|
46. Allah Teâlânın va’dini inkâr veya hafife almak, meselâ Kıyâmet’i, kabir azabını, Sûr’a üfürülmesini inkâr etmek.
47. “Allah bana Cennet’i verse, sensiz gitmem”, “Allah Teâlâ falanla Cennet’e gir, dese; girmem”, “Senin yüzünden Cennet’i vereceklerse, istemem”, “Senin yüzünden Cehennemlik olacaksam, olayım” demek.
48. Kendisine zulmeden bir zalime, zulme uğrayan kişinin “Mahşer’de senden hakkımı alırım” dediğinde “Sen beni nereden bulacaksın, Mahşer’de ne işim var” diye karşılık vermesi.
49. Birine “Dünyayı bırak; âhirete yönel” denildiğinde “Peşin olanı, borç için terk etmem” diye cevap vermek.
50. “Âhirette yalnız rûh azab görür, beden değil” demek.
51. “Sen -haşa- Allah olsan, senden yine de hakkımı alırım” demek.
52. Küçük günah işleyen birine “Tevbe et” denilince “Ne yaptım ki, tevbe edeyim” diye cevap vermesi.
Ulemanın büyük çoğunluğuna göre, bilmeyerek de olsa küfür söz söyleyen veya küfür işleyen kâfir olur dediler! Onlar şöyle derler: “İman ve küfür hususunda bilmemek, özür değildir.” Ancak, bir kısmı da bilmeden olursa, küfür olmayacağını söylediler. Yani, cehaleti mazeret kabul ettiler. Ancak, hakim böyle bir şeyi işittiğinde af etmez ve şer’î hükmü tatbik eder. Kalbe gelen bu tür düşünceler, dille söylenmedikçe vesvesedir. Halis imandan kaynaklanır. Yani, küfür olmaz. Bu tür şeylerin kalbde yer etmesi zararlıdır; ancak, gelip geçici olursa zararı yoktur.
Konu diyarbekrî tarafından (10.04.2008 Saat 21:42 ) değiştirilmiştir..
|