12 Cemaziye'l-Evvel 1429
17 Mayıs 2008, Cumartesi
12 Cemaziye'l-Evvel 1429
17 Mayıs 2008, Cumartesi
Ayet
Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
hadis
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

Hak-dilaram'a nasıl ulaştınız?
Arama Motorlarından: 13,47%
Mail Gruplarından: 4,19%
Arkadaş tavsiyesi: 37,43%
Başka Forumlar Aracılığıyla: 13,47%
İnternette gezerken: 26,35%
ulaşıldım: 5,09%
Katılımcı sayısı: 334. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 82 (8 Kayıtlı ve 74 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DeRCan, HamS, irşad, mutasyon, sara, sevimli22, siyahsancaktar


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

İncİler Maİl Grubu


Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

...SaMi YuSuF...
suheda isimli üyenin, ...SaMi YuSuF... Albümünden

...SaMi YuSuF...
suheda isimli üyenin, ...SaMi YuSuF... Albümünden

...SaMi YuSuF...
suheda isimli üyenin, ...SaMi YuSuF... Albümünden

...SaMi YuSuF...
suheda isimli üyenin, ...SaMi YuSuF... Albümünden

...SaMi YuSuF...
suheda isimli üyenin, ...SaMi YuSuF... Albümünden

...SaMi YuSuF...
suheda isimli üyenin, ...SaMi YuSuF... Albümünden

...SaMi YuSuF...
suheda isimli üyenin, ...SaMi YuSuF... Albümünden

...SaMi YuSuF...
suheda isimli üyenin, ...SaMi YuSuF... Albümünden

Tekil Mesaj gösterimi
nurgül
Şeref Üyesi
 
nurgül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.12.2007
Mesajlar: 430


Yarışma Puanı: 140
Teşekkür etti: 7.047
Teşekkür aldı: 401 konuda 1.549 kere
Eyüp Sultan.

Peygamber efendimiz, “Kostantiniye elbette feth olunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir” diye tüm Müslümanlara müjdelediği gün, Müslüman yüreklere “Feth-i Mübîn” ateşi düştü…

Yüreğine fetih ateşi düşenlerden biri de Halid bin Zeyd, yani Ebâ Eyyûb el Ensarî(Eyüp Sultan Hazretleri) idi. Peygamber Efendimiz’in Medine’ye hicreti esnasında ona ev sahipliği yapmış, evinin alt katında onu misafir etmişti.

Onunla ve ondan sonra sayısız savaşlara katılmış, hem fiilen hem de lâfzen İslâm’ı tebliğ görevini hakkıyla yerine getirmişti.

Eyüp Sultan hazretleri; Bizans’ın fethi konusunda çok istekliydi, bunun sonunda da mücadele ederek Halife’yi sefer için ikna etmeyi başardı. Halife, Hicri 50’de 50 bin kişilik bir ordu hazırlayıp Bizans’a gönderdi.

Bu orduda Eyüp Sultan hazretleri dışında Abbas oğlu Abdullah, Yezit oğlu Abdullah ve İbni Zübeyr gibi sahabeler de vardı.

Kayıkla önce Rodos Limanı’na, oradan da Bizans’a yöneldiler. Bizans’a ulaşır ulaşmaz da şehri kuşattılar…
Kuşatma tam altı ay sürdü. Son derece güç şartlar altında fethi gerçekleştirmeye çalıştılar, fakat başaramadılar. Müjde, Peygamber efendimizin adaşını bekliyordu: Fatih Sultan Mehmed’i(Muhammed) bekliyordu.

Eyüp Sultan hazretleri, seksenli yaşlardaydı. Peygamber hasretiyle o yaşta yollara düşmüştü. Fakat şartlara fazla dayanamayıp hastalandı. Ve gitgide ağırlaştı. Bir gün ordu komutanlarını yanına çağırdı. Öldüğü zaman Bizans surlarına yakın bir yere gömülmesini vasiyet etti.

Öldüğünde vasiyetine uyularak sur yakınına defnedildi… Mezara konduğu gece, surlarda nöbet tutan Bizans askerleri, Eyüp Sultan hazretlerinin mezarından semaya doğru bir ışık fışkırdığını gözlemleyip korktular…
Ertesi gün, gördüklerini herkese anlatmaya başladılar. Ebâ Eyyûb’un kabrinden ışık yükseldiği haberi hızla tüm Bizans’a yayılarak İmparator’un kulağına kadar gitti…

İmparator önce askerleri sorguladı. Sonra da işin esasını merak ederek Yezid’e bir elçi gönderdi. Surların yakınında görünen ışığın ne olduğunu sordu.

Yezid, Peygamber yıldızlarından birinin öldüğünü, vasiyeti gereği surların yakınına defnettiklerini, defnettikleri gece kabrinden bir ışık fışkırıp semaya yükseldiğini gördüklerini anlattı.

İslam ordusu kuşatmayı kaldırıp geri döndükten sonra, imparator, Eyüp Sultan Hazretleri’ne bir türbe yapılmasını ve kabrin başucunda dört kandil yakılmasını emretti.

O günden sonra, Bizanslılar, her sıkıldıkları zaman Eyüp sultan'ın ruhundan yardım dilemek için türbesine koştular. Kabrin hemen ayak ucundan çıkan suyu da akıl hastalarının tedavisinde kullandılar.

Latinlerin İstanbul’u istila edip kiliselerle birlikte her yeri yakıp yıktıkları yıllara kadar Eyüp sultan türbesi ayakta kaldı. Maalesef yıkımdan o da nasibini aldı. Yerle bir edildi.

Belirsizlik Sultan İkinci Mehmed’in Bizans’ı feth ederek müjdeye ulaşmasıyla son buldu…

Ama aradan yediyüz yıl geçmişti…

Fatih Sultan Mehmed, fetihten hemen sonra, hocası Akşemseddin’e, Eyüp Sultan hazretlerinin mezarını bulmasını rica etti.

Hoca ruh yalnızlığına çekilip bir süre tefekkür ve tezekküre daldı. Nihayet seccadesini aldı, yola çıktı. Kendisini takip edenlere dedi ki:

“Seccademi sereceğim yeri kazarsanız Ebâ Eyyûb Hazretleri’ne ulaşırsınız.”

Yürüdüler, yürüdüler…

Ve Hoca, herkesçe meçhul, kendince malum yere seccadesini serip namaza durdu…

İki rekât şükür namazından sonra emretti:

“Kazınız!”

Hoca’nın gösterdiği yeri kazdılar…

Bir süre sonra “Hâzâ Kabr-i Eba Eyyûb” yazılı kil bir tablete ulaştılar.

Kabir bulunmuş, görev tamamlanmıştı. Peygamber yıldızını artık şanına lâyık bir türbeye kavuşturmak zamanıydı.
Padişahın emriyle kabrin olduğu yere bir türbe yapıldı. Hemen sonra da, şehrin ilk büyük selâtin camii inşa edildi. Bu yapılara bir medrese, hamam ve aşhane eklenerek İstanbul’daki ilk külliye meydana getirildi.
Külliyenin masraflarını karşılamak için de, Padişah, bir vakıf kurdu…

Nihayet külliyenin etrafına İslâm-Türk geleneğine uygun biçimde evler inşa edildi Ve Bursa’dan getirtilen göçmenler yeni evlere yerleştirildi…

Bugün “Eyüp Sultan” dediğimiz semt işte böyle doğdu.

Kaynak: Yavuz Bahadıroğlu
__________________
Taş yeşermez, geçmiş olsada nevbahar
Toprak olda bak, nasıl güller açar
Taş gibi idin çok gönül kırdın! Yeter!
Toprak ol, üstünde hoş güller biter.

Hz. Mevlana
eski 23.03.2008, 19:11 nurgül isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
nurgül isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:03 .