20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 22 (1 Kayıtlı ve 21 Misafir) bulunmaktadır.

Online  yahya


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
leys
Super Moderator
(Konuyu Başlatan)
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.632



Yarışma Puanı: 470
Teşekkür etti: 3.235
Teşekkür aldı: 1.397 konuda 5.241 kere
kucult  büyük
ALTINCI DEVÂ

Ey elemden teşekkî -şikayet- eden hasta!
Senden soruyorum:
Geçmiş ömrünü düşün ve o ömürde geçmiş lezzetli safâ günleri ve belâ ve elemli vakitlerini tahattur et -hatırla-.
Herhalde ya oh, ya ah diyeceksin.
Yani, ya "Elhamdü lillâh, şükür," veyahut "Vâ hasretâ, vâ esefâ!" kalbin ve lisanın diyecek.

Dikkat et, sana "Oh, elhamdü lillâh, şükür" dediren,
senin başından geçmiş elemler, musibetlerin düşünmesi, bir mânevî lezzeti deşiyor ki, senin kalbin şükreder.
Çünkü elemin zevâli lezzettir.

O elemler, o musibetler,
zevâliyle ruhta bir lezzet irsiyet -benzerlik- bırakmış ki, düşünmekle deşilse, ruhtan bir lezzet akıyor, şükürler takattur ediyor.

Sana "Vâ esefâ, vâ hasretâ!" dedirten,
eski zamanda geçirdiğin lezzetli ve safâlı o hallerdir ki,
zevalleriyle senin ruhunda daimî bir elem irsiyet bırakıp,
ne vakit düşünsen o elem yine deşiliyor, esef ve hasret akıtıyor.

Madem bir günlük gayr-ı meşru lezzet bazen bir sene mânevî elem çektiriyor. Ve muvakkat -geçici- bir günlük hastalıkla gelen elem,
çok günler mânevî lezzet, sevapla beraber, zevâlindeki halâs ve kurtulmaktan gelen mânevî lezzet vardır.

Senin başındaki şimdilik bu muvakkat hastalığın neticesi ve içyüzündeki sevabı düşün.
"Bu da geçer, yâ Hû" de, şekvâ yerinde şükret.

ALTINCI DEVÂ Haşiye

Ey dünya zevkini düşünüp hastalıktan ıztırap çeken kardeşim!

Bu dünya eğer daimî olsaydı ve yolumuzda ölüm olmasaydı
ve firak ve zevâlin rüzgârları esmeseydi
ve musibetli, fırtınalı istikbalde mânevî kış mevsimleri olmasaydı,
ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım.

Fakat madem dünya birgün bize "Haydi, dışarı" diyecek,
feryadımızdan kulağını kapayacak.

O bizi dışarı kovmadan, biz bu hastalıklar ikazatıyla şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz.

O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız.

Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki:

"Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren."

Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.

Hem madem dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor.
Hususan meşru olmazsa, hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor.
O zevki kaybettiğinden hastalık bahanesiyle ağlama;
bilâkis hastalıktaki mânevî ibadet ve uhrevî sevap cihetini düşün,
zevk almaya çalış.

Haşiye
Fıtrî bir surette bu Lem'a tahattur ettiğinden -akla geldiğinden-, altıncı mertebede iki devâ yazılmış. Fıtrîliğine ilişmemek için öylece bıraktık; belki bir sır vardır diye değiştirmedik.
__________________
bin bıçak var sırtımda.. biniyle de adaşsın.. her biri hayran sana..
eski 22.03.2008, 17:11 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #12
leys isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:28 .


Page generated in 0,23535 seconds with 16 queries