Hak-dilaram´isimli üyeden Alıntı
akşam bakarım olmazsa. ibare doğru:
taklidi iman sahihtir, delil araştırmayan günahkardır.
ibrahim hakkı erzurumi rahimehullah, itikad manzumesinde der ki:
've iman-ı mukallid hem sahîh olmuşdur ammâ ki
ol istidlâl aklı terk ile âsim olur Billah'
Allah ve O'nun Rasulu'ne, delilsiz ve başkasına uyarak inanan kimsenin imanı sahihtir. fakat taklidci, aklî delilleri araştırmayı terketmekle, Allah Teala'ya karşı günahkar olur.
demek, başkasının delillerine inanan kimse, taklid etmemiş; delili terkeden taklid etmiştir. nitekim sokaklarda dahi avam tabakasının ağzı açıldığı vakit görülür ki, Allah Teala'nın hakkında müslümanların avamları dahi, güçleri nisbetinde delile dayalı olarak inanırlar.
ulemanın kastettikleri taklid, dar ul islamda olmayan, sadece çeevresinden Allah Teala'nın varlığına ve her şeyi yarattığına, dolayısıyla bütün ibadetlere müstehak olduğuna ve bir tek olduğuna inanarak hükmeden kimsenin taklididir. böyleleri, kendilerinden işittikleri zevat hakkında hüsnü zan ettikleri için, imanda farz olan vecibeyi yerine getirmiş olurlar. bu takdirde maksad derecesine ulaşmaktır. bu ise, yerine gelmiştir. zira ilmi istidlal, maksad değil vesiledir. maksada ulaşıldıysa, vesileye ihtiyac kalmaz.
fakat icma', böylelerinin istidlali terketmelerinden dolayı günahkar oldukları üzeredir ki ibrahim hakkı da, bu yolu tercih etmiştir. herhalde icma', mücerred taklidin şüphelere maruz olması sebebinden, istidlali terkeden taklidcinin imanı sahih olmasına rağmen günahkar olduğu üzere bağlanmıştır.
islam dünyasında doğup büyüyen ve hüsnü zan bağladıkları zevata takliden, şüpheden ari kesin hüküm üzere taklid edenler konumuzun dışındadır; bunların taklidi taklid sayılmamaktadır. çünkü böyleleri, taklid ettikleri kimseden az çok delil getirebilirler. bu itibarla ashab, tabiin ve tebei tabiin, fethetikleri beldelerin avamları istidlale davet etmediler. çünkü İslama teslim olanlar, kendilerine lider kabul ettikleri alimlerinin peşine düşüp, hak ve gerçeğe mutabık olan tasdike muvaffak olmuşlardır.
binaenaleyh alimlerinden işittikleri sözlere göre itikad eden kimselerin itikadı, taklidi değil; tasdike mebni olduğundan tahkîkîdir. ma^siyeti gerektiren taklid ise, bilginlere tabi olmaktan ârî olan takliddir.
eğer böyle olmazsa, avam tabakasının, bahusus kadınların imanlaının sahih olmaması gerekir, yani küfürlerine hükmetmek gerekir. bu ise korkunç bir fitnedir. mu'tezilenin bu hususta getirdikleri delillere vakıf olan bazı serseriler: 'taklidi iman sahih değildir. öyleyse, eş'ari'ye, maturidi'ye tabi olmaya ne luzum vardır? çünkü bu da takliddir. iman taklidi kabul etmez' derler. bunlar ma'siyete mucib olan taklidin, müslüman alimlere tabi olmayan küffar diyarındaki müslümanlar hakkında olduğunu bilememişlerdir.
devam eder konu...
bakınız ehli sünnetin nazarı itikadın ölçüsüdür üstaz ismail çetin s. 567 ve devamı