52.jpg
Cüz:3,Sûre :3
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:52
(Tefsirlerde, aşağıda meâli verilen âyetin nüzûlüne sebep olan sebep teş
kil eden muhtelif olaylar anlatılmıştır ki, bu olaylardan birisi şöyledir. İkisi
de yahudi olan bir kadınla bir erkek zina ederler.Tevrat'ta zinanın cezası
''recim'' olmakla beraber yahudiler, asaletleri sebebiyle bu kişileri recmet
mek istemezler;daha hafif bir ceza vereceği ümidiyle Resûlullah'a gelirler.
O da aynı ceza ile hükmedince bu hükme itiraz ederler.Hz. Peygamber
Tevrat'ın ilgili âyetini okutarak ona göre hüküm verir ve suçluların yine
recmedilmesini emreder.Umduklarını bulamayan yahudiler öfkelenirler.)
[/color]
23.(Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez
misin ki, aralarında hükmetmesi için Allah'ın Kitab'ına çağrılıyorlar da, son
ra içlerinde bir gurup cayarak geri dönüyor.
24.Onların bu tutumları: Bize ateş sayılı günlerde dokunacaktır, demeleri
nin bir sonucudur.Onların vaktiyle uydurdukları şeyler de dinleri hakkında
kendilerini yanıltmıştır.
25.Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve
hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkese kazandığı şeyler tastamam öden
diği zaman halleri nice olur?
26.(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dile
diğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediği
ni de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye
kadirsin.
27.Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi, diri
den de ölüyü çıkarırsın.Dilediğine de sayısız rızık verirsin.
(Bu âyette, gece ve gündüzün uzayıp kısalmasının, Allah'ın kudretine bir
nişâne olduğu anlatılmaktadır.)[/color]
28.Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesin.Kim bunu yaparsa,
artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur.Ancak kâfirlerden gelebile
cek bir tehlikeden sakınmanız başkadır.Allah, kendisine karşı (gelmekten)
sizi sakındırıyor.Dönüş yalnız Allah'adır.
(Âyette yasaklanan dostluk, kâfirlere karşı gönülden bağlanma ve mümin
leri bırakıp onlara ilgi ve sevgi gösterme manasındaki dostluktur.Buna kar
şılık bir müslüman devletin -başka müslümanların aleyhine olmamak şartıy
la- kâfirlerle barış imzalaması ve başka bir gayri müslim devlete karşı işbir
liği yapması caizdir.)
29.De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir.Gök
lerde ve yerde olanları da bilir.Allah her şeye kadirdir.
(Müfessir Beyzâvi, bu âyeti tefsir ederken şöyle diyor: ''Eğer kalpleriniz
de kâfirlere karşı bir sevgi ve dostluk meyli varsa, onu saklasanız da
açığa vursanız da Allah bilir. Zira göklerde ve yerde olan her şeyi bilen
Allah, elbette sizin gizlinizi de,âşikarınızı da bilir.Ayrıca O, kâfirleri dost ol
manızı yasaklamasına rağmen, yine de siz bunda vazgeçmezseniz, sizi ce
zalandırmaya da kadirdir... Kısaca, O'nun muttali olmadığı ve cezalandır
maya gücünün yetmediği hiçbir kötülük ve isyan bulunmadığına göre, em
rine âsi olmak cür'etini göstermeyin.'') KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
-------------------------------------------------------------------
53.jpg
Sayfa:53
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3
30.Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşı
sında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi ara
sında uzun bir mesafe bulunsun.Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sa
kındırıyor. Allah kullarına çok şefkatlidir.
31.(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi
sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyi
cidir.
32.De ki: Allah'a ve Resûl'üne itaat edin.Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki
Allah kâfirleri sevmez.
33. 34.Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi
ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.Allah işiten ve bilendir.
(İbrahim ve İmrân ailesinden maksat, müfessirlerin çoğunluğuna göre, on
lkardan sonra gelepeygamberlerdir.)
35.İmrân'ın karısı şöyle demişti: ''Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul sırf sa
na adadım.Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (ni
yetimi) bilen sensin.''
36.Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken; Rabbim! Ben o
nu kız doğurdum.Oysa erkek, kız gibi değildir.Ona Meryem adını verdim.Ko
vulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi.
37.Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi.
Zekeriyya'yı da onun bakımı ile görevlendirdi.Zekeriyya, onun yanına, mâ
bede her girişinde orada bir rızık bulur ve ''Ey Meryem, bu sana nereden
geliyor?'' der; o da : Bu, Allah tarafındandır.Allah, dilediğine sayısız rızık
verir, derdi.
(Zekeriyya aleyhisselâm, Hz. Meryem'in teyzesinin kocası idi. Âyette ifade
edildiği gibi Hz. Meryem'in Beyt-i Makdis'te bakımını Zekeriyya üzerine al
mıştı.Meryem'e özel bir oda tahsis etti ki ona âyette ''mihrap'' denilmiştir.
Mihrap, harp ve cihad vasıtası demektir.Bir nevi çile odası anlamını taşır.
Âyette geçen ''mihrap''ın, camilerde imamın namaz kıldırdığı yer olan mih
râb ile alâkası yoktur. Hz. Zekeriyya, Meryem'in her yanına girişinde çeş
it çeşit taze meyveler görürdü.Bunlar o mevsimde o bölgede yetişmeyen
meyvelerdi.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ