46.jpg
Cüz:3,Sûre:2
BAKARA SÛRESİ Sayfa:46
275.Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbet
inden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların ''Alım-satım tıpkı faiz gibidir'' de
meleri yüzündendir.Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır.
Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geç
mişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır.Kim tekrar faize
dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.
276.Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları be
reketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.
(Faiz yasağı İslâm'ın kesin hükümleri arasındadır ve her çeşidi ile faiz ha
ramdır.Ferdî ve içtimaî zaruret halleri müstesna olmakla beraber bunlar de
vamlı değildir. İslâm'ın iktisadî, içtimaî , ahlakî.... nizamı bir bütün halinde
işletildiği zaman faize zaruret hasıl olmaz.İslâm ekonomisi sermaye birikimi
ni teşvik için faizi değil, ortaklık usülünü ileri sürmüştür.Bu usülde serma
ye faizsiz olacağı için maliyet ve enflasyon problemi ortadan kalkacak,
mülkiyete iştirak tabana doğru yaygınlaşacak, ekonomik ve sosyal farklı
laşma asgari seviyeye inecek; sermayeye, yatırımlara ve ticarete kötü
gözle bakılmayacaktır.Para bir değişim vasıtasıdır.Onu, alınıp satılan mal
haline getirmek ve rizikoya girmeden gelir sağlamak tatlı fakat zehirli yiye
ceklerle beslenmeye benzer, tesirini gösterince is işten geçmiştir.)
277.İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onla
rın mükâfatları Rableri katındadır.Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de
çekmezler.
278.Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mev
cut faiz alacaklarınızı terkedin.
279.Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tara
fından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun.Eğer tevbe edip
vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğ
ramış olursunuz.
280.Eğer (borçlu) darlık içinde ise,eli genişleyinceye kadar ona mühlet ver
mek (gerekir). Eğer (gerçekleri) anlarsanız bunu sadakaya (veya zekâta)
saymak sizin için daha hayırlıdır.
281.Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hakettiğinin eksiksiz verile
ceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
--------------------------------------------------------------------------
47.jpg
Sayfa:47
BAKARA SÛRESİ Cüz:3,Sûre:2
282.Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız va
kit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın.Hiçbir kâtip Allah'ın
kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gi
bi) yazsın.Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden kork
sun ve borcunu asla eksik yazdırmasın.Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf
veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdır
sın.Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun.Eğer iki erkek bulunamazsa rı
za göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona ha
tırlatması için- iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik
etmesin.Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın
mayın.Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha
sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur.Ancak aranızda yapıp
bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu
yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur.(Genellikle) alış-veriş yaptığın
ızda şahit tutun.Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın.Eğer bunu yapar
sanız (zarar verirseniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir.
Allah'tan korkun.Allah size gerekli olanı öğretiyor.Allah her şeyi bilmekte
dir.
(Kurân-ı Kerîm, bu en uzun âyeti ile noterlik müessesinin esaslarını koy
muş, müslümanlar da bu tavsiyeyi genellikle uygulamışlardır.İslâm'ın titiz
likle üzerinde durduğu prensiplerden biri de hakkın korunmasıdır. Alacak
ve borcun korunması, îfası gereken haklardandır.Hakkın icrâ ve îfası, on
un bilinmesine, gerektiğinde isbat edilebilmesine bağlıdır.Gerek yazma ve
yazdırma, gerekse şahit tutma ve isbat için hâla kullanılan vastalardandır.
İslâm kadını, tabiat ve fıtratına uygun bir eğitim gördüğü, hayâsı ve duy
guları daha güçlü, daha müessir olduğu için şahitlik gibi resmi ve ammeye
açık konularda hemcinsiyle takviye edimesi uygun görülmüştür. ''İşin yok
sa şahit, paran çoksa kefil ol'' şeklindeki meşhur söz, İslâm'ın getirdiği
kardeşlik ve dayanışma ruhunun söndüğü, ahlâkın zayıfladığı devirlere ait
tir.Kur'ân, müminleri, işleri olsa da şahitlik etmeye çağırmış, böylece hak
ların korunması görevine katılmaları istenmiştir.''Hak'' yücedir, hiçbir şey
onun üzerine çıkarılamaz.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ