Önsözleri atlayamadım;
ÖNSÖZ
Yaşayan her canlının fani olduğu bu alemde, insanın da hayat plan ve programını fanilik kavramı üzerine kurması gerekmektedir. Bu kavram binlerce yıldır tüm açıklığıyla gözler önüne serilirken onu yok kabul etmek ya da düşünmemeye çalışmak ancak insanın kendi kendini aldatmaya çalışması ile izah edilebilir.
Varlık aleminde Allah Teâlâ’nın akıl başettiği tek varlık insandır. Bu nedenle insana bir takım vazifeler verilmiş ve bu vazifeleri yapmadığı takdirde cezalandırılacağı kendisine peygamberler ve ilâhî kitaplar vasıtasıyla bildirilmiştir. Dünyada verilen her türlü nimetin karşılığının elbet bir gün isteneceğini akıl sahibi her insanın bilmesi gerekir. Elbette insanoğlunun bu nimetlerin karşılığını tam manasıyla vermesi mümkün değildir. Zaten Allah Teâlâ’da insana ancak taşıyabileceği kadar vazife yüklemiş ve bunu Kur’an-ı Kerim’de bildirmiştir. Öyleyse küfür ve cehalet rüzgârlarının tüm şiddetiyle estiği bu asırda her müslümanın üzerinde mürşidlik vasfının olması gerekir. Bu vasfın gereği olarak her müslüman iman kadehini, bundan tatmamış insanlara sunmalı, yine sunmalıdır.
Ölüm bir yok oluş değildir. Misafir olduğumuz bu alemden asıl yurda dönüştür. Merhum şairimiz Necip Fazıl Kısakürek de ölüm hakkında şöyle demiştir:
Ölüm güzel şey budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber.
Mümin insan için ölüm işte budur. Zira varacağımız yer meçhul bir yer değildir. Peygamberlerin, şehidlerin, velilerin yurdudur. Hakiki Leyla’ya kavuşulacak yerdir. Ölümden korkması gerekenler müminlik vasfını taşımayan zavallılardır. Zira onlar için ölüm, cehennemin ateşinden kopup gelen bir azap fırtınasıdır.
Duygulu ve düşünceli insanlara ebedi bir yolculuğun ilk durağı olan mezarlıklar neler söylemez ki? Her mezar taşı aslında ölüm dili konuşan ateşli bir vaizdir. Onun anlayan insana verdiği tesiri hiç bir vaizin vermesi mümkün değildir. Sessizliği öyle bir sessizliktir ki, dünya belağatları onun saltanatı karşısında ancak, gözyaşlarından ibarettir.
Yine Kainatın Efendisi, Hazret-i Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i dinleyelim:
“Kabir dünya konaklarının sonu, ahiret menzillerinin ilkidir.“
“Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahud cehennem çukurlarında bir çukurdur.“
İman kadehinden tatmamış insanların ulaşacağı sonuç elbette müthiş bir kabir azabı olacaktır. Aslında duyan kulaklar için bu sessiz çığlıkları hissetmemek mümkün değildir.
Ebud-Derda (radiyallâhu anh) bir kabir başında derin düşüncelere daldıktan sonra ağlayarak şu sözleri söylemişti:
“Ey Kabir! Üstün sessizlikle, için korku ve azablarla dolu.“
Mümin insan ölüm dakikalarında kainatın yaratıcısına karşı hüsn-ü zan beslemeli, O’ndan af ve mağfiret talebetmelidir. Yine Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor:
“Sizden herhangi biriniz, Allah’tan iyilikler, hayırlar beklemeksizin ölmesin!“
İmam-ı Şârâni hazretlerinin bu kitabını yayınlarken sizlerin Ölüm, Kıyamet, Kabir ve Ahiret hakkında zihninizi meşgul eden tüm suallere cevap bulmanızı amaçladık.
Çalışmak bizden, tevfik Allah’tan…
Abdurrahman Pamuk