Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellenı'e,
borçlu ölen birinin cenazesi getirildiğinde,
"Borcunu ödeyecek birşey bıraktı mı?" diye sorardı.
Borcuna yetecek bir mal bıraktığı söylenirse,
onun cenaze namazını kılardı.
Borcunu karşılayacak birşey bırakmadığı söylenirse,
o zaman Müslümanlara,
"Arkadaşınızın cenaze namazını siz kılınız" derdi.
Fetihler yapılıp da maddî bakımdan rahatlayınca,
Allah'ın Elçisi şöyle demeye başladı:
Ben mü'minlere kendilerinden daha ileriyim. Geride borç bırakarak ölen mü'minin borcunu ödemek bana aittir; bıraktığı mallar ise vârislerinindir.
Eııes ibni Mâlik mâıyallahu anlı şöyle diyor:
Bir defasında Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
evimize gelmiş,
biraz oturduktan sonra su içmek istemişti. Biz de evde beslediğimiz koyunu sağdık, süte, kuyumuzun suyundan karıştırıp Hz. Peygambere bir bardakla sunduk. Allah'ın Elçisi sütü içti.
O sırada solunda Hz. Ebû Bekir,
karşısında Hz. Ömer,
sağ tarafında da bir bedevi oturuyordu.
Resûl-i Ekrem'in bardağı önce bedeviye vermesini
istemeyen Hz. Ömer,
"Ey Allah'ın Elçisi!
Onu yanında oturan Ebû Bekir'e ver" dedi.
Hz. Peygamber bardağı sağında oturan bedeviye uzattı ve
"Önce sağdakine, sonra onun sağmdakine!" buyurdu.
Ebû Hiireyre radıyallcılnı anlı anlatıyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
Allahım!
Bütün işlerimin başı olan dinim konusunda hatâya düşmekten beni koru! Yaşadığım şu dünyadaki işlerimin yolunda gitmesini sağla!
Dönüp varacağım âhiretimi kazanmama yardım et!
Hayatım boyunca daha çok hayır yapmama
imkân ver!
Her türlü kötülükten kurtulmamı
sağlayacak bir ölüm nasip et! |