13 Şevval 1429
13 Ekim 2008, Pazartesi
13 Şevval 1429
13 Ekim 2008, Pazartesi
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 22 (5 Kayıtlı ve 17 Misafir) bulunmaktadır.

Online   barika, DeRCan, MafraK, rüya
Tekil Mesaj gösterimi
molla
Şeref Üyesi
 
molla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239




Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 140 konuda 373 kere
kucult  büyük
Imam Leknevî, Hayati Ve Eserleri *

İMAM LEKNEVÎ, HAYATI VE ESERLERİ *





Terc. Nizameddin İbrahimoğlu**



Merhum, “en-Nâfi‘u’l-kebîr” adlı kitabın 24. sayfasında diyor ki: “Bu risalemin sonuna, önder imamların izinden giderek ve hayırla tamamlanmasını dileyerek kendi hayatımla ilgili bilgileri özet olarak koydum. Nitekim önceki büyük alimler, değerli şahsiyetlerin biyografilerini verdikleri eserlerinde kendi hayat hikayelerini de kaydetmişlerdir. Öncekilere göre kayda değer birisi olmasam da Allah’ın yardımıyla “el-Câmi‘u’s-sağîr” kitabının haşiyesini yazınca, ben de bu eser üzerinde çalışma yapanlar grubuna dahil oldum. Bunun yanı sıra onlardan biri olmadığım halde onlarla birlikte olmak arzusuyla hayat hikâyemin onların hayat hikayelerinin ardından yazılmasını uygun buldum. Burada biyografimi ancak özet olarak verebildim. Tafsilatlı olarak ele alma işini üzerinde çalışmakta olduğum “Terâcimü’l-Hanefiyye” kitabına bıraktım.”

Leknevî “et-Ta‘lîku’l-mümecced” mukaddimesinin 27. sayfasında diyor ki: Bu, şu kağıtları bir araya getiren zayıf kulun hayat hikayesidir. Beni tanımayanlar ve benden sonrakiler için tanıtıcı ve hatırlatıcı bilgi olsun diye zikrediyorum. Bu sayede, güzel bir son, dünya ve ahiret iyiliği dileyerek benim için dua ederler. İmam Muhammed’in Hanefi fıkhına ait “el-Câmi‘u’s-sağîr” kitabına “en-Nâfi‘u’l-kebîr limen yutâli‘u’l-Câmi‘a’s-sağîr” adıyla yazdığım haşiyenin mukaddimesinde, bu eserin şarihlerinin biyografilerini zikrettikten sonra, onlardan biri olmadığım halde, Rabbimin beni onlarla haşretmesi arzusuyla kendimle ilgili bir kısım bilgiye yer verdim. Bu hususun ayrıntılarını şu anda yazmaya çalıştığım “Terâcimu ‘ulemâi’l-Hind” adlı kitabıma bıraktım. Allah bitirmeyi nasip etsin. Rabbimin, beni bahsettiğimiz şarihler topluluğu arasında haşretmesi, dünya ve ahirette hadis alimleri sınıfına katması ve herkesin önderleri ile çağırıldığı gün onlarla birlikte çağırması dileği ile, burada ne anlamı bozacak kadar kısa, ne de usandıracak kadar uzun olmaksızın kendi hayat hikayemi sunuyorum.”

“Mukaddimetü’l-Hidâye” kitabının 41. sayfasında, hayat hikayesinin girişinde yukarıdakilerin dışına çıkmaksızın, bu eserinde ve adı geçen kitaplarında der ki: Ben, güçlü Rabbinin rahmetini dileyen bir kulum. Künyem Ebu’l-Hasenât’tır. Buluğ çağına geldiğimde babam bana bu künyeyi taktı. Adım, Abdu’l-Hayy’dır. Allah benim açık-gizli bütün günahlarımı bağışlasın. Babam adımı, doğumumdan yedi gün sonra koydu. Babam, Banda şehrinde, “en-Nüvvâb zi’l-fikâri’d-devle” okulunda öğretmen iken, salı günü, 26-Zilka‘de 1264 tarihinde doğmuşum.

Bana bu ismi verdiğinde, bâzı nüktedan kişiler ona şöyle dediler: “İsminizden olumsuzluk edatını düşürmüşsünüz.” Bu, ömrümün uzun, amelimin iyi olacağı ile ilgili hoş bir öngörü oldu.Yüce Allah’tan dileğim, bu iyimser öngörüyü kabul edip, adımda muzafun ileyh olan mübarek ismi “Hayy” hürmetine, bana kıyamet günü hoşnut olacağı, güzel işlerle geçen, uzun bir ömür ihsan eylemesidir.

Babam, Mevlana Muhammed Abdulhalîm, birçok meşhur kitabın ve üstün vasıfların sahibidir. Hint, Arap ve Acem seçkinleri onunla övünürlerdi. İdeal ilim adamları onu referans alırdı. Eserler yazmada ve bilim adamı yetiştirmede çağdaşlarına ve seleflerine üstünlük sağlamış, eserlerinin mazhar olduğu hüsnü kabul ile de üstünlüğünü parlak bir şekilde ortaya koymuştu. O, Peygamber’in hicretinden 1285 yıl sonra vefat etti. Soyu, şu şekilde peygamberin (s.a.v) sahabesi Ebu Eyyub el-Ensârî Efendimize kadar gider: Mevlana Muhammed Abdulhalîm b. Mevlana Muhammed Emînullah b. Mevlana Muhammed Ekber b. el-Müftî Ahmed Ebi’r-Rahîm b. el-Müftî Muhammed Yakub b. Mevlana Abdulazîz b. Mevlana Muhammed Sa‘îd b. Mullâ Kutbuddîn eş-Şehîd es-Sihâlevî.

Ve bu konuyu merhum babamın biyografisini yazdığım “Hasretü’l-‘âlem bi vefâti merci‘i’l-‘âlem” adını taşıyan risalemde zikrettim. Bir çok dedelerimin ve dostlarımın biyografilerini de “İnbâü’l-hullân bi enbâi ‘ulemâi Hindistân” adlı risalemde geniş bir şekilde anlattım. Oraya müracaat edebilirsiniz.

Dedelerimden biri Mübarek Medine Şehrinden Herât’a, oradan Lahor’a, sonra Dihlî’ye, oradan da Leknev kasabalarından biri olan ve el-Kutbü’ş-Şehîd’in kabrinin bulunduğu Sihâli’ye göçmüş. Onun çocukları Leknev’e giderek “Frengi Mahal” ismi verilen bir mahalleye yerleşmişler. (Leknev áóßúäúæ- Lâmîn Fethâ’sı, Kâfın cezmi, Nunun Fethâ’sı ve Vavın Cezmi ile yazılır, bazen de Nundan sonra Ötre’li hemze ilave edilebilir. Cezimli Kâftan sonra, Cezim’li Hâ ilavesiyle yazıldığı da vakidir.) Leknev, Hindistandaki büyük ve seçkin şehirlerden sayılır. Onları oraya Sultan Örnîk Zîb Alemgîr yönlendirdi. Allah onun kabrini nurlandırsın. Bu mahallenin, Frengi Mahal adıyla tanınma nedeni, oraya eskiden bir Hıristiyan tüccarın yerleşmiş olmasıdır.

Bu mahalle, şu ana kadar alimler, evliyalar ve sâlihlerle dolup taşmaktadır. Hepsi de el-Kutbü’ş-Şehîd’in şu dört evladının torunlarıdır: Molla Muhammed Es‘ad, Molla Muhammed Sa‘îd, alimlerin şahı, ilimler deryası Mevlana Abdu’l-‘Alî’nin babası Molla Nizâmuddîn ve Molla Muhammed Rıza. Allah hepsine rahmet eylesin. Bunların hepsi, Dihli şerhrinde medfun, evliyalar sultanı merhum Nizamuddîn’in, Kutb’un dedelerinden biri için yaptığı ve ilmin onun neslinde kesintisiz olarak devam etmesini dileyen duasının yanısıra, bir abdalın Kutb için yaptığı benzer bir duanın bereketiyle hasıl olmuştur.

Beş yaşımda iken Kur’ân-ı Kerîm’in ezberine başladım. Çocukluğumdan beri bana ezber yeteneği ihsan edildi. O kadar ki, bütün olayları apaçık hatırlıyorum. Fatiha Suresinin takrib üzere kıraatini beş yaşında iken nasıl ezberlediğimi, hatta üç yaşında iken aldığım bir darbeyi de hatırlıyorum.

Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlemeye Hâfız Kâsım Ali el-Leknevî’nin yanında başladım. Ancak ‘Amme cüzünü bitirmeden babam beni annemle birlikte Çonfur kasabasına götürdü ve orada Kur’ân’ı Forb şehrinden Hafız İbrahim’in yanında okudum. On yaşımda hafızlığımı tamamlayana kadar babamdan da Kur’ân okumaya devam ettim. Ve adet olduğu üzere terâvih namazlarını kıldırdım. Bütün bunlar babamın Çonfur’da, o esnada şehrin yöneticisi olan merhum el-Hâc İmam Bahş’ın medresesinde hocalık yaptığı yıllarda oldu.

Hâfızlığım döneminde babamdan bâzı Farsça kitaplar, kompozisyon, hat vb. konuları da gereği kadar okudum.

On bir yaşıma girdiğimde Çonfur’da merhum babam orada öğretmen iken, onun yanında çeşitli ilim dallarını tahsil etmeye başladım. “Mîzânü-s-sarf”tan “Beyzâvî’ye kadar, el-Kadîme, en-Nefîsî’yi ve eş- Şemsü’l-bâzigâ’yı ve bunun gibi Hadis, Tefsir, Fıkıh ve Usul ile ilgili ilmi kitapları okudum.

On yedi yaşıma gelinceye kadar yaşadığım şehirden Haydarabad’a ve Haydarabad’dan Mekke ve Medine’ye yaptığım iki seyahat nedeniyle tahsilim ve mezuniyetim esnasında meydana gelen kesinti ve boşluklar dışında sürekli okuyarak, resmi müfredatta yer alan Sarf, Nahiv, Meâni, Beyân, Mantık, Hikmet, Tıp, Fıkıh, Usulü’l-fıkh, İlmü’l kelâm, Hadis, Tefsir ve diğer derslerin kitaplarını okumayı bitirdim.

Ben fen ilimlerindeki birkaç kitap dışında başkalarından hiçbir şey okumadım, bunları da babam vefat ettikten sonra, Muharrem-1290 tarihinde, Benars şehrinde vefat eden hocası ve dayısı olan merhum Mevlana Muhammed Ni‘metullah b. el-Merhum Mevlana Nurullah’tan okudum.

Hesap ilmini, babamın en iyi öğrencilerinden ve en yakın dostlarından, hem babamın hem de benim seyahatte ve ikamet halinde yoldaşımız olan el-Mevlevî Muhammed Hâdim Hüseyin el-Muzâffer Burî’l-‘Azîm Âbâdî’den öğrendim.

Allah Teâlâ gençliğimin baharında hatta çocukluğumdan beri kalbimi hocalık ve yazarlık sevgisiyle doldurdu. Bir kitabı okuduktan sonra, muhakkak onu öğrencilerime de okuturdum. Böylece, Allah’ın yardımıyla, bütün ilimlerde tam bir kabiliyet sahibi oldum. Artık hangi ilim, hangi kitap olursa olsun, benim için zorluk teşkil etmiyordu. Hatta Tûsî’nin “Şerhü’l-İşârât”ı, “el-Ufku’l-mübîn” “Kânûnu’t-tıbb” ve “Resâilü’l-‘arûz” gibi hocalardan okumamış olduğum kitapları bile okuttum.

İlim talibi öğrencilerim verdiğim derslerden çok memnun kaldılar. Fen ilimlerine gelince, sadece bir parça anatomi ile “Şerhu’l-Ceğmînî” yi hocadan henüz okumuştum ki, daha önce adı geçmiş olan, müsbet bilimlerin imamı ve araştırmacıların önderi babamın dayısı ve öğretmeni, Mevlana Muhammed Ni‘metullah’la birlikte olma şerefine nail oldum ve ondan 1288 yılında “Şerhu’l-Ceğmînî”yi, “Havaşi’l-Bircendî” den bazı konuları, İmamuddin er-Riyâdî’yi, el-Fasîh’i ve bunun gibi daha başka dersleri aldım. Ayrıca Tûsî’nîn“Risâletü’l-istırlab”ını, Seyyid’ın “Şerhü’t-Tezkire”sinin büyük bir kısmını, Hufrî’nin, Bircendî’nin aynı esere yazdıkları şerhleri, “et-Tuhfe”yi, “Şerhu’l-Bircendi” ile birlikte “Zeyc alğ beyk”i “Resâilü’l-eker,” “et-Testîh” ve daha başka eserleri de tam bir inceleme ile okudum. Öyle ki, Mevlana el-Memdûh dostlarının huzurunda benden övgüyle bahsederdi. Ben onun son öğrencisi oldum.

O günlerde “et-Tezkire”, “et-Tecrîd” ve “Tahrîru Öklîdes” vb. kitapların yazarı, büyük düşünür Nâsiruddîn et-Tûsî’yi rüyamda gördüm ve ona bazı şeyler sordum. Bu bilimle uğraştığım için beni methetti, sanki bu bilimde kemâle ereceğimin müjdesini veriyormuşçasına sevinç ve mutluluk gösterdi, benim bu alanla ilgilenmeme de çok sevindi.
__________________
İbni Abidin

eski 30.10.2006, 14:15 molla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:30 .