Bu güzel yazınızı okuyunca aklıma uzun bir şiirin son tarafı geldi. ne alaka diyenler tabiiki çıkabilir ama dedimya aklıma geldi...
Allah razı olsun tevazu moderatör.
........................ Vurulduğu gece toprağa düştüğü yere taşlardan bir kin anıtı olarak döşekler yapılmamış,
Kanlısı kargıçlanmamış ve ölümün ter-ü taze gözlerine çok renkli bir nakış olarak işlendiği
Gömleğine incecik kadın yüreklerle evlad iyal ana bacı seslerle ilençlerle ağlanmamış,
Kimsiz kimsesiz bir ölü gibi yatırılmış unutulan yüreğin hey... şiirini söylemedim daha...
Uzun nefeslerle düşünmekten sakınan bir güneş
Minicik serçelerin yumulmaz gözlerine gizlenerek bir çırpıda çakılıyor arza.
Ben o zaman elimi kaldırıp elyordamıyla gözü bağlı tetiğe dokunuyorum
Yaşamanın sivri yanları çakılıyor göğsüme
İnsanlar kayıp gidiyor tırnaklarımın arasından göğsümde kargılarını unutuyorlar.
Ben yine onikiden vuruyorum.
Atlayıp üstüne şavkı vuran sözcüklerin gümüş sağrılı küheylanı yormadan dörtnal koşturuyorum.
Ben akkor demirlerle ağlamak köprülerini dağlayan cerrah,
Kanayan bir yaraya naralar çiçeklendiren,yitik çocukların rahmisıla közlerine bastığı
Bu umut merhemini kararan göğe,düşen yaprağa,hasretinden çatlamış toprağa sürüyorum...
Cumali Ünaldı HASANNEBİOĞLU |