|
İslama ilk koşan hanımlardan, onun uğrunda fedakarlık gösteren ve çektikleri işkenceyi, sürgünü, acıları hiçe sayanlardan biri de Ammar b. Yasir'in annesi Sümeyye'dir. Mahzum oğullan Öğle sıcağı şiddetlenip çölün kumları kızdığı vakit Sümeyye ile oğlu ve kocasını açıklık yere götürürler ve üzerlerine kızgın kumlan dökerler, onlara kızdırılmış zırhları giydirip sert taşlar ile taşa tutarlardı. Nihayet oğlu ile kocası, müşriklerce uygun sayılan bir söz söyleyerek canlarını şiddetli işkenceden kurtardılar. O sözü cebir ve işkence altında telaffuz etmişlerdi. İşte şu ayet-i kerime o ikisi ve onlar gibiler hakkında inmiştir: "Kalbi iman ile dopdolu ve müsterih olduğu halde ikraha uğratılanlar (zora ve baskıya maruz kalanlar) hariç olmak üzere kim imanından sonra küfre kalbini açarsa Allah'ın gazabı onların başındadır. "(Nahl: 106)
Ama Sümeyye sabra yapıştı, bir kelimeyle bile olsa müşrikleri memnun etmeye razı olmadı. Ve alçak Ebu Cehil bunun üzerine ona harbesini fırlattı, Sümeyye ruhunu teslim etti. Tarih de onu nurdan harflerle İslam'ın ilk şehidi olarak kaydetti.
İslam tarihinde Sümeyye'den başka pek çok hanımlar vardır ki İslam'a yardım uğrunda onun katlandığının üstünde işkence ve cefaya katlanmışlar ama azimet ve gayretleri gevşememiş, hiç bir eziyet ve sürgün sabırlarını pörsütmemiştir. Tam aksine sabır ve rıza ile, ecrini Allah'dan bekleyerek başlarına gelen azap, eza ve cefayı karşılamışlardır. Başkalarından kendilerine merhamet dilenmemişlerdir. Hatta siyer ve tarih ravileri Hz. Bilal radıyallahu anh dışında da zayıf ve kimsesiz durumdaki müslüman erkeklerden, kendilerini ölümden kurtarmak için zalim ve cani kafirlerin kendilerinden istedikleri sözü söylediklerini rivayet etmişlerdir; ama zayıf ve kimsesiz, sabırlı hiç bir müslüman hanımdan böyle bir şey nakletmemişlerdir.
Bilakis bu nevi müstesna müslüman hanımlar, Allah yolunda, O'nun dinini aziz ve yüce kılma uğrunda her türlü sıkıntı ve işkenceyi seve seve kabulleniyorlar, İslam'a davetten hiç geri kalmıyorlar, davet ve tebliğ esnasında karşılaştıkları elemlere meşakkatlere, dikenlere aldırış etmiyorlardı.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
|