26 Şaban 1429
28 Ağustos 2008, Perşembe
26 Şaban 1429
28 Ağustos 2008, Perşembe
Ayet
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Haşr-21
hadis
İnsanoğlu sabaha çıkıp güne başladığında bütün organları diline yalvararak şöyle derler:Hakkımızda Allah’tan kork. Çünkü bizim doğru yönde ilerlememiz ancak seninle mümkündür. Sen doğru çizgide olursan,biz de doğru çizgide oluruz.Sen doğru yönden saparsan,biz de saparız.
Tirmizi

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 71 (26 Kayıtlı ve 45 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Almula, barayev, bir lahza, canane, Dagistan, DeRCan, devr-i alem, dilerim, Dilnihad, ebrar69, efsun hayal, EMANET-35, hafize-i rabia, HamS, KoRSaN, mutasyon, nur talebesi, siyahsancaktar, ta-ha, tÜrkÜ, turab, ummuhan, uşaklı, VesaiRe, VisaL


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
es'elüke
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: 16.02.2008
Mesajlar: 12




Teşekkür etti: 17
Teşekkür aldı: 15 konuda 53 kere
kucult  büyük
Şair Nâbi'yi ağlatan şiir

Şair Nâbi'yi ağlatan şiir

Sair Nâbî, Sultan 4. Mehmed döneminde hacca gitmek üzere bir kısım devlet erkanıyla birlikte yola çıkar. Kafile Medine-i Münevvere'ye yaklaşmıştır. Vakit gecedir. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'e bir an önce ulaşma özlemiyle Nâbî'nin gözüne uyku girmemiştir. Fakat kafiledeki bir paşa, hem de ayaklarını kıbleye doğru uzatmış, uyumaktadır.

Hazret-i Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) beldesinde, edebe aykırı böyle bir gaflet hâlini bir turlu hazmedemeyen ve çok üzülen Nâbî, içine gelen bir ilhamla kasidesini bir anda irticalen söyleyiverir.
Sakin terk-i edebden.....
Sakin terk-i edebden kûy-i Mahbûb-i Hudâ'dir bu
Nazargâh-i ilâhidir, Makam-i Mustafâ'dir bu
Felekde mâh-i nev, Bâbusselâm'in sîne-câkidir
Bunun kandili Cevzâ, matla'-i ziyâdir
Habib-i Kibriyâ'nin hâbgâhidir fazilette
Tefevvuk-kerde-i Ars-i Cenâb-i Kibriyâ'dir bu.
Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-i adem zâil
Amâdan acdi mevcûdât dus cesmin tûtiyâdir bu.
Muraât-i edep sartiyla gir Nâbî bu dergâha
Metâf-i Kudsiyandir cilvegâh-i enbiyâdir bu
....
Paşa uyanır, ve toparlanır.

Kafile şafak vakti Medine-i Münevvere'ye girmektedir. Ravza-i Mutahhara'nin minarelerinden sabah ezanı okunmaktadır. Müezzin, ezanın ardından Türkçe bir kaside okumaya baslar. Nâbî, dikkat eder, okunan kendi şiiridir. Hemen minarenin kapısına koşar. Müezzine, "Allah aşkına, okuduğun bu kasideyi nereden öğrendin?" der.

Müezzin şöyle cevap verir: "Bu gece rüyamda Efendimiz'i (sallallahu aleyhi ve sellem) gördüm, bana dedi ki : 'Ya müezzin kalk yatma. Benim ümmetimden bana âşık bir zat benim kabrimi ziyarete geliyor. Muhabbetinden benim için su kasideyi söylemiştir. İşte bu cümlelerle minareden onu istikbal et.' dedi. Ben de hemen kalktım. Abdest aldım. Peygamberimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) iltifatına mazhar olan âşık acaba kimdir diye düşünerek minareye koştum. Öğretildiği gibi okudum." Nâbî, "Ümmetimden mi dedi?" diyerek sevincinden oracığa bayılıp düşer.

Sakin terk-i edebden.....
Sakin terk-i edebden kûy-i Mahbûb-i Hudâ'dir bu
Nazargâh-i ilâhidir, Makam-i Mustafâ'dir bu
Felekde mâh-i nev, Bâbusselâm'in sîne-câkidir
Bunun kandili Cevzâ, matla'-i ziyâdir
Habib-i Kibriyâ'nin hâbgâhidir fazilette
Tefevvuk-kerde-i Ars-i Cenâb-i Kibriyâ'dir bu.
Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-i adem zâil
Amâdan acdi mevcûdât dus cesmin tûtiyâdir bu.
Muraât-i edep şartıyla gir Nâbî bu dergâha
Metâf-i Kudsiyandir cilvegâh-i enbiyâdır bu


Açıklaması: Burası Allah’ın sevgilisinin beldesidir. Cenâb-ı Hakk’ın nazar buyurduğu, Ravza-i Nebî'dir. Bu gökteki yeni ay, Bâbusselâm kapısının yüreği yanık âşığıdır. Ayın kandili Cevza yıldızı bile ışığının nurunu ondan almaktadır.
Burası, Allah (celle celaluhu)'in sevgilisinin ebedî istirahatgahinin, türbesinin bulunduğu yerdir ve fazilet bakımından Cenâb-ı Hakk’ın arşının bile üstündedir. Bu toprağın ziyasından, yokluğun karanlıkları ortadan kalktı. Bütün yaratılmışların görmeyen gözleri açıldı, çünkü bu toprak, gözlere şifa veren sürmedir. Bu dergâha edep ölçülerini gözeterek gir; çünkü burası meleklerin tavaf ettiği ve peygamberlerin tecelli ettiği bir yerdir.

Alıntıdır.
__________________
"Hanedan-ı Ehl-i Beyt-i Mustafayı Sevmeyen Esfel-i Süfliyete Nadan Gelir Nadan Gider..."
eski 11.03.2008, 02:18 es'elüke isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
es'elüke isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:10 .


Page generated in 0,22438 seconds with 14 queries