11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 47,71%
yaz: 16,51%
sonbahar: 25,69%
kış: 10,09%
Katılımcı sayısı: 109. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 15 (1 Kayıtlı ve 14 Misafir) bulunmaktadır.

Online  


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

İncİler Maİl Grubu


Tekil Mesaj gösterimi
ashqi
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
ashqi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.08.2006
Mesajlar: 240


Yarışma Puanı: 480
Teşekkür etti: 115
Teşekkür aldı: 219 konuda 923 kere
ashqi - MSN üzeri Mesaj gönder
Pakistan Kurulurken

Şıh Ebul Hasen Nedvi'nin Medine-i Münevvere'de bulunduğu sırada, Pakistan'ın kurulması hadisesi vardı. Ulema arasında, Müslümanların Hindûlardan ayrılıp ayrı bir devlet kurması veya onlarla birlikte yaşayıp İslamiyet'i yavaş yavaş tanıtıp bütün Hindûları Müslümanlaştırması, hangisi daha isabetlidir diye münâkaşalar oluyordu.

" İneğe tapan, onun idrarını esans gibi sürünen bir kavim ile onu kesip yiyen bir kavmin birarada yaşamasının mümkün olmadığı " fikri galip gelmişti. Şair İkbal de bu fikirde idi.

Yüz, yüz elli milyonu bulan Müslüman nüfusun ayrı bir devlet kurması, nazariyede kolay ve tabii görünüyorsa da, nüfusun bazı yerlerdeçok içiçe girmiş bulunması, büyük göçlere, çatışmalara, hatta katliamlara sebep olmaktaydı.

Şıh Nedvî'nin bu husustaki görüşlerini, kendisine ait hatıralarımı arz ederken, ayrıca söyleyeceğim.


Şıh Abdulğafur Efendi'nin Hususiyetleri

1950 sonrasıydı. Tarsus'tan Ali Cevad Bey namında bir zat gelmişti. Kendisiyle görüştük, ahbab olduk. Arapça biliyordu. Medine-i Münevvere'ye geldikten sonra başından geçenleri şöyle anlattı:

Mescid-i Saadet'te, Ravza-i Mutahhara'da günlerce dolaştım. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi ziyaretlerimde şöyle dua ettim:

"Yâ Resulallah! Ne olur. Ben buraya bir zata intisab etmek üzere gelmiştim. Rabbim bana gösterse; tavassut buyursanız da, bu cemaat içinde, bu Medine-i Münevvere'de hangi zata intisab etsem, ondan ders alsam...." dedim.

Resul-i Ekrem'in Gösterdiği Zat

Bir gece rüyamda Resulullah Efendimiz'i gördüm. Bana, Bâbüsselâm'la Bâburrahme arasında namaz kılan bir zâtı gösterdi ve "Abdulğafur el-Abbâsi'ye intisab et." buyurdu.

Sabah namazında geldim, baktım; Şıh Abdulğafur Efendi aynı yerde dua ediyordu. Selam verdim. Görüştük. Şeyh Efendi;

"Buyrun bize gidelim de size bir sütlü çay içireyim." dedi. Evine gittik. Kendisinden ders aldım. Böyle Resulullah Efendimiz tarafından tayin olunan zatı, şekli şemaili ile aynen görmem dolayısıyla vecd ve feyz içindeyim. Duamın kabul olunmasına çok seviniyorum.

Şıh Abdulğafur Efendi'nin evinde, Medine-i Münevvere'de adet olduğu üzere, keçi bulunurdu. Sütünü misafirlerine de ikram ederlerdi.

Kendisi Mescid-i Nebevi'de bazılarının yaptığı gibi, belli bir yer belleyip hep orada namaz kılmazdı. Sünnet-i Seniyye'ye uygun olarak, safta nerede boş yer varsa orada dururdu. Ön saflarda boşalan yerleri doldururdu. Harem-i Şerif'in ekseriya Bâbusselâm'la Bâburrahme arasına düşen ve Hazret-i Ebubekir Sıddık Hazretlerinin evinin kapısının yeri olan mahal civarında bulunurdu.

sayfa 69 - 70
eski 06.04.2008, 12:07 ashqi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #14
ashqi isimli üye'ye teşekkür eden 10 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:14 .