11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 48,18%
yaz: 16,36%
sonbahar: 25,45%
kış: 10,00%
Katılımcı sayısı: 110. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 30 (4 Kayıtlı ve 26 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DeRCan, hiranur, optika kapına_geldim


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

İncİler Maİl Grubu


Tekil Mesaj gösterimi
suheda
YoLuN BaŞıNDaYıM...
(Konuyu Başlatan)
 
suheda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 1.517


Yarışma Puanı: 1090
Teşekkür etti: 2.735
Teşekkür aldı: 1.108 konuda 2.724 kere
Blog-Yazıları: 2
ENGELLİLİK TOPLUMSAL SORUMLULUĞA ENGEL MİDİR?

Doç.Dr. Saffet Sancaklı


Hz. Peygamber Engellilere Nasıl Davranırdı?

Tarih boyunca her toplumda engelliler var olduğu gibi, Hz. Peygamberin yaşadığı toplumda da belli oranda engelliler olmuş*tur. Bütün insanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber, engellilerle insanî ilişkiler içerisinde olmuş, onlarla ilgilenmiş, onlara değer vermiş, sorunlarını çözümlemiş, gerektiğinde onları teselli etmiştir.

Abese sûresinin ilk âyetlerinde bahsedilen olay bunun en iyi örneğidir: Kureyş'in ileri gelen*lerine İslam'ı anlatırken gözleri görmeyen Abdullah b. Ümmi Mektûm yanına gelerek Hz. Peygamberden kendisini İslam ko*nusunda aydınlatmasını ve bilgi vermesini istemişti. Onun bu tutumu Hz. Peygamberin hoşuna gitmemiş, sözünün kesilmesini istememiş, bundan dolayı ona karşı ilgisiz davranarak is*teklerine cevap vermemiş ve yüzünü çevirmişti.1 Yüce Allah, bu olay akabinde O'nun bu tavrını şöyle tenkit etmiştir: "(Peygam*ber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü. Ne bilirsin, belki o temizlenecek? Veya öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek. Kendini muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat sen, koşarak ve (Allah'tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun."2 Ayette geçen ifadelerden anlaşılaca*ğı üzere Hz. Peygamber, olay esnasında Mekkelilerin önde gelen*lerine İslam'ı tebliğe fazlaca kendini kaptırmıştı. Çünkü O, kendi*lerine dini tebliğ ettiği kişilerin Müslüman olacaklarını umuyor ve Müslümanların güçlenmesini arzu ediyordu.

Görme engelli olan Abdullah b. Ümmi Mektûm'un ihmal edilmesi, onunla ilgilenilmemesi Allah tarafından hoş karşılan*mamıştır.3Olaydan sonra Hz. Peygamber, Abdullah b. Ümmi Mektûm'un yanına her gelişinde ona "Ey hakkında Rabbimin be*ni itâb ettiği (uyardığı) zat merhaba!" der ve urbasını altına serer*di.4 Ayette Peygamber uyarıldığı gibi, aynı zamanda âmâ olan Abdullah b. Ümmi Mektûm da gözü gören kimselere nasip olma*yacak bir şerefle taltif edilmiştir.5

Ortopedik özürlü bir sahâbî olan Amr b. el-Cemûh, yü*kümlü olmadığı halde azimet yolunu tercih ederek Hz. Peygamberden savaşa katılma iznini almış ve şehit olmuştur. Hz. Pey*gamber, savaş esnasında onu görmüş ve ona şöyle demiştir: "Ben sanki seni cennette bu ayağın iyileşmiş bir vaziyette yürürken gö*rüyor gibiyim. "6

Kamusal Alanda Engelliler


Hz. Peygamberin, engellilere önem ve değer verdiğinin en gü*zel örneği onlara kamu alanında görev vermiş olmasıdır. Böylece onları topluma kazandırmaya çalışmış, onları toplumun üretken olmayan bir kesimi olarak görmemiştir.7 Hz. Peygamber, görme engelli olan ve hicretten ön*ce Medine'de Kur'an öğreticisi olarak görev yapan Abdullah b. Ümmi Mektûm'u, Mescid-i Nebevî'de müezzin olarak görevlendir*diği gibi,8 Veda haccına ve Uhud savaşına gidişi de dahil, çeşitli zamanlarda Medine dışına çıktığında 13 defa Medine'de kendi yerine vekil bırakmış, namazları o kıldırmıştır.9 Abdullah b. Ümmi Mektûm, Tebûk gazvesinden sonra nâzil olan ve savaşa fiilen katılanların, geride kalanlardan üstün olduğunu, ancak öz*rü olanların bu hükmün dışında tutulduğunu bildiren ayete rağmen o günden sonra yapılacak savaşlara katılacağını söyleyip, sancağın kendisine verilmesini istemiştir.

İslam'da engellilerle ilgili çeşitli hükümlerin belirlenmesi, Abdullah b. Ümmi Mektûm vesilesiyle mümkün olmuş, onların vekil bırakıl*maları, imamlık yapmaları, savaşa iştirak etmeleri, farz namazla*ra katılmaları, korunma amacıyla köpek beslemeleri gibi konular açıklık kazanmıştır. Hz. Peygamber, namazlarda İbn Mektûm ve daha başka görme özürlülerin imamlık yapmalarına izin vermiş*tir.10 Hz. Peygamberin, önde gelen sahâbîlerden Muaz b. Cebel'i ortopedik özrü olmasına rağmen Yemen'e vali olarak göndermiş olması11 kayda değer bir olaydır. Hz. Peygamberin görme engelli sahâbîlerin cemaate de*vam etmelerini ısrarla istemesinde, onların toplumdan tecrid edilmemeleri, yeteneklerine uygun alanlarda istihdam edilerek üretici bireyler olmaları, ideallerini gerçekleştirmelerine engel ol*mama ve onların kişiliklerini gerçekleştirmelerine yardımcı olma gibi hikmetli bir espri yatmaktadır.

Engellilere İnsanca Muâmele Edilmesi:


Hz. Peygamber, engelli/engelsiz ayırımı yapmadan insanlara insanca yaklaşılma*sını istemektedir. Mekke fethedildiğinde, Hz. Ebû Bekir, yaşlı ve âmâ olan babası Ebû Kuhâfe'yi sırtına yüklenerek Hz. Peygamberin huzuruna getirmişti. Bu durumdan rahatsız olan Hz. Peygamber, "Bu ihtiyarı evde koysaydın da, onun yanına biz gitseydik ya?!" diyerek saygı ve nezaket göstermiş12, böylece yaş*lı/engelli birisine karşı sergilenmesi gereken tavrı bizlere öğret*miştir.

Sahâbeden Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik (r.a), babası gözlerini kaybedince, ona rehberlik yaptığını ve Cuma günü olunca da namaza götürdüğünü bildirir.13

Hadislerde görme engel*li bir kimseye yol göstermenin, sağır ve dilsizle ilgilenmenin, on*lara yardımcı olmanın sadaka olduğu belirtilir ve bu tür olumlu davranışlar kişiye sevap kazandırır.14

"Âmâya rehberlik etmen, sağır ve dilsize anlayacakları bir şekilde anlatman, ihtiyacı olanın ihtiyacını gi*dermesi için ona rehberlik etmen, derman arayan dertliye yardım için koşuşturman, koluna girip güçsüze yardım etmen, konuşmak*ta güçlük çekenin meramını ifade edivermen, bütün bunlar sadaka çeşitlerindendir..."15

Hz. Peygamber herhangi bir âmânın yoluna engel olanları kınamış16, onları yoldan saptıranları, kasten yan*lış yola yönlendirenleri lanetliler içerisinde telakki etmiştir.17Hz. Peygamberden gelen bu uyarılar dikkate alınması gereken ciddi uyarılardır.

Başkalarına zarar verici, onları incitici hatta sakatlayıcı konumunda olan şeylerin bertaraf edilmesi, bu tür şeylere karşı ilgisiz kalınmaması da hadislerde istenmektedir: "Gelip geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan gidermen bir sadaka*dır."18 "İman yetmiş (veya altmış) küsur şubedir. En üstünü Lâilâhe illallah kelimesidir. En aşağısı ise yoldan eziyet verecek şeyleri gidermektir."19

Hz. Peygamber, hadislerinde insanın hastalık, sakatlık, bedensel-ruhsal olarak kendisine isa*bet eden her türlü sıkıntıya düşmesi, günahları için bir bağış*lanma ve ahirette ecir almaya bir sebep olacağını ifade etmekte*dir: "Bir Müslüman'a isabet etmiş herhangi bir hastalık, dert, hü*zün ve hatta gam yoktur ki, Allah (c.c) bunu onun hataları için keffaret kılmış olmasın!"20 Görme özürlü olan bir kişi, bu sıkıntısına katlanır ve sab*rederse kendisine hadislerde cennet vaad edilmekte*dir. "Mükafatın büyüklüğünün belânın şiddetine göre" olduğunu söy*leyen Hz. Peygamber21, kendisinden nakledilen kudsî bir hadiste Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu ifade etmiştir: "Ben kulumu -iki gözünü kastederek- iki sevgilisiyle imtihan ettiğimde o buna sab*rederse, iki göze bedel olarak ona cenneti veririm. "22

Allah katında kimin kimden daha üstün olduğu her za*man bilinmez. "Size cennetlikleri bildireyim mi? Onlar hem zayıf oldukları hem de halk tarafından zayıf görüldükleri için kimsenin önemsemediği ve fakat şöyle olacak diye yemin etseler, isteklerini Allah'ın gerçekleştireceği kimselerdir."23
__________________
Kaldır artık başını gül alnın parıldasın,
Işık saçsın etrafa tüm cihan aydınlansın,
Çağımın ruhu hasta nurunla şifa bulsun,
Selam sizden yayılan güzel sadaya selam..

Kalbimize taht kurdun feth ettin gönülleri,
Fethin mübarek olsun fatihin yadiğarı,
Dua dua çıkarken niyazım semalara,
Selam sana Mehmetim,selam imamhatiplim...



eski 12.04.2008, 11:17 suheda isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #17
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:38 .