| Bunların yanısıra birtakım hakları da vardı: Mülkiyet hakkına sahip olması, zengin dahi olsa nafakadan, ev harcamalarından muaf tutulması, insanî değer ve itibar, eğitim, ahlak, genel şer'i sorumluluklar bakımından erkekle eşit tutulması ve benzeri İslam'ın kadına tanıdığı hakları, etrafını kuşattığı değer ölçülerini tek tek saymaya kalksak yerimiz almazdı.
Müslüman kadının ulaştığı haklar, değerler, yetkiler Batıkadınlarını bile hayrete düşürmüştür. Bu münasebetle ABD de bir konferansta Amerikalı bir kadının sarfettiği sözü zikretmek isterim. Suriye alimlerinden Üstad Behçet Baytar'ın "İslam'daki Kadın Hakları" konusunda verdiği konferanstan sonra Amerikalı bir hanım, müslüman kadının onbeş yüzyıl önce elde ettiği bu seri haklardan ve kazammlardan dolayı şaşırarak kalkıp üstada şöyle demiştir:
Müslüman kadın ve onun hakları konusunda bu söyledikleriniz doğru mu, yoksa bir propaganda mı? Şayet doğruysa beni de alın götürün. Aranızda bir süre yaşadıktan sonra beni isterseniz öldürebilirsiniz.
Müslüman kadının yeri ve ona verilen değerden dolayı şaşkınlık ve takdir hislerini ifade eden Batılı kadınların sözleri ve şahitlikleri pek çok ve yaygındır.
Bütün bunları bilen zamanımızın şuurlu müslüman kadının gönlü, hak olan dinine hayranlık ile dolar; büyüklüğüne, kemaline, erkek dişi bütün insanlığın mutluluğu için konmuş Rabbani yolu kapsamına imanı, bağlılığı artar. Şu kadarını bilmesi kafidir ki, İslamın kadının durumunu düzeltmek için onbeş asır Önce hem de bir kerede gerçekleştirdiği şederi bu yirminci yüzyılda bile bir kimse gerçekleştirememiştir.
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” |