Bayrak
6 Recep 1429
09 Temmuz 2008, Çarşamba
6 Recep 1429
09 Temmuz 2008, Çarşamba
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 42 (4 Kayıtlı ve 38 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DeRCan, hu_kusu, mutasyon mesutizm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Konu: TEDAViLER
Tekil Mesaj gösterimi
Hak-dilaram
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.173


1 Albümü var
 
Teşekkür etti: 10.845
Teşekkür aldı: 4.411 konuda 20.721 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
Kul din kardişinin yardımında olduğu müddetçe Allah da o kulun yardımındadır. " şeklinde buyrulan cümlenin emri çok mühimdir. Rasûl-u Muhterem aleyhisselam iki elin parmaklarını birbirine geçirerek :

" Mü'minler birbirine bir binanın duvarı gibidirler. Birbirlerini ( böylece ) kenetlerler. " buyrulmuştur.

Mal ile yardım, devlet kapılarındaki işleri görmekle yardım ve her hususta yardım etmekle kardeş kardeşi ve dost dostunu var gücüyle tutmalıdır, hizmetlerini görmelidir.

Nitekim bu hususta İmam Rağıb İsfehânî diyor ki: Eğer düşünülürse, ağzımıza götürdüğümüz bir tek lokmanın tahsilini tek başımıza yapamayacağız. Çünkü bir insan hem çiftçi, hem aşçı, hem değirmenci bir anda olamaz. Böylece her mesleği karşı karşıya getir. Her insan kendi mesleği ile gayrına yardım etmelidir ve kendini gayrına yardım etmelidir ve gayrına bir hizmetçi bilmelidir. Çünkü kendinde bulunmayan mesleklerde birçok meslekçilere muhtacdır. Halbuki en büyük yardım mü'min kardeşinin ihtiyacını gidermek için gayret göstermektir.

Mü'min mü'minin kardeşinin aynasından kendini görüp temizlemelidir. Öyleyse onun kusurundan göz kapatmalıdır. Demek her ni'metleri ve güzellikleri gayrına ve her kusuru kendi nefsine isnad eden, kardeşlik hukukuna son derece riayet etmiştir. Görülmez mi hadîs-i şerîfte:

" Mü'min mü'minin aynasıdır. Mü'min mü'minin kardeşidir. Malını, mülkünü ona toplar ( bununla işini görür ) ve arkasından onu ( kardeşinin malını, mülkünü, ırz ve namusunu ) korur. " buyrulmaktadır.

Bu hadîs-i şerîf, mü'min mü'min kardeşinden ne kadar güzellik görürse ondan ve ne kadar fenalıkları görürse nefsinden bilinmesine de işaret etmektedir. Mü'min mü'min kardeşini canından, malından daha fazla muhafaza ederse iman kardeşliği ve dostluk hakkını ifâ etmiş olur. hatta Eflatun'a birisi sormuş : " Sen anne babadan kardeşini mi, yoksa meslek kardeşi ve dostunu mu seviyorsun? " Derhal şu cevabı vermiştir:

Elbette ben dostumu kardeşimden daha fazla severim; kardeşimi de bana dost olursa severim.

Hakiki dostluk felsefî görüşlere mebnî değil, hakiki dostluk iman kardeşliğine bina edilir. Bu dostluğun alameti de yüzünde ve yalnız olarak ona nasihat etmek ve kardeşinden nasihatı kabul etmek, büyükse ona hürmet, küçükse ona şefkat etmek, halktan ayıplarını gizlemek, gıybetini yaptırtmamak ve onu müdafaa etmek, bir de her halukarda onu ve her şeyini, namusunu, malını, ırzını gıyabında bile korumaktır. İşte mü'min kardeşliğinin hakikati bu. Onun için ayet-i kerîmede :

" Ancak mü'minler birbirine kardeştir... " ( El-Hucurat 10 ) Bir hadis-i şerîfte de en genel manada şöyle buyrulmuştur:

" Kim din kardeşine gıyabında yardım ederse Allah ona dünya ve ahirette yardım eder. "

Şeyh Ahmed Gümüşhanevî diyor ki: Eğer yardım eden yardım edilenden daha fazla zarara uğramıyorsa, bu mazlum kardeşe yardım farz-ı kifayedir. Aksi takdirde mendubdur. Eğer iki ihtimal aynı seviyede ise yine yardım hayrlıdır. Ancak şart, yardım edenin zulme uğramaması, yardım edilenin de masun olmasıdır. çünkü zalime yardım haramdır. Mazlumun da acizliği kendisi hakkında mazeret sayılmaktadır.

" Kim borçlusuna mühlet verirse yahud ondan silerse kıyamet gününde Arş'ın gölgesinde haşrolunur. " buyrulan hadîs-i şerîfe binaen denilir ki: Her şeyden evvel mü'minin Fenâ Fil'ihvan olması lazımdır. Aksi takdirde maksada ulaşmak zordur. Çünkü İslam dîni esas itibarıyla bu babda iki noktada toplanır:

Birincisi Allah Teâlâ'ya ibadet etmekte O'nun hakkını korumaktır. İkincisi de O'nun kuluna yine O'nun için hizmet etmektir. Hizmetin de en a'lâsı İslam kardeşliğinin haklarına riayet etmekledir. Fenâ Fil'ihvan da budur. Nitekim Rasûlu Muhterem aleyhisselam :

" Mü'minler hepsi bir adam gibidirler. Eğer başı ağrırsa tümü müşteki olur ( her bir ferd, kardeşinin rahatsızlığını kendi bedeninde hisseder ) ve eğer gözü ağrırsa hepsi ağrır, incinir. " buyrulmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte yine bu Fenâ Fil'ihvan hakîkati şöyle beyan olunur:

" Birbirlerini sevmekte, birbirine acımakta ve birbirine şefkat etmek hususunda mü'minlerin misali, bir cesedin misalidir. Ondan bir uzuv şikayet ederse, cesedin sair uzuvları uykusuzluk ve şiddetli ateşle ona ( acıyı hissedene acısına iştirak etmekle ) çağrışırlar. "

Bu hadis-i şerîflerde müslüman topluluğun böyle bir Fenâ'yı bulmadıkça hakimiyeti ele geçirmeleri hayaldır diye ifade olunmaktadır.

Çünkü particilik, meşrebçilik, fikir ayrılığı ve tefrikayı meydana getirir. İş böyle olunca İslam davasını yüklenenler de davalarında muvaffak olamazlar. Öyleyse hiç olmazsa onda altı, yedi, sekiz, mümin kardeşlerin bu hadislerle amel etmeleri gerekmektedir

mufassal medeni ahlak
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 18.03.2008, 13:47 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #10
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:12 .