| Azabın derecesi hakkında birşey bulamadım ama bu da mühim İbnu Kayyim diyor ki: <<Kabrin azabı iki kısımdır.Kafirler ve bazı mü’min âsilerin azabı daimidir.Suçları hafif olanların azabı muvakkattır.Rad-ur-Riyâhin’den bize ulatığına göre,cum’a gecesinde ölülere azab yoktur.Zannımca cum’a gecesi kafirlerden değil;mü’min âsilerden azab kalkar. Fakat Bahr-ul-Kelam’da denilmiştir ki:Cum’a gecesinde ve gündüzünde,kafirlerden dahi azab kalkar.Böylece Ramazan ayında kabir azabı büsbütün kalkar.Âsi mü’minlere cum’a gecesinde ve gündüzünde azab kalkar;sonra da kıyamete kadar dönmez.Böylece cumâ gecesinde veyahud gündüzünde ölene kabrin sıkıştırması da yoktur.>> Münâvî Suyûtî’den naklen diyor ki: <<Bu sözler,mü’minin bir haftadan fazla azab görmeyeceğine delâlet eder.Cum’aya ulaşınca kalkar ve dönmez.Fakat bu sözde delile ihtiyac vardır.>> Münâvî sözüne şöyle devam ediyor: <<İbnu Kayyim’in El-Bedâye adlı eserinde Kâdı Ebû Ya’lâ’dan naklen şöyle denilmiştir:Kabrin azabı dünyanın azabıdır.Dünya, içindeki şeylerle fânîdir.Binaenaleyh kabrin azabının kesilmesi de gerekir.Fakat ne miktarda azabın kaldırılacağı hususunda nakil yoktur; amma kalkar. Nitekim Hennâd’ın Mücâhid’den gelen nakille tahric ettiği bir haberde şöyle denilmiştir: ‘’Küffâr kabirlerinde uyku gibi bir hale girerler.Kıyamet gününde kabir ehline nidâ edildiği zaman kafirler: {Yazıklar olsun bize.Bizi mezarlarımızdan kim haşre gönderecek,derler …}’’ [Yâsin Sûresi ayet 52,Bakınız ed-Dürr-ül-Mensûr c.7. s.63, Feyz-ul-kadîr c.4 s.309] Kabrin ekser azabı,bevlden korunmamaktan ileri gelir. Üstaz İsmail Çetin,Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdür
el-hasıl denildiği gibi kabir azabı muvakkattır.Kafirler cehennem azabını tadınca oraya dönmek isteyeceklerdir.
Mülk onundur dilediğine dilediği kadar azab verir.Her hükmünde adildir.Bizler hesab soramayız.Cennette onundur cehennemde nitekim Eş'arî ulemasının dediği gibi mü'minin ebediyyen cehennemde kalması aklen mümkündür-Çünkü mülk onundur istediği gibi tasarruf eder- ama şer'an mümkün değildir-Çünkü vadi vardır.- |