Ebû Bekir radıyallahu aııh anlatıyor:
Hicret yolculuğunda
Resûl-i Ekrem ile mağaradayken,
tepemizde dolaşıp duran müşriklerin
ayaklarını gördüm ve,
"Ey Allah'ın Elçisi!
Eğer şunlardan biri başını eğip bakacak olsa
kesinlikle bizi görür" dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Ebû Bekir!
Üçüncüleri Allah olan iki kişiyi sen ne sanıyorsun?
Ümmü Seleme radıyallahu anhâ şöyle diyor:
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, evden çıkarken gökyüzüne bakarak şöyle dua ederdi:
Allah'ın adıyla çıkıyorum,
Allah'a güveniyorum.
Allahım!
Doğru yoldan sapmaktan, saptırılmaktan,
günaha düşmekten, günaha düşürülmekten,
haksızlık yapmaktan, haksızlığa uğramaktan,
câhilce davranmaktan,
câhilce davrananlarla karşılaşmaktan
Sana sığınırım.
Âişe radıyaUahu anhâ anlatıyor:
Resûl-i Ekrem boy abdesti alacağı zaman, önce ellerini yıkar, edep yerlerini temizler, namaz abdesti gibi abdest alır, sonra boy abdestine başlardı.
Daha sonra elini suya batırır ve parmaklarını saçının arasından geçirirdi.
Artık derisinin iyice ıslandığını anlayınca, üç defa su akıtarak bütün vücudunu yıkardı. Sonunda ayaklarını yıkardı.
Âişc radtyaltahu anhâ anlatıyor:
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, gece ayakları şişinceye kadar namazı kılardı.
Ona,
"Ey Allah'ın Elçisi!
Neden kendini bu kadar yoruyorsun?
Oysa Allah senin geçmiş ve gelecek hatalarını
bağışlamıştır" dedim.
Bana şu cevabı verdi:
Âişe!
Şükreden bir kul olmayayım mı?
Resûl-i Ekrem'in hizmetkârı
Rabîa ihni Kâ'b radıyaüahu anlı anlatıyor:
Ben Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'e
hizmet eder,
Allah'ın Elçisi yatsı namazını kılmcaya kadar
bütün gün onun ihtiyaçlarını temin etmeye çalışırdım.
O evine girdikten sonra da
"Belki bana bir emri olur" diye
kapısının önünde beklerdim.
Ben usanıp kalkıp gidinceye veya uykuya yenik düşüp
orada vıyuyuncaya kadar,
onun hep "Sübhânallah," "Sübhânallah,"
"Sübhânallahi ve bihamdihî" diye
zikredişini dinler dururdum.
Birgün benim kendisine olan itaat ve hizmetime bakarak:
"Rabîa!
Dile benden ne dilersen!" buyurdu.
Ben de
"Ey Allah'ın Elçisi!
Düşünüp sana bildireyim" dedim.
Sonra da,
"Dünya malı dediğin gelip geçicidir,
bana yetecek kadar bir rızık da ayağıma gelmektedir.
En iyisi ben Allah'ın Elçisinden âhiret hayatımla ilgili birşey isteyeyim, Çünkü o Allah katında en üstün yere sahiptir"
diye düşündüm.
Ardından kalkıp Hz. Peygamberin huzuruna vardım.
Beni görünce,
"Neye karar verdin, Rabîa?" diye sordu.
"Ey Allah'ın Elçisi!
Cennette seninle beraber olmayı istiyorum.
Rabbinin beni Cehennemden azat etmesi için
bana şefaat etmeni diliyorum."
"Bunu istemeni sana kim söyledi, Rabîa?"
"Seni peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim,
bunu bana kimse söylemedi.
Ama sen Allah katında pek değerli biri olarak
'Dile benden ne dilersen' buyurunca,
kendi kendime 'Acaba ondan ne istesem?' dedim.
Sonra da dünyanın gelip geçici olduğunu,
dünyadaki nasibimin ayağıma geldiğini düşündüm ve
'Allah'ın Elçisinden âhiretle ilgili birşey isteyeceğim'
dedim."
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem uzun bir süre düşündü.
"Başka birşey istemez misin?" diye sordu. "Hayır, ben sadece bunu istiyorum" dedim. O zaman Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: "Öyleyse, isteğinin gerçekleşmesi için çok namaz kılarak bana yardımcı ol!" |