11 Şevval 1429
11 Ekim 2008, Cumartesi
11 Şevval 1429
11 Ekim 2008, Cumartesi
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 11 (0 Kayıtlı ve 11 Misafir) bulunmaktadır.

Online  
Tekil Mesaj gösterimi
siyahsancaktar
Ceddi Osmanlı.....
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 4.149




Teşekkür etti: 32.001
Teşekkür aldı: 3.663 konuda 11.175 kere
kucult  büyük
Câbir ibni Abdullah radıyallahu anhümâ anlatıyor:
Mekke fethinde
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdim.
Pek yavaş giden devem, Medine'ye dönerken
iyice yürümez oldu.
İşte o sırada Hz. Peygamber yanıma geldi:
"Sen misin Câbir?" diye sordu.
"Evet, benim" diye cevap verdim.
"Niye ordudan geri kaldın?"
"Devem sakatlandığı için geri kaldım."
Resûl-i Ekrem devesinden indi,
elindeki ucu eğri sopayla devemi çekti,
yürümesi için dua etti ve bana,
"Haydi, şimdi bin!" dedi; bindim.
Devem her zamankinden daha iyi yürümeye başladı.
"Deveni nasıl buluyorsun?" diye sordu.
"Senin bereketin sayesinde çok iyi" dedim.
Devem o kadar hızlı gidiyordu ki,
Hz. Peygamberin devesini geçmesine engel oluyordum.
Allah'ın Elçisi bana,
"Cabir! Evlendin mi?" diye sordu.
"Evet, evlendim" dedim.
"Kızla mı, dulla mı?"
"Dul bir kadınla."
"Bârı bakire biriyle evlenseydin,
birbirinizle hoşça vakit geçirirdiniz."
"Yâ Resûlallah! Bildiğiniz gibi
babam Uhud Gazvesinde şehid düşünce,
dokuz kız kardeşime bakmak zorunda kaldım.
Onların yaşında tecrübesiz biriyle evlenmektense,
kendileriyle meşgul olacak, saçlarını, başlarım tarayacak,
evi çekip çevirecek biriyle evlenmeyi
daha uygun gördüm."
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem,
"Artık Medine'ye geliyorsun.
Çocuk sahibi olmaya bak!" buyurdu.
Daha sonra bana,
"Şu deveyi bana satar mısın?" diye sordu.
Utandım; su taşımak için başka bir devemiz yoktu.
"Evet, satarım" dedim.
Medine'ye varınca parasını ödemek üzere
deveyi kırk dirheme satın aldı.
Sonra Resûl-i Ekrem benden önce Medine'ye gitti.
Ben de kuşluk vakti vardım
ve arkadaşlarla birlikte Mescid-i Nebevî'ye gittim.
Resûl-i Ekrem mescidin önündeydi. Bana,
"Şimdi mi geldin?" diye sordu.
"Evet, şimdi geldim" dedim.
"Deveni bırak, mescide girip iki rekât namaz kıl"
buyurdu.
Ben de içeri girip iki rekât namaz kıldım.
Sonra Bilâl'e, bana kırk dirhem vermesini söyledi.
Bilâl de fazlasıyla verdi.
Paramı aldıktan sonra eve doğru yürürken,
Resûl-i Ekrem Bilâl'e,
"Bana Câbir'i çağır" buyurdu.
Ben içimden
"Deveyi almaktan vazgeçti, geri verecek" dedim.
Artık o deveden nefret ediyordum.
Allah'ın Elçisi,
"Câbir!" buyurdu. "Haydi deve de senin, parası da."

Tabiîn neslinden Ebû Bürde el-Eş'ari anlatıyor.
Âişe radıyallahu anhâ
bize giyile giyile yıpranmış yamalı bir elbise gösterdi
ve şunu söyledi:
"Vallahi Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
ruhunu işte bunların içinde teslim etti."
eski 29.03.2008, 14:21 siyahsancaktar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #12
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:50 .