20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 20 (1 Kayıtlı ve 19 Misafir) bulunmaktadır.

Online  beyza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
siyahsancaktar
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.299



Yarışma Puanı: 1190
Teşekkür etti: 24.807
Teşekkür aldı: 2.720 konuda 8.171 kere
kucult  büyük
Enes ibni Mâlik radıyallahtı anlı anlatıyor:
Birgün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mescide girmişti.
İki direk arasına çekilmiş bir ip gözüne ilişti. "Bu ip de nedir?" diye sordu.
"O, [mü'minlerin annesi] Cahş kızı Zeynep'e ait; namazda ayakta durmaktan yorulunca ona tutunuyor" dediler.
Bunv.n üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
Hayır, hayır.
Bu ipi hemen çözünüz.
Biriniz dinç ve istekli olduğunda
nafile namazını kılsın,
yorgunluk ve gevşeklik duyduğunda ise otursun.

Encs ibni Mâlik radıyallahıı anlı anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki kardeş vardı.
Biri, ilim öğrenmek için Hz. Peygamberin yanma gelir, diğeri, geçimlerini sağlamak için çalışırdı.
Birgün çalışan kardeş,
"Çalışıp kazanmıyor" diye
ötekini Hz. Peygambere şikâyet etti.
Resûl-i Ekrem ona,
"Belki de sen, onun sayesinde iş buluyor
ve rızkını kazanıyorsundur"
buyurdu.

Haıızala ibıü Rebî' radıyallahıı anh anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'm yanmdaydık,
bize öğüt verdi, Cehennemden söz etti.
Sonra eve geldim, çocuklarla güldüm, eşimle eğlendim.
Daha sonra evden çıktım.
Yolda ağlayarak giderken Ebû Bekir'e rastladım:
"Neyin var, Haıızala?" diye sordu.
"Hanzala münafık oldu" dedim.
"Fesübhânallah! Sen ne diyorsun?"
"Öyle ya,
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in
yanında bulunuyoruz.
Bize Cennet ve Cehennemden bahsediyor;
onlarıgözümüzle görmüş gibi oluyoruz.
Huzurundan ayrılıp çoluk çocuğumuzun yanma
ve işlerimizin başına dönünce,
çok şeyi unutuyoruz."
Bunun üzerine Ebû Bekir,
"Vallahi biz de aynı durumdayız.
Yürü Resûl-i Ekrem'e gidelim" dedi.
Birlikte yola düştük
ve Hz. Peygamberin huzuruna girdik. Ben,
"Ya Resûlallah! Hanzala münafık oldu" dedim.
"Bu ne demek?" buyurdu.
Ben,
"Ey Allah'ın Elçisi," dedim.
'Yanında bulunduğumuzda bize
Cennet ve Cehennemden bahsediyorsun;
biz de onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz.
Senin huzurundan çıkıp çoluk çocuğumuzun yanma
ve işimizin başına dönünce,
bunların çoğunu unutuyoruz."
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
Canımı kudretiyle elinde tutan Allah'a yemin ederim,
eğer siz,
benim yanımda bulunduğunuz hâli devam ettirip
hep zikirle meşgul olsaydınız,
melekler, yattığınız yataklarda, yürüdüğünüz
yollarda sizinle tokalaşırdı.
Fakat, ey Hanzala,
bir saatinizi ibadete,
bir saatinizi dünya işlerine ayırınız.
Resûl-i Ekrem bu sözü üç defa tekrarladı.

Ebû Hüreyre radıyallahu mıh anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem torunu Hasan'ı (veya Hüseyin'i) öpmüştü.
O sırada yanında çölde yaşayan bedevilerden Akra' ibni Habis vardı:
Akra',
"Benim on tane çocuğum var, ama hiç birini öpmedim" dedi.
Hz. Peygamber ona hayretle baktıktan sonra şöyle buyurdu:
Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.

Ebû Hüreyre radıyallahu anlı anlatıyor:
Bedevinin biri mescidin bir tarafına gidip küçük abdestini bozmuştu.
Onu gören Sahâbîler,
"Dur, yapma!" diye bağırarak üzerine yürüdüler.
Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Adamı kendi haline bırakınız. Abdest bozduğu yere büyük bir kova su dökünüz. Siz kolaylık göstermek için gönderildiniz, zorluk çıkarmak için değil.
Sonra Resûl-i Ekrem bedeviyi yanma çağırdı ve ona mescitte abdest bozmanın doğru birşey olmadığını anlattı;
Burada Allah anılır, namaz kılınır, ve Kur'an okunur
buyurdu.

Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor:
Bir Ramazan gecesi Resûl-i Ekrem
evden çıkıp mescide gitti,
ve orada (teravih) namazı kıldı.
Birçok Sahâbî de ona uyup namaz kıldılar.
Sabah olunca,
geceleyin Resûl-i Ekrem'in namaz kıldırdığı
ağızdan ağza yayıldı.
İkinci gece mescitte daha çok cemaat toplandı. Hz. Peygamber o gece de namaz kıldırdı.
Ertesi sabah,
yine gece kılman namaz hakkında konuşuldu.
Üçüncü gece daha çok cemaat toplandı.
Resûl-i Ekrem boy abdesti aldı,
o gece de mescide geldi ve teravih namazını kıldırdı.
Dördüncü gece toplanan cemaati mescid almadı. Ama Hz. Peygamber onların yanma çıkmadı.
Hattâ bazılarının "Haydin namaza!" diye seslendiklerini bile duydum.
Hz. Peygamber yine de onların yanma çıkmadı.
Sabah namazını kıldırdıktan sonra cemaatin karşısına geçip bir konuşma yaptı ve şunları söyledi:
Geceleyin beni beklediğinizi biliyorum.
Yanınıza çıkmama engel olacak bir durum da yoktu.
Ama ben bu namazın farz kılınmasından,
sizin de onu kılamayacağınızdan korktuğum için
yanınıza gelmedim.

Ömer ve Ebû Hiireyrc radıyaUaluı anhihnâ anlatıyorlar:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem zamanında
Abdullah adında biri vardı.
"Himâr" lakabıyla anılan bu zât,
yaptığı şakalarla Hz. Peygamberi güldürürdü.
İçki içmesi sebebiyle de
Resûl-i Ekrem onu cezalandırırdı.
Yine birgün onu "İçti" diye getirdiler. Peygamber Efendimiz, "Dövünüz şu adamı!" buyurdu.
Kimimiz eliyle, kimimiz pabuçlarıyla, kimimiz elbisesiyle ona vurdu.
Ceza faslı bittikten, Abdullah ayrılıp gittikten sonra biri, "Allahım, ona lanet et!" diye beddua etti.
Bunun üzerine Allah'ın Elçisi şöyle buyurdu:
Böyle demeyiniz,
kardeşinizin aleyhinde şeytana yardım etmeyiniz.
Vallahi ben onun
Allah'ı ve Resulünü sevdiğini biliyorum.
Ona beddua edeceğinize,
"Allahım!
Onu bağışla.
Allahım!
Ona merhamet et!" deyiniz.
eski 29.03.2008, 14:00 siyahsancaktar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #6
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:14 .


Page generated in 0,23238 seconds with 16 queries