Çarşamba Günü İçin
---------------------------------------------------------------------------
62.jpg
Cüz:4,Sûre:3
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:62
101.Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranızda iken na
sıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiş
tir.
102.Ey iman edenler! Allah'tan O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslü
manlar olarak can verin.
(Müfessirlere göre ''Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkma''nın anlamı, müslü
manın, bütün varlığı ile Allah'ın emirlerini yerine getirmeye ve yasaklarından
kaçınmayaçalışmasıdır.Nitekim Abdullah b. Mes'ûd (r. anh.) âyetin bu kısmını
şöyle açıklamıştır: ''O'na âsi olmayıp itaat etmek, nankör olmayıp şükretmek
ve O'nu unutmaksızın hep hatırda tutmak.'')
103.Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) yapışın; parçalanmayın.Allah'ın size ol
an nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönülleri
nizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz.Yine
siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte
Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
104.Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bul
unsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
(Müfessirler, bu âyetin emri uyarınca,müslümanlar içinde, iyiliği emreden, kö
tülükten alıkoyan bir içtimaî kontrol müessesesinin bulunmasının farz-ı kifâye
olduğunu belirtmişler; ancak, bu görevi üstlenen kişilerde, görevin iyi ve hak
kaniyete uygun olarak yerine getirilmesini mümkün kılacak bazı şartların bul
unması gerektiğine de işaret edilmiştir.)
105.Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gi
bi olmayın.İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
106.Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüz
leri kararanlara: İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş
olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir).
107.Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebe
dî kalacaklardır.
108.İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir.Allah hiçbir
kimseye haksızlık etmek istemez.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
--------------------------------------------------------------------------
63.jpg
Sayfa:63
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3
109.Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.İşler dönüp dolaşıp Allah'a varır.
110.İnsanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emred
er, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsanız. Ehl-i kitap da inansaydı, el
bet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fak
at) çoğu yoldan çıkmışlardır.
(Bu âyetin müslümanlarla ilgili ilk kısmı, bazı âlimlerce, icmaî ümmetin, İslâm
Dininin hüküm kaynaklarından olduğunu gösteren delilleri arasında zikredilmiş
tir.)
111.Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle
savaşa girecek olsalar, size arkalarına dönüp kaçarlar.Sonra kendilerine yar
dım da edilmez.
112.Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve in
sanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vu
rulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir.Çün
kü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldü
rüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.
113.Hepsi bir değildir, ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki,
gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.
114.Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten men
ederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.
115.Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sa
hiplerini çok iyi bilir.
(Bazı tefsirlerde bu âyetin nüzul sebebi şöyle anlatılır: Ehl-i kitaptan Abdullah
b. Selâm ve çevresindekiler müslüman olunca, yahudiler onlara, ''Siz bu dine
girmekle kendinize yazık ettiniz'' kabilinden sözler söylemişlerdi. Allah Teâlâ
bu âyeti ile, iddia edilenin aksine, onların kurtuluşa erdiklerini ve gerek onlar
ın, gerekse diğer müminlerin yaptıkları iyiliklerin karşılıksız kalmayacağını, ku
sursuz adaleti ile her türlü hayırlı faaliyetlerin mükâfatını eksiksiz olarak lüt
fedeceğini buyurmaktadır.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ