| Yermuk Savaşı, en meşhur İslam savaşlarındandır. Müslüman kadın bu savaşa fiilen mücahidlerle beraber katılmıştır. Mücahidler bu savaşta şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmış, bazıları geri çekilmiştir. Mücahide hanımlar ordunun arkasında savaşa katılıyorlar, kaçanların karşısına sopalarla, taşlarla çıkarak onları saldırmaya, direnmeye teşvik ediyorlardı. İbni Kesir müslüman kadınların cesaretini ve bu savaştaki şanlı rollerinden övgüyle bahsediyor ve diyor ki: "Bu günde Müslümanların kadınları da savaştılar, Rumlardan pek çok kişi öldürdüler. Müslümanlardan yenilip çekilene vuruyorlar ve: Bizi şu vahşi merkeplere terkedip de nereye gidiyorsunuz! diyorlar, onları bu şekilde engelleyince hiç kimse kendini tutamıyor ve hemen savaşa geri dönüyorlardı. "
Müslüman hanımların bu güzel davranışlarının ve mücahidleri sebat göstermeye teşvik etmelerinin mücahidler üzerinde pek çok olumlu etkisi olmuş, sabır ve sebatla dayanmışlar, sonunda da Allah Teala Rumlara karşı kendilerine zaferi nasip eylemiştir.
İşte bu çetin günde kahraman Esma bint Yezid güzel bir imtihan geçirmiş, birçok erkeklerin gösteremediği cesaret, yiğitlik, ataklık örnekleri sergilemiştir. Savaşanlar arasına dalarak bazı müşrik ve kafirleri öldürmüştür. Hafız İbnu Hacer radıyallahu anh, onun cesaretim överek diyor ki: "Ensar'Iı Ümmü Seleme, Esma bint Yezid b. Seken Yermuk savaşına katılmış, o gün çadırının direğiyle dokuz Rum askerini öldürmüştür. Ondan sonra uzun bir müddet daha yaşamıştır. "
Anlaşıldığına göre bu büyük kahraman kadın, kalan ömrünü Yermuk Savaşı'mn cereyan ettiği Şam diyarında geçirmiştir. Oraya intikal eden ashab-ı kiram ile birlikte gittiği Şam bölgesinde Yezid b. Muaviye devrine kadar yaşamıştır. Vefat edince Şam toprakları, Bab-ı Sağir'deki kabristana defnedilen temiz vücudunun güzel kokusu ile kokulanmıştır. Bugüne kadar ayakta kalan kabri, müslüman kadının Allah yolundaki cihadına dair ulu bir şahiddir. İşte bunlar, müslüman kadının tarihinden parlak sayfalardır. Bu sayfaları o üstün kadınlar imanlarının sadakatiyle, derin şuurlarıyla, müslüman kadının hayattaki rolünü ve Rabbine ve dinine karşı olan görevini tam kavrayarak yazmışlardır. Aslında bunlar yüksek vasıflar, nadir görülen fedakarlıklar, müthiş tavırlar, yüce azimetler, az rastlanan yetenekler, derin iman ile dopdolu koca bir sicilden alınmış birkaç sayfadır. Şüphesiz bugünün şuurlu müslüman kadını, o erdemli müslüman kadınların hayatlarındaki bu parlak sayfalarda kendisi için uyulacak bir örnek, yolunu aydınlatacak bir kandil, capcanlı bir misal bulacaktır ve zamanının şartlarına uygun müslüman kadın şahsiyetini oluştururken onlar dan azami ölçüde yararlanmaya özenecektir
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” |