu hadîse binaen ulemanın çoğu, mutlak bakmayı haram etmiştir. Ancak helal olana bakmak müstesnadır. Hanefî mezhebindeki ulema, bu ve benzer hadislere dayanarak: "Kadın, yüzünün bir kısmı ve elinin avuç içinden başkasın) açamaz." demişlerdir. Nitekim Esma'nın hadîsinde bu hüküm beyan olunmuştur. En-Nur suresinin 31. ayet-i kerîmesinde de, kadın kısmının evin içinde kime yüzünü göstereceği beyan olunmuştur.

Hazreti Ayşe validemiz radıyallahu anha şöyle rivayet eder: Ensar hanımlarından daha üstün itikadlı bulamadım; Allah onlardan razı olsun. Çünkü En-Nur suresindeki:

"Başörtülerini yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar." mealindeki ayet-i kerîmeyi erkekleri onlara okudukları zaman, hemen ensar hanımları tatbik etmeye başladılar.

Ensardan her bir er, En-Nur suresinin 31. ayetini okuyunca, o erin hanımı, kızı, kardeşi ve yakınlarından her biri, murtlerini (yani başörtüsünün üzerinde giyilen üstlüklerini) giydiler. Kimisi de, En-Nur süresindeki "humur" kelimesini, yaka paçayı kapayacak baş örtüsü olarak tarif etmiştir. EI-Ahzab süresindeki "cilbab" kelimesi ise örtünmeyi; çarşaf, aba, hülasa tepeden topuklara kadar kapayacak bir tek geniş ve uzun üstlük diye tefsir etmiştir. Bu takdirde En-Nur süresindeki örtünme emri, evin içinde; EI-Ahzab suresinin 59. ayetindeki örtünme emri ise, evin dışındaki örtünme emridir.



Sohbet ve Tesettürde Adab, Dilara Yayınları
eski 05.03.2008, 21:16 dilara92 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #25
dilara92 isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:42 .


Page generated in 0,29381 seconds with 13 queries