8 Ramazan 1429
08 Eylül 2008, Pazartesi
8 Ramazan 1429
08 Eylül 2008, Pazartesi
Ayet
Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secdeye kapananlar, iyiliğe özendirip kötülükten sakındıranlar, Allah'ın sınırlarını koruyanlar.Müjdele o müminleri!
(Tevbe-112)
hadis
Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!
Deylemi-Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 40 (15 Kayıtlı ve 25 Misafir) bulunmaktadır.

Online   bir lahza, drkoyuncu, hafsa, HAKKAKUL, HamS, kebirulcady06, LaMora, rüya, sevva, ta-ha, tÜrkÜ, Tugba, ummuhan, uşaklı, yahya
Tekil Mesaj gösterimi
mesutizm
Super Moderator
 
mesutizm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2007
Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.582




Teşekkür etti: 6.092
Teşekkür aldı: 3.269 konuda 11.443 kere
kucult  büyük
İyi Düşünün Mutlu Yaşayın

Bazı kasvetli, karamsar kişiler vardır.
İnsanlarla, olaylarla, gelecekleri ile ilgili olabildiğince kötü beklentilere sahiptirler. "Ben çok şanssızım, hiçbir işim yolunda gitmez, çok mutlu zamanlarımda bile mutlaka hemen ardından bir üzüntü yaşarım, güvendiğim insanlardan hep darbe yedim, kimse beni anlamadı, herkes beni kullanmaya çalıştı, neye elimi atsam kuruyor" gibi sözleri sıklıkla kullanırlar.
Siz de tanımışsınızdır böyle birisini mutlaka.
751.jpg
Acaba nedir bu insanların problemi?
Gerçekten bir felaket bulutu mu takip etmektedir onları gizli gizli?
Niye hiçbir işleri yolunda gitmez?
Neden hiç kimsede aradıklarını bulamazlar da devamlı şikayet ederler?
Ve onlara nasıl yardım edebiliriz?

İlk başlarda üzülerek ve acıyarak yaklaştığım bu kişilerin yine de beni rahatsız eden bir yanları vardı.
Sanki onların da bu tersliklerde bir payı vardı gibi, ama nasıl?
Tarif edemiyordum.
Bir gün alkol bağımlılığı ile ilgili bir araştırma okuduğumda "jeton düştü".

Bilirsiniz, alkol kullananların klasik sözüdür: "İçiyorsam sebebi var".

İşte bu sözün doğruluğunu test etmek için bir araştırma yapılmış.
Alkolü bıraktığı halde yaşadığı stresler yüzünden, yeniden içmeye başlayan kişilerin son 6 ayda yaşadıkları üzücü olaylar sorgulanmış ve alkol problemi olmayan kontrol grubunun yaşadıkları benzer olaylarla kıyaslama yapılmış.

Sonuç çok ilginç:
Hemen hemen hiçbir fark yok.
Yani "dertler beni içiriyor" diyenlerin dertleri, normal insanların dertlerinden çok da fazla değil aslında.
Peki ne anlama geliyor bu?
Demek ki aslında problem bu kişilerin yaşadıkları olaylarda değil, olayları yorumlama biçimlerinde.
757.jpg
Gerçekten de öyleydi.
Bu kişiler herkesin yaşayabileceği olayları, olabilecek en kötü şekilde değerlendiriyor ve kendi kendilerine azap çektiriyorlardı aslında.

Güzel, sevindirici bir olay yaşadıklarında dahi olabildiğince olumsuz yönlerini görüyor yada "bekleyelim bakalım, mutlaka altından bir terslik çıkar" diye mutluluğu erteliyorlardı .
Ve hep yakınıyorlardı:
"Hiç gün görmedim, hep darbe yedim".

Hayalen bir deney yaptım.
2 kişi seçtim.
Bay iyimser ve bay kötümser.
Bir firmada işe girmek için başvurmuşlardı.
Bay iyimser çok keyifliydi.
"Bu iş tam bana göre, kesin alırlar beni, beklediğim fırsat bu, kendimi hemen gösterir, kısa zamanda yükselirim".
Bay kötümser ise çok farklı bir havadaydı.
"Yok canım, bu işe beni almazlar, niye beni seçsinler ki, zaten işe alsalar da mutlaka bir problem çıkar, beni beğenmez, huzurumu kaçırırlar".

Sonuçta ne olacağı o kadar belliydi ki, hayalî deneyim çok kısa sürdü.
Bay iyimser işe alınacak, kısa sürede yükselecek, aynı yeteneklere sahip olduğu halde bay kötümser ise, işe alınsa bile ilk terslikte "biliyordum zaten" diye pes edip istifa edecek, hayat boyu meslekî ve sosyal sıkıntılar çekecek ve "kötü kaderine" yanacaktı:
"Benim işlerim hep ters gider".

Evet işin püf noktası buydu.
Çoğu insanın depresyonunun sebebi de bu olmalıydı:
Olayları çarpıtarak yorumlamak, herşeyi "kara bir gözlükten" görmek, olumsuz beklentiler içinde olmak ve moralini bozup kötü olayları da bir anlamda davet etmek.
Ve o sıralarda öğrendim ki zaten bu bakış açısı "depresyonun kognitif teorisi" adıyla formüle edilmişti ve kullanılıyordu bile.
En "moda" ve etkili psikoterapi yöntemi, kognitif terapiydi zaten.

Kişinin kendisi ile, çevresi ile, geleceği ile ilgili karamsar yorumları, mantıksız genellemeleri, kötü beklentileri, otomatikleşmiş olumsuz düşünceleri fark edilmeli ve iradî olarak değiştirilmeliydi.

Aslında bu formülasyonu Kur'an tefsirlerinde de pek üzerinde durmadan okuyorduk yıllardır. "Sekizinci Söz"de bir bahçeye giren iki kardeşin kıyaslamasında geçtiği gibi, "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır; Fena düşünen fena hülyalar görür, hayatın lezzetini kaçırır"dı.

Evet, bu dünya cennet değil, ama cehennem de değil.
Evet, insanlar melek değiller ama şeytan da değiller.
Herşeyin ya beyaz ya siyah olması da gerekmiyor zaten.
Gri tonları da var, unutmayın.

Burası cennet olmadığına göre çirkin, üzücü şeyler olacak muhakkak.
Ama güzel şeyleri görüp moralimizi yüksek tutalım ki daha güzellerini de bulabilelim.
Ve biz, insan olduğumuza, melek olmadığımıza göre mutlaka hatalarımız, eksiklerimiz olacak.
Ama en günahkâr insanların bile birçok faziletleri, yetenekleri vardır mutlaka. Onları da görmeye çalışmalıyız (gerek kendimizde, gerek başkalarında).

Az gayret edin; zihninizle, nefsinizle bir tür mücahede öneriyorum.

Aklınıza geldiği gibi değil, olması gerektiği gibi düşünmelisiniz.
Aklınıza otomatik olarak gelen karamsar yorumları denetlemelisiniz.
Eldeki veriler bu kadar karamsar olmayı destekliyor mu, yoksa bütünün küçük bir parçasına takılıp, sonra onu genelleyip yanlış sonuçlara mı varıyorum diye kendi kendinizi sorgulamalısınız.

İsterseniz, (dindar bir insan olduğunuza göre) şu şekilde de uygulayabilirsiniz bunu: Acaba Peygamberimiz (asm) olsaydı nasıl düşünürdü?

Böyle kara kara yorumlar yapıp moralini mi bozardı, yoksa olayların iyi yönlerini görüp şükür mü ederdi?

Size bir ipucu olarak şu hadisi hatırlatmak isterim:
Peygamberimiz (asm) bir gün Medine civarında ashabı ile gezerken, çöplükte kokmuş bir köpek leşine rastlarlar. Ashab, "ne kötü çürümüş, fena kokuyor..." vs. derken Peygamberimiz (asm) "dişlerine bakın, ne güzeldir" buyurmuş.

Sonuç olarak derim:
Yeise, depresyona düşmemek için sadece davranışlarımızı değil, düşüncelerimizi de sünnete uydurmamız lazım.
İşte o zaman hayatın güzel yönlerini görüp lezzetli bir ömür geçirebiliriz.

Yani, "huz ma safa, da' ma keder". (Keyif vereni al, keder vereni bırak)

760.jpg
__________________
Biraz kül,biraz duman... O benim işte!
----------------------------------------
http://mesutizm.blogcu.com
eski 07.04.2008, 17:37 mesutizm isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 10 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:31 .


Page generated in 0,30763 seconds with 15 queries