Derin Düşünceli!
Bir defasında dostlarından birinin bahçesinde arkadaşlarına öğlen namazını kıldırdı. Farzdan sonra sünnetleri kılmak için kalktılar. Sünnetleri kıldıktan sonra arkadaşına dönüp: ‘Şu gömleğimin altında bir şey var mı?’ diye sorup, sırtını açtı. Meğer bir eşek arısı on altı yerden sokmuş onu. Sırtı kararmıştı. ‘İlk soktuğunda neden namazı bozup ilgilenmedin?’ dediler. Cevabı derindi:
‘Başladığım sureyi bitirmeden namazı bozmak istemedim.’
Volkan Gibi Zekâ
Zekâsı, afakı sarmıştı. O konuşuluyor, o izleniyordu. Kimi hayret ediyor, kimi kıskanıyor, kimi de Müslümanlar’ın içinden böyle bir insan çıktığı için övünüyordu. Sağlığında da ölümünden sonra da her ırktan, her dilden bütün Müslümanlar onunla gurur duydu. Onun ilminden direkt veya dolaylı istifade etmeyen bir Müslüman yoktur.
Zeki insan çok vardı; ama o zekâsını dinine hizmet için kullandı.
Zekâsı hakkında bir ip ucu vermesi bakımından diyor ki: ‘Enes’ten ders okuyanları düşündüm. O anda aklıma üç yüz isim geldi.’
‘Dün gece uyumadan önce, kaç hadis yazdım kitaplarıma diye düşündüm de baktım, iki yüz bin civarında imiş.’
En büyük talebelerinden biri olan İmam Müslim, Buhara’ya onu ziyarete gittiğinde elini öpmeye yanaşmış, o da engel olmak isteyince:
‘Bırak ayaklarını öpeyim. Sen hocaların hocasısın. Sen hadis âlimlerinin efendisisin.’ demişti.