|
İslam'ın ilk devrinde müslüman kadının asıl meşgalesi Allah'ın dinine yardım etmek ve davetçiler kafilesine katılmak idi. Çünkü taptaze, dipdiri bir iman müslüman kadınların gönüllerini imar etmişti. İslamın güleryüzünden, müsamahasından, nurani havasından uzakta, küfür diyarında ikamet etmeye dayanamıyorlar, kocaları varsa kocalarının refakatinde hicret ediyorlardı.
Erkeklerin iman ettiği gibi kadınların da iman ettiği, uğrunda erkekler gibi fedakarlık gösterdiği bir dava vardı.
Ümmü Külsum bint Ukbe bint Ebimuayt'ı, Hudeybiye Barışı sırasında Medine'ye tek başına hicret ettiren bu davaya iman ve bağlılıktır. Rasul-i Ekrem ile müşrikler arasında akdedilen barış antlaşmasına göre o sürede müslüman olarakRasulullah'a gelen geri çevrilecekti. Rasulullah aleyhisselam ahid ve antlaşmaya uyarak iki müslüman erkeği geri çevirmişti. Ümmü Külsum Medine'ye varınca Rasul-i Ekrem'e: "Ben dinimle birlikte sana kaçtım, beni koru, onlara geri gönderme, yoksa beni fitneye düşürür bana işkence ederler. İşkenceye dayanamam. Ben bir kadınım, kadınların zayıf durumu sence malum; iki adamı geri çevirdiğini gördüm." demiş, O da: ''Şüphesiz Allah Teala antlaşmayı kadınlar hakkında iptal etmiştir." buyurmuştur.
İslam'a ve onun Aziz Peygamberine yardım etmekte ilklerden olan fazilet sahibi hanımlardan biri de Fadl'ın annesi, Haris kızı Lübabe'dir. Kendisi müminlerin annesi Meymune'nin öz kızkardeşidir. İslam'a giren ikinci kadındır. Hz. Hatice bint Huveylid'den radıyallahu anha sonra müslüman olmuş ve daima Allah Rasulünün sallallahu aleyhi ve sellem yardımında, desteğinde, yakınında bulunmuştur.
Cenab-ı Peygamber'in amcası Abbas b. Abdulmuttalib'in de zevcesiydi. Ümmü Fadl Lübabe, ilk müslümanların geçirdiği zor, mihnet ve meşakket dolu günlerde Hazreti Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem en çabuk yardıma koşanlardan, onu destekleyip dinine yardım hususunda en çok fedakarlık gösterenlerden olagelmiştir.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
|