|
İbni Abbas'ın rivayet ettiği Kureyş'in Amir kolundan olan Ümmü Şerik ile ilgili hadiste onların kalplerindeki iman ateşinin parlaklığına, Allah'a davet yolunda ataklığa, bu yolda karşılaştıkları eza, cefa, sıkıntı ve yorgunluklara karşı sabretmeye canlı bir örnek bulunmaktadır:
İbni Abbas radıyallahu anh diyor ki: Ümmü Şerik'in kalbine Mekke'de iken İslam aşkı düştü ve müslüman oldu. Sonra gizlice Kureyş kadınlarına gitmeye başladı. Onları İslam'a girmeye davet ve teşvik etti. Nihayet Mekkeliler onun durumunu anladılar ve yakaladılar. Ona: Eğer kavmin olmasaydı sana şöyle şöyle yapardık, fakat seni kavmine geri veriyoruz, dediler.
Ümmü Şerik şöyle devam ediyor: Beni bir deveye bindirdiler. Altımda minder ve benzeri hiçbir şey yoktu. Daha sonra beni üç gün aç ve susuz bıraktılar. Üç gün sonra artık yeryüzündeki hiç birşey; kulaklarım duymuyordu. Kendileri bineklerinden inince gölgeye çekilip dinleniyorlar, beni bağlanmış vaziyette güneş altında bırakıyorlar, yiyecek içecek birşey vermiyorlardı...
Müslüman kadın, İslam uğrunda ve yolda fedakarlık meselesinde bu sadıkane katılım ile yetinmemiş; iman cephesi ile küfür cephesi arasında silahlı mücadele başladığı zaman da Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ve ashab-ı kiram (r. anhum) ile beraber bir çok savaşlarda en önlerde bulunmuştur. Su kaplarını hazırlamak ve doldurmak, onları savaş alanına götürüp mücahidlere su vermek, yaraları sarmak, ölüleri savaş meydanı dışına taşımak gibi pek çok makbul ve takdire değer hizmetler, yararlıklar yapmışlardır. Savaşın en şiddetli anlarında da silah kuşanıp Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı yanında çarpışmaların ortasına dalmaktan çekinmemişlerdir.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
|