7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 35 (10 Kayıtlı ve 25 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Atmaca, DeRCan, EMANET-35, HamS, KoRSaN, okyanus, Sakallı, siluet Dagistan, Ummu Seleme
Tekil Mesaj gösterimi
ŞüHeDa
Yolcunun Şehri Kayıp :D
 
ŞüHeDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.434




Teşekkür etti: 15.271
Teşekkür aldı: 3.504 konuda 9.506 kere
kucult  büyük
ŞÜKÜR


Bir insanın eline geçen veya içinde bulunduğu halden mutluluk duyarak bunun büyük bir nimet olduğu düşüncesini taşıması, onun şükrüdür.

ŞÜKRETMEK, NİMETİ FARKETMEKTİR!


Başkalarına verilmemiş sayısız nimetin içinde yüzdüğünü fark etmek, bunu kavramak “şükür”dür. Şükretmek, bunu fark etmektir. “Şükür Ya Rabbi” demek, “şükretmek” değildir. Başkalarına verilmemiş sayısız nimetler içinde yüzdüğünü fark etmek şükürdür.

KENDİNDE AÇIĞA ÇIKANI DEĞERLENDİRDİĞİNDE

ŞÜKRETMİŞ OLURSUN!



Kendisinde açığa çıkanın değerlendirilmesinin adıdır şükür..

Verilmiş olan nimeti değerlendirmektir
; kelimeyi tekrar değil!.

Değerlendirilemeyen şeyin elbette ki şükrü de olmaz!

TEŞEKKÜR ETTİĞİNİN KİM OLDUĞUNUN FARKINDA MISIN?


Kadrini bilirsen şükretmiş; değerini inkâr edersen, küfretmiş olursun!.

Teşekkür ettiğinin kim olduğunu bilmediğin sürece, "şükür" etmiş olmazsınız!.

Şükür, nimetin Hakk’a aidiyetinin dile getirilişidir!.

“ŞÜKÜR”DE NİMETİ VERENİ GÖRME VARDIR


"İnsanlara şükretmeyen Hakk’a şükretmiş olmaz" demiş sonsuzluk önderi.. Şükredilmesi önerilenin kim olduğunu idrâk edebiliyor musun?.

Kadrini bilirsen şükretmiş; değerini inkâr edersen, küfretmiş olursun!.

ŞÜKÜR, nimeti veren olarak görmektir! Verenin ardında bir veren düşünmek ise ŞİRK!

Şükürde , nimeti vereni görme vardır!

İNSANLARA ŞÜKRETMEYEN

ALLAH’A ŞÜKRETMİŞ OLMAZ!



Tüm varlık isimleri altında ortaya çıkan kudret ve mânâ, hep O'na aittir!

Tüm varlıklar ve oluşturdukları tasarruflar hep O'na aittir; ve onların her biriyle bir diğerini etkilemektedir!

Ancak bütün bunlara rağmen de, ne mikro ne de makro plandaki hiç bir "şey" için, "ALLAH"tır denemez!

Fakat, oradaki " vücudu" da inkâr edilemez!

Bu yüzdendir ki Rasûlullah aleyhisselâm, şöyle buyurmuştur:

-"İnsanlara şükretmeyen, ALLAH'a şükretmiş olmaz!

-"ALLAH İHSAN EDENLE BERABERDİR!"

âyetinde işaret edilen bir biçimde, "ihsan edende veren Hakk'tır!"

Tasavvuftaki "maiyyet sırrı"da budur işte!

Ve sen, o ihsan edeni görüp de şükretmezsen; artık sadece, hayâlinde "tasavvurun olan tanrına" şükretmiş olursun; ki, bu da gerçek ihsan ediciye şükretmemiş olman sonucunu doğurur.

“ALLAH’A ŞÜKREDEN BİR KUL

OLMAYAYIM MI!”



Kesretin varolması için fânilik mefhumunu yaratmıştır Allah!

Dolayısıyla sen bugün ne kadar ve nasıl hangi sisteme ve düzene dayalı olarak varsan ve bâkiysen, devamı da öyle gidecektir.

Dolayısıyledir ki bugün beden boyutunda yiyip içmek vücut için gerekliyse Ruh için başka çalışmalar gerekliyse, şuur için başka çalışmalar gerekliyse, bunun devamı da aynı sistem ve düzene tâbi olarak geleceği için, yapacağın ibadetlerin son derece büyük önemi vardır.

Hz.Ayşe diyor ki:

“Ya Rasûlullah... ”Bütün gece teheccüd kılıyorsun. Ayaklarına kan iniyor... Ayakların şişiyor... Niye, buna ihtiyacın mı var?!...

Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” diyor Hz.Rasûlullah.

Buradaki ŞÜKÜR kelimesinin mânâsını yanlış anlıyoruz.

“Şükretme”yi biz zannediyoruz ki, “şükrederim..şükrederim....!!! deyince şükretmiş oluyoruz.

Halbuki orada Hz.Rasûlullah’ın “şükran” kelimesiyle, “şükreden kul olmayayım mı?” sözüyle ifade ettiği mânâ başka;

Yani “ben o namazı kılma anında Mirâc’ı yaşıyorum. Mirâc’ı yaşadığım zaman Allah’ın Rubûbiyet sıfatıyla bütün varlığı varedişini, âlemlerini seyrediyorum... Bu seyr içinde de varlığın O’nun indinde HİÇ olduğunu müşâhede ediyorum. Ben bu müşâhededen vaz mı geçeyim; mahrum mu olayım?!!!..“ demek, o sözün mânâsı.

Şükür” budur işte; bu haldir!

ŞÜKÜR, İDRÂK EDİLENİN FİİLE DÖNÜŞTÜRÜLMESİDİR.

SONUCUNDA DA ARTIŞ BAŞLAR!



Nankörlük, değerini bilmemek veya değerlendirmemektir!.

Nankörlük, değerini bilmemek veya değerlendirmemektir!.

ŞÜKÜR, idrak edilenin fiile dönüştürülmesidir!

Bunun sonucu olarak da artış başlayacaktır.

Siz idrak ettiğinizi amele dönüştürürseniz beyninizde ek kapasiteler oluşacak ve o amel oranında beyin kapasiteniz artacak ve bunun karşılığında artan beyin kapasitesi ile yeni idraklar oluşacaktır.

Hz.Muhammed aleyhisselâtu vesellemin;

Şükreden bir kul olmayayım mı?”

hadisi, bunun en yalın anlatımıdır.

Kendisinde açığa çıkanları namaz içinde değerlendirmeye çalıştığını ifadedir, amaç... Artık o namazın nasıl bir fiil olduğunu siz hayal edin!.



(Soru: Hadislerden Allah Rasûlü’nün nâfile ibadetleri “şükründen” yaptığını okumuştum... Bu ne demektir? Teşekkür ederim.)

Kendisine verilen nimetin değerlendirilmesidir; ”Şükür”...

“Verilmiş bulunan nimeti değerlendiren kul olmayayım mı..” demek istemiştir.

ŞÜKREDENLERDEN MİSİN;

YOKSA NANKÖRLERDEN Mİ?



Ne “Allah”ta tekrar vardır; ne de tarihte tekerrür!.

Aynı ırmakta iki defa yıkanılmaz” diyor O zât!.

Şükredenin, elindeki nimet artar; nankörlük eden, zâten elindekini terkeder!.

Hiç bir değer yerde kalmaz; elbet değerlendirecek olanını bulur!.

Aynaya bak ve kendin hakkında gerçeği itiraf et... Sonra da geleceğini gör!.

Şükredenlerden misin; yoksa nankörlerden mi?.

BİR GÜN “KÜFÜR” DİĞER GÜN “ŞÜKÜR”,

BİR DEĞER İFADE ETMEZ!

ŞÜKREDEBİLENİN KÜFRÜ OLMAZ!



Şükür”, sana nimet verene gülücük yapıp, ‘’teşekkür ederim’’ demek; yarın da, hepsini inkâr anlamında defterinden silercesine yüz çevirmek değildir!.

Küfür” de, kızıp karşındakine sövmek değildir!.

Şükür, nimeti vereni görüp, ona minnet duymaktır!

Bir gün “küfür”, diğer gün “şükür” ise değer ifade etmez!

Şükredebilenin, küfrü olmaz!.

Küfürden arınmayanın da şükrü olmaz!.

Küfür, vereni inkâr etmektir!. Aldığını değerlendirmemektir!. Verilende, vereni görememek yüzünden, verenden perdelenmiş olmaktır!.

Ne dildekidir “şükür”; ne de dildekidir “küfür”!



ŞÜKÜR AYRIDIR;

SAHİPLİK DÜŞÜNCESİ AYRI!



(Soru: Üstadım... Elimize girene sevinmememiz, elimizden çıkana da üzülmememiz gerekirken, söylediğiniz anlamdaki şükür düşüncesinden imtina etmemiz mi gerekiyor?..)

Şükür ayrıdır, elindekine sahiplik düşüncesi ayrıdır...

HÂL İLE ŞÜKÜR


Allah Rasûlü, Allah adıyla işaret edilenin yaratmış olduğu SİSTEM ve Düzenin işleyiş mekanizmasına bağlı olarak, gereken bilgileri sana duyurmuş…

Senin, bu bilgileri değerlendirip, gereği şekilde yaşaman, sana Allah hidâyetinin ve Rasûl Şefaatinin ulaşması demektir.. Bu ilmin gereğini uygulaman, ilmi değerlendirmen demektir ki, bu da hâl ile şükür demektir!.

Aksi ise nankörlüktür!…


ŞÜKÜR HÂLİ, ALLAH’ADIR!


ŞÜKÜR, RIZA hâlinin açığa çıkışının adıdır.

Bunu çok iyi anlamak lâzım.

Şikâyet, yakınma, sızlanma veya yersiz bulma ise rızanın olmayışı dolayısıyla şükr hâlinin olmayışıdır.

Nimeti verene teşekkür Allah’a şükürdür, ama bu ŞÜKR HALİ degildir. Şükür karşındakinedir. şükür hâli Allah’adır.

Şükür ile ŞÜKÜR hali farklı şeylerdir.

ŞÜKÜR hâlinde olana “Ey mutmainne olan gönül, cennetime gir” âyeti hitap eder.

Ahmed Hulûsi
__________________
....Sevdalımsın iSTANBUL.....Mahşere kadar!
....Sen mavi bir sevdasın bende...iSTANBUL!
....Sonsuzluklarla dolusun,özlenensin!
....Ve hep beklenensin,ömrün sonuna kadar!
....Herşeyden çok istenilensin!
....Adın anılınca "ahh!" çekilensin!
....Sen bensin iSTANBUL,sadece BENSiN!


eski 29.03.2008, 13:24 ŞüHeDa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #13
ŞüHeDa isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:16 .


Page generated in 0,27049 seconds with 13 queries