.Hz. Peygamberin üvey oğlu Ömer ibııi Ebû Seleme radıyallahu anlı anlatıyor:
Ben Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in himayesinde yetişen bir çocuktum.
Yemek yerken,
elim yemek tabağının her yanma gider gelirdi.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem bana şöyle buyurdu: Oğlum! Besmele çek. Sağ elinle ye. Hep önünden ye.
O günden sonra buyurduğu gibi yemek yedim.
Aişe radıyallahu anhâ şöyle diyor:
Hz. Peygamberin hanımı Hatice'yi hiç görmemiştim; üstelik Hz. Peygamberle evlenmemizden üç yıl önce vefat etmişti.
Ama ben onu kıskandığım kadar, hayatımda hiçbir kadını kıskanmadım.
Hatice'yi kıskanmamın sebebi şuydu:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
onu sık sık anardı,
kendisini överdi,
Allah Teâlâ da,
Hatice'ye altından yapılmış bir köşk verileceğini
müjdelemesini Peygamberine emretmişti.
Bir de Resûl-i Ekrem koyun kestiği zaman, "Ondan Hatice'nin arkadaşlarına da gönderin" derdi.
Bazen dayanamayıp,
"Sanki dünyada Hatice'den başka kadın kalmadı!" derdim.
Resûl-i Ekrem ise Hatice'nin çeşitli özelliklerini sayar ve, "Üstelik o çocuklarımın anasıydı" derdi.
şöyle
dua ederdi:
Allahım!
Bize dünyada da iyiUk ver,
âhirette de iyilik ver. Bizi Cehennem
azabından koru.
okurdu.
Abdullah ilmi Abbas radıyallahu anhünıâ anlatıyor: Birgün Hz. Peygamber beni binitinin terkisine almıştı.
Bana,
"Çocuğum," dedi.
"Sana bazı ilkeler öğreteyim:
Sen Allah'ın buyruklarını gözet, Allah da seni gözetip korusun.
Sen Allah'ın rızâsını her işte önde tut;
işte o zaman Allah'ı önünde bulursun.
Birşey isteyeceksen, Allah'tan iste.
Yardım dileyeceksen, Allah'tan dile.
Şunu iyi bil:
Bütün insanlar toplanıp sana faydalı olmaya
çalışsalar, ancak Allah'ın senin için yazdığı faydayı
sağlayabilirler.
Bütün insanlar, sana zarar vermeye kalksalar,
ancak Allah'ın senin hakkında yazdığı zararı
verebilirler.
Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz olmuş,
ve yazdığı yazılar değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir.
Hz. Ömer radıyallahu anlı anlatıyor:
Ben, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in
gün boyu açlıktan kıvrandığını,
karnını doyurmak için
kalitesiz hurma bile bulamadığını gördüm.
Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhünıâ anlatıyor:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile bir yolculuk yapıyorduk.
Ben, babama ait olan
ve binilmeye henüz alışmayan genç bir deveye binmiştim.
Deveye söz dinletemediğim için o ikide bir kafilenin önüne geçiyor, babam ise onun ileri gitmesine engel olup geri çeviriyordu.
Deve yine öne geçince, onu tekrar geri çeviren babam,
"Abdullah!
Allah'ın Elçisinin önüne kimse geçemez!" diyordu.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem babama, "Şu deveyi bana satsana!" buyurdu.
Babam,
"Ey Allah'ın Elçisi! O senindir" dedi.
Resûl-i Ekrem tekrar
"Şu deveyi bana sat" buyurdu.
Bunun üzerine babam deveyi ona sattı.
Hz. Peygamber bana seslenerek,
"Abdullah, artık deve senindir;
ona istediğin gibi binebilirsin" buyurdu. |