îbni Ömer radıyallahu anhüınâ anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in bir duası şöyleydi:
Allahım!
Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden,
lütfettiğin afiyetin bozulmasından,
ansızın vereceğin cezadan
ve Senin gazabını üzerime çekecek herşeyden
Sana sığınırım.
Enes radıyallahıı anh 'ı n söylediğine göre:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
kendisine ikram edilen güzel kokuyu geri çevirmezdi.
Selmân-i Fârisî'nin söylediğine göre ise,
Cuma namazına gidenin
güzel koku sürünmesini tavsiye ederdi.
Abdullah ibni Abbas radıyallahıı anhümâ anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
gece namazı kılmaya kalktığında şöyle dua ederdi:
Allahım!
Yalnız Sana hamd olsun;
gökleri, yeri ve onlarda olanları aydınlatan
Sensin Sen.
Yalnız sana hamd olsun;
gökleri, yeri ve onlarda olanları her an görüp gözeten
Sensin Sen.
Sana hamd olsun;
Sen hak ve gerçeksin;
yerine getireceğini söylediğin herşey hak ve gerçektir;
sözün hak ve gerçektir;
Sana kavuşmak hak ve gerçektir;
Cennet hak ve gerçektir;
Cehennem hak ve gerçektir;
Kıyamet gününün geleceği hak ve gerçektir.
Peygamberler hak ve gerçektir;
Muhammed hak ve gerçektir.
Allahım!
Emirlerini ve yasaklarını kabul ederek
kendimi yalnız Sana verdim,
yalnız Sana güvendim,
yanız Sana iman ettim.
Yüzümü, gönlümü yalnız Sana çevirdim,
hasımlarıma karşı delil ortaya koyma gücümü
Senden aldım.
Hakkı inkâr edenle kendi aramda
Seni hakem yaptım.
Şimdiye kadar yaptığım,
bundan sonra yapacağım,
gizlediğim,
açığa vurduğum bütün günahlarımı affeyle!
One geçiren de Sen, geride bırakan da Sensin. Senden başka hiçbir ilâh yoktur.
Ümmü Hâlid radıyatlahu aııhâ anlatıyor:
Habeşistan hicretinden döndüğümüzde küçük bir çocuktum.
Babamla birlikte
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in yanma gittik.
Üstümde sarı bir elbise vardı.
Allah'ın Elçisi beni sevindirmek için
"sene, sene" buyurdu.
Bu kelime Habeşçede "güzel" anlamına geliyordu.
Kalkıp Resûl-i Ekrem'in arkasına geçtim
ve sırtında bulunan (et beni şeklindeki)
"Peygamberlik mührüyle"
oynamaya başladım.
Babam bana,
"Çekil oradan, oynama!" diye engel olmaya çalıştı.
Hz. Peygamber ona,
"Çocuğu kendi haline bırak" buyurdu. Sonra da bana,
"Elbiseni güle güle giy, onu eskit, yenisini giy" buyurdu.
Bu hadisi rivayet edenler, Ümmü Hâlid'in uzun yıllar yaşadığım, sırtındaki elbisenin uzun süre konuşulduğunu söylerler. |