| Mücahid müslüman kadının tarihindeki bu parlak dönemde bir kadın daha vardır ki büyüklük bakımından Nesibe bint Ka'b'den geri kalmaz: Milhan kızı Ümmü Süleym. Onu yukarıda savaşta askerlere su veren, yaralıları, tedavi eden kadınları zikrederken Ümmü Umara, Müminlerin annesi Aişe ve Hz. Fatıma'lar (r. anhüma) ile birlikte görmüştük. İşte onu başka bir yerde daha görmekteyiz. Müslümanlar Mekke'yi fethetmek için Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile sefere hazırlanmaktalar. Aralarında kocası Ebu Talha da vardır. Ümmü Süleym hamile olup son aylarındadır. Fakat hamile oluşu, onu kocasıyla birlikte sefere katılma arzu ve kararından vazgeçirmedi. Beraberce Allah yolunda cihad şerefini elde etmek istiyor; sefer meşakketlerine, yol yorgunluğuna, yolun çetinliğine, binek bulma zorluğuna, geçim sıkıntısına aldırış etmiyordu. Bunun için kocası ona acıdı ve Rasul-i Ekrem'den sallallahu aleyhi ve sellem izin istemeye lüzum gördü. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'de izin verdi, sevgili kocasının refakatinde bulunacağı için Ümmü Süleym'in gözü aydın oldu. O muhteşem ve mübarek günde kocasıyla birlikte Allah'ın lütfettiği zafer ve fetihe şahit oldu. O gün Mekke'deki vadiler ve yollar imanlı mücahidlerin nidalarıyla çınlıyordu: La ilahe illallah... "Allah'dan başka ilah yoktur, O tektir. Vadinde durdu, kuluna yardım etti, tek başına düşmanları hezimete uğrattı, O'ndan önce hiç bir şey yoktur, O'ndan sonra da hiç bir şey yoktur. Allah'dan başka ilah yoktur. Sadece O'na kulluk ederiz: dini sadece O'na mahsus kılarak, kafirler hoşlanmasa da".
Ümmü Süleym, Arap yarımadasında bulunan küfür ve şirk kalelerinin bir daha geri dönmemecesine düştüğünü, Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem: "Hak geldi, batıl zail oldu; şüphesiz batıl yok olucudur." ayetini okuyarak putları eliyle devirdiğini bizzat gördü.
Bütün bu hadiseler ve olaylar Ümmü Süleym'in kalbini imanla dopdolu hale getirdi ve Allah yolunda cihada rağbet ve iştiyakını artırdı. Bir kaç gün geçer geçmez Huneyn günü olayları oldu. O gün müslümanlar şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlar, hiç bir şeye bakmadan arkalarını dönerek kaçmışlardı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ tarafa çekilmiş ve: "Ey insanlar, bana doğru gelin. Ben Allah'ın Rasulüyüm. Ben Abdullah oğlu Muhammed'im." diye sesleniyordu. Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte, sadece muhacir, ensar ve ehl-i beytinden meydana gelmiş bir cemaat sebat gösteriyordu. Ümmü Süleym de kocası Ebu Talha ile beraber onların arasındaydı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu oğlu Abdullah b. Ebi Talha'ya hamile olarak beline elbisesini sarmış bir durumda görüyordu. Yanında Ebu Talha'nın devesi bulunuyordu. Ümmü Süleym, deveye güç yetirememekten korkmaktaydı. Onun için devenin başını eğmiş, elini yular ile geme sokmuş, ürküp kaçarak, diğer develere katılmaması için sakin tutmaya çalışıyordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: "Ümmü Süleym!" diye seslendiğinde: "Evet, babam anam sana feda olsun Ya Rasulullah!" diye cevaplıyordu.
İmam Müslim'in Sahih'mde rivayet edildiğine göre "Ümmü Süleym, Huneyn günü bir hançer edinmişti, bunu yanında taşıyordu. Onu kocası Ebu Talha görerek: "Ya Rasulullah, şu Ümmü Süleym'dir, yanında hançer var." dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: "Bu hançer ne?" diye sorunca, Ümmü Süleym: "Onu aldım. Şayet müşriklerden biri bana yaklaşırsa onunla karnını deşeceğim." cevabını verdi. Bunun üzerine
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: gülmeye başladı. Ümmü Süleym:
"Ya Rasulallah! Sen kendilerini azad ettiğin halde seni bırakıp bozguna uğrayanları Öldür." dedi. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ey Ümmü Süleym! Şüphesiz Allah kafi geldi ve iyi yaptı!" buyurdu.
Ümmü Süleym, harbin kızışıp gözleri kan bürüdüğü, erkek kahramanların bile sarsıldıkları şiddet, sıkıntı, darlık vakitlerinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte sebat göstermiş, Rasul-i Ekrem'i yalnız bırakanları görmeye tahammül edemeyerek: Öldür onları, seni bırakıp bozguna uğradılar!... demiştir. O halde Rasulullah'm sallallahu aleyhi ve sellem onu cennetle müjdelemesi hiç de garip karşılanmamalıdır.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” |