11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
hadis
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 48,21%
yaz: 16,07%
sonbahar: 25,00%
kış: 10,71%
Katılımcı sayısı: 112. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 59 (8 Kayıtlı ve 51 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DeRCan, HamS, hiranur, kebirulcady06, Sakallı, secdegulu, tayyibe


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

İncİler Maİl Grubu


Tekil Mesaj gösterimi
diyarbekrî
محمد ديار بكري
 
diyarbekrî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.741


Yarışma Puanı: 210
Teşekkür etti: 3.916
Teşekkür aldı: 1.578 konuda 5.952 kere
diyarbekrî - MSN üzeri Mesaj gönder
Kabir Azabı ve Münker Nekir Hk.

Kabirde Meleklerin Sorular Haktır


Kabirde meyyite Münker Nekir dört şey sual eyler
Ki rabb'in kim nebin kim nedir dînin ve kıblegah.

Ölene kabirde Nekir ve Münker adlı melekler gelip dört şey sorarlar:
Rabb'in kim, peygamber'in kim, dînin nedir, kıblen neresi?.

Cevabın verenin canı ile cismi zevk eder anda
Şaşıb küffâr u âsiler çeker anda Azâbullah

Cevabını veren,ruh ve cismiyle zevki tadar.
Kafir ve âsîler şaşırırlar ve Allah'ın azabını çekerler.


Kabir, ahiret âleminin, doğrusu ebedî hayatın ilk kapısıdır.Bu kapıdan sonraki olaylar hakkında akıl yürütme imkanı yoktur.Kabir âlemi ve kabirden sonra haşir, neşir, cennet, cehennem, nimet ve azaba inanmak, sadece teslimledir.Allah Teâlâ Zülcelal Hazretleri nebîlerine bildirip,nebîleri de ümmetlerine bildirdikleri gibi, akıl yürütmeksizin âhirete inanmak farzdır. Allah Teâlâ dünyayı bir imtihan, ahireti de mükafat ve mücâzat diyarı olarak yaratmıştır. Kuluna hayrı murad ettiği vakit, kulu da amelinde kusur ederse, Allah Teâlâ onu çeşitli belalarla temizler; ilm-i ezelîsinde kendisine tahsis ettiği makamlara ulaştırır.

İmam Ahmed ve Ebû Dâvûd'un da tahric ettikleri Hallâc bin Hakîm'den gelen bir rivayette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

''Gerçekte kulun, ameliyle ona ulaşmadığı bir derece Allah'(ın ilm-i ezelîsin)dan geçtiği zaman, Allah onu bedeninde yahud malında yahud evladında imtihan eder. (Kendisine bela verir.) Sonra kendisine bunun üzerine sabır da verir. Nihayet Allah onu, (ilmî ezelîsinde) kendisine tayin ettiği dereceye ulaştırır.''

Merhametiyle onu dirilttiği gibi, kahrıyla da onu öldürür.Kimisine kahrıyla birlikte acıyı, tatlıya çevirir. Kimisine de kahrıyla azabını tattırır.

İnsan kabre konulduğu zaman kendisine Nekir, Münker gelirler.Nitekim Müslim ve Buhârî’nin de tahric ettikleri, Berrâ’ bin Âzıb’dan gelen bir rivayette Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

''Müslüman kabrinde sorulduğu zaman, Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve gerçekte Muhammed’in de Allah’ın Rasûlü olduğuna şahadet eder. Bu da O’nun : {Dünyada da ahirette de Allah iman edenleri değişmez ve söz üzerinde sabit kılar..} [195] sözüdür.''

Başka rivayette : '' {Dünyada da ahirette de Allah iman edenleri değişmez söz üzerine sabit kılar...} (ayeti) ; kabrin azabı hakkında ölüye

'Rabbi’in kim, dînin ne, nebîn kimdir?' denildiği zaman onun da : 'Rabb’im Allah'tır; dînim İslamdır; Peygamberim Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'dir.' Diyeceği zaman hakkında nazil olmuştur.'' buyurmuştur. Binaenaleyh kabir sorusu sadece hadisle değil, bu ayetle dahi sabittir. Amma keyfiyeti hakında bizim bilgimiz yoktur. Ancak kabirde Nekir ve Münker’in her mü’minden bu soruları soracaklarına; ölünün de ruh ve bedenle birlikte cevab vereceğine inanıyoruz. Böyle inanmak farzdır. Demekölüm yokluk değildir; varlıktır. Doğrusu, hissin değil hareketin kesilmesidir. Nitekim Buhârî ve Müslim’in de tahric ettikleri,Enes radıyallahu anh’tan gelen bir rivayette Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

''Kul kabrine konulduğu ve arkadaşları ondan döndükleri zaman –gerçek şu ki o ayaklarının takırtılarını dahi duyar- iki melek ona gelir; onu oturturlar ve şöyle derler: 'Şu adam (yani Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem) hakkında ne gibi şeyler dersin?' Mü’mine gelince der ki: 'Ben Onun gerçekte Allah’ın kulu ve Rasulü olduğuna şahadet ederim.' Binaenaleyh ona (ölüye) şöyle denilir: 'Ateşteki yerine bak. Hakîkaten Allah onu cennetten bir yerle sana değiştirdi.' Bunun üzerine ölü her iki yerini de görür. Münafık ve kafire gelince, ona da: 'Şu adam hakkında ne gibi şeyler diyordun?' denilir; iki kulağı arasına, demirden bir topuzla vurulur. Bundan böyle öyle bir sesle bağırır ki, kendisinden sonra kalan ins ve cinden başka herşey sesini duyar. ''

Bu hadîs-i şerîf, üç hakîkati beyan etmiştir: Birincisi her insanın kabrinde sorguya çekileceğini; ikincisi, Nekir ve Münker adlı meleklerin soruların mü’minin rahatlıkla cevab vereceğini, kafir ve münafıkların şaşırıp cevabdan âciz kalacaklarını; üçüncüsü de, kabrin azabını tesbit etmiştir.Kabrin azabı, sadece bu hadisle değil aynı zamanda:

''(Öyle korkunç bir) Ateştir. Her sabah ve akşamda (Fir’avn hanedanlarına) ateş arzolunur. Kıyamet olduğu zamanda da,Fir’avn hanedanlarını, en şiddetli azaba sokun (denilecek).'' Buyrulan El-Mü’min sûresinin 46’ncı ayetiyle de sabittir. Binaenaleyh kabrin azabı inkar eden ehli bid’ate bakılmaz. Herkesçe malum ki, sabah ve akşam dünyada olur; ahirette sabah ve akşam yoktur.Demek ayetin ''Her sabah ve akşamda (Fir’avn hanedanlarına) ateş arzolunur.'' Cümlesiyle, kabir azabı; ikinci şıkkıyla da ahiret azabından haber vermilmiştir. Bazı serseri insanlar: ''Hayatın ve ruhun varlığına, bünye ve beden şart olduğundan dolayı ve kabrin sorusu ve azabı insanlarca müşahade edilmediğinden yoktur.'' demektedirler.Bu sapıklıktır. Ruh ve hayatın bedene bağlı olması şartı yoktur. Allah Teâlâ’nın Kitabında, O’nun Rasûlü’nün de hadislerinde beyan buyurdukları bir işin müşahadesi şart değildir. Keyfiyeti bilinmezse dahi ona iman farzdır. Ehli Sünnet velCemaat,kabirde sualin,nimet ve azabın var olduğunda ittifak ettiler.

Evvelden dediğimiz gibi, ruhun tasarrufu yahud hayatın oluşu için bünye şart değildir. Çünkü Allah Teâlâ Zülcelal Hazretleri’nin bünyesiz zerrede de hayatı var etmeye kudreti vardır. Canlılar hakkında hayat; his ve hareketten ibarettir. Kabirde sadece hareket kesilir; ve bünye dağılır. Bünyenin enkazı mesâbesinde olan ve topraklaşan cüzlerde hayatın bir kısmı yani his mevcuddur. Ruh da o cüzlerle birlikte lezzetlenir veya elemlenir.

Nakilden başka aklî deliller de vardır. Nitekim İmam Gazâlî diyor ki; <<Kabrin azabı sorusu, mümkinattandandır. Mümkün olan her şeyin vukûu da mümkündür. Müşahade edilen sükun, yani hareketsizlik ve bünyenin dağılması, kabir sorusunun ve azabının yokluğunu göstermemektedir.Görülmez mi, uyuyan bir kimsenin bedeni sakinleşir, kıpırdamaz; amma kendisi lezzet içinden lezzetlenir. O kadar lezzetlenir ki, bedeb dahi ondan hisseyab olur. Ve nitekim ihtilam bunun eseridir. Bazan da elemlenir. Beden ondan da o kadar müteyessir olur ki, uyuyan uyandığı zaman, bedendeki acı ve ağrıyı hisseder. Demek bir şeyin görülmemesi, onun yokluğunu ifade etmez.>>

Cehmiyye, Havâricî, Mu'tezile ve Necâriyye taifeleri, kabir sualini, nimetini ve azabını inkar etmektedirler. Maattessüf asrımızda müslüman gençlerin çoğu, farkına varmadan bunların mezhebine girmektedirler. Görüldüğü gibi, kabrin nimeti, İbrahim sûresinin 27’nci; kabrin azabı ise el-Mü’min sûresinin 46’ncı ayetleriyle sabit olmuştur. Bu takdirde inkarı küfürdür.

Ayrıca Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bizâtihi kabrin azabını müşahade ettiğini ashabına bildirmiştir. Müslim’in de tahric ettiği, Zeyd bin Sâbit’ten gelen bir rivayette Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

''Sizin ölülerinizi defnetmemenizden korkmasaydım, Allah’ın size kabir azabını işittirmesine dua ederdim.'' Sonra:

''Ateşin azabından Allah’a sığının.'' buyurdu.
Ashab: Ateşin azabından Allah’a sığınırız, dediler. Sonra:
''Kabrin azabından Allah’a sığının.'' buyurdu.
Ashab: Kabrin azabından Allah’a sığınırız, dediler.
''Açıkta ve gizlide olan fitnelerden Allah’a sığının.'' buyurdu.
Ashab: Açıkta ve gizlide olan fitnelerden Allah’a sığınırız, dediler.
''Deccâl’in fitnesinden Allah’a sığının.'' buyurdu.
Ashab: Deccâl’in fitnesinden Allah’a sığınırız, dediler.

Bu hadîs-i şeriften de anlaşıldığı üzere, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, kabrin azabından haberdar olduğu gibi, azabda olanların seslerini de işitmiştir.
__________________
Gam değildir, gide dünya kala Din.Gam odur ki; kala dünya gide Din.


..:: Üstaz İsmail Çetin'in Eserleri ::..

..:: Dilara Kitabevi ::..

Konu diyarbekrî tarafından (07.04.2008 Saat 23:17 ) değiştirilmiştir..
eski 07.04.2008, 23:14 diyarbekrî isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 14 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:59 .