|
büyük şehirlerde yaşıyoruz. küçük şehirlerimiz bile eskilerin en büyük şehirleri nüfusunda neredeyse.
bugün bir kasabada 2000-3000 insan en azından yaşayabiliyor. kim kimdir, ne ile uğraşır çok yakın çevre olmadıkça bilmek hayal oldu.
genel birtakım kurallara uygunluk esaslı kugulamışız hayatlarımız.
işte bir bakkal varsa sokak başında, biliyoruz ki, bu bakkala ruhsat vermişlerdir, gıda maddesi satabilir. firmanın sattığı ürünün üstüne, devlet içeriğini beyan etme mecburiyeti koyduğu için ne aldığımızı bilebiliyoruz. yalan yazma imkanı yok, yakıyorlar adamı.
böylesi ortamlarda çok araştırıcı olmak, millet mersine giderken tersine gitmek vesvese temelli hastalıkları çoğaltabilir.
tamam, sen çok araştırıcısın, eyvallah; ama zanlarını yayman, fitne gibi bir büyük günaha sirayet edebilir.
bir tespitin varsa, devletin mahkemelerine bildirebilirsin. örneğin domuz mamulu endişen mi var? asla sağlık bakanlığı böylesi bir ürüne ruhsat vermez. haydi onların gözünden kaçtı diyelim, iddia ispatlayabileceğin bir iddia ise, senin başvuruna kıymet vermeyecek insanın alnını karışlarım! neticede robota göstermeyeceksin. sözü dinleyen de evladı çoluğu çocuğu anası babası olan biri. yani seninle aynı sokakta yaşamasa bile aynı mahallede yaşıyor!
vesvese, şüphecilik, hassasiyetin aşırılığı hayatı yaşanmaz kılar.
|