Bayrak
16 Recep 1429
19 Temmuz 2008, Cumartesi
16 Recep 1429
19 Temmuz 2008, Cumartesi
Ayet
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.
Hucurat-10
hadis
Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse, cennete giremez.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 19 (0 Kayıtlı ve 19 Misafir) bulunmaktadır.

Online  


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Tekil Mesaj gösterimi
ebu mus'ab
Mü'min
(Konuyu Başlatan)
 
ebu mus'ab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 490


2 Albümü var
 
Teşekkür etti: 430
Teşekkür aldı: 489 konuda 2.386 kere
Uhud günü mücahide hanımlarının en bariz olanlarından biri, hatta en bariz olanı Mazin oğullarından Nesibe bint Ka'b Ümmü Umare radıyallahu anh'dır. Savaşın başında müslümanlar tarafı galip durumdayken diğer kadınların yaptığı gibi susayanlara su yetiştiriyor, yaralıları tedavi ediyordu. Okçuların Rasul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem emrine muhalefet etmesiyle zafer hezimete, yenilgiye dönüp de Allah Teala'nın: "O vakit siz (savaş meydanından) boyuna uzaklaşıyor, hiçbir kimseye dönüp bakmıyordunuz. Peygamber ise arkanızda sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Allah sizi keder üzerine kederle cezalandırdı" şeklinde vasfettiği durum meydana gelince Nesibe ilerledi, kılıcını çekti, yayını omuzladı, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber direnmekte olan sayıca az topluluğa katıldı. Bunlar müşriklerin oklarına karşı Rasul-i Ekrem'i koruyan etten duvar oluşturdular. Ne zaman Rasulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem tehlike yaklaşsa Nesibe onu savunmaya koşuyordu. Hatta bu Rasul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem dikkatini çekmişti ve: "Sağa sola nereye döndüysem Nesibe'yi önümde savaşır durumda görüyordum." buyurmuştu.

Bu zor anları oğlu Umara şöyle anlatıyor:
"O gün sol pazumdan yaralandım. Beni koca bir hurma ağacı gibi iri bir adam vurdu ve geçti, tekrar üzerime gelmedi. Kanım dinmiyordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Yaranı sar", buyurdu. Annem bana doğru geldi. Onun yanında kuşağına asılı yaralar için hazırladığı sargılar bulunuyordu. Annem yaramı sardı. Nebiy-yi Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem bana bakıyordu. Annem: "Kalk yavrucuğum, şu adamlarla çarpış", dedi. Nebiy-yi Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ise: "Senin dayandığına kim dayanabilir ey Ümmü Umara?" dedi.

Ümmü Umara devamla dedi ki: Oğluma vuran adam biraz sonra çıkageldi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "İşte bu senin oğluna vuran", dedi. Bunu üzerine adamın yoluna çıkıp bacaklarına vurdum, diz üstü düştü. Baktım Rasulullah ön dişleri gözükecek kadar gülümsüyordu: "Ümmü Umara, cezasını verdin", dedi. Sonra adama silahla hücum ettik ve canını aldık. Nebiy-yi Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem: "Seni muzaffer kılan, düşmanını yakalatarak sevindiren ve kendi gözlerine Öcünü aldığını gösteren Allah'a hamdolsun." buyurdu.

Bu çetin günde düşmana vuruşup yüzyüze çarpışırken Nesibe'nin vücudu yaralarla doldu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu görüp oğluna: "Annene yetiş annene! Yarasını sar, Allah sizi mübarek kılsın ey ehl-i beyt. Annenin makamı, filan ve filanın makamından daha hayırlıdır." der. Annesi Rasul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem sözünü işitince: Cennettle seninle beraber olmamız için Allah'a dua et, dedi. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Allahım, onları cennette benimle birlikte eyle" diye dua etti. Nesibe: Artık dünyada bana ne isabet ederse etsin aldırmam, dedi.

Ümmü Umara'nın sadık cihadı ve güzel ibtilası sadece Uhud Gazvesinde mahsus kalmamıştır. Bilakis birçok yerde ve olayda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte bulunmuştur. Akabe Bey'atinde, Hudeybiye, Hayber ve Huneyn'de onunla beraber idi. Huneyn Gazasındaki kahramanlıkları, Uhud'daki kahramanlıklarından aşağı değildir. Daha sonra Ebubekir Sıddik radıyallahu anh devrinde meydana gelen Yemame Savaşı'na katılmış, müthiş bir cihadda bulunmuştur. Ve onbir yerinden yaralanmış, eli kesilmiştir.

İşte Nesibe bu şekilde olduğu için Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem
kendisini cennetle müjdelemesi gibi bir şerefe ulaşmış, ondan sonraki Halife Ebubekir-i Sıddik radıyallahu anh ile onun kumandanı Halid b. Velid'in takdirine, daha sonra da Raşid Halife Ömer b. Hattab'ın radıyallahu anh ikramına nail olmuştur.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
eski 02.04.2008, 11:37 ebu mus'ab isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #33
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:59 .