|
Zühd Tenezzülsüzlüktür
Önce harama tenezzül etmemekle başlar süreç. Mümin harama ve harama götüren şeylere yanaşmaz. Bu zühdün farz olan bölümüdür. İmanın zedelenmeden canlı kalabilmesinin yolu budur. Daha sonra şüpheli şeylere tenezzül etmeme seviyesi gelir. Şüphenin ağırlığına göre
mümin şüpheden uzak kalmakla da mükelleftir. Yaygın bir şüpheden kaçmak farz, biraz düşüğünden vacip, daha aşağısından da müstahab olarak görülür. Mübah olan şeylerde zühd ise bir seviye meselesidir. Allah’ın mübah bıraktığı işlerde herhangi bir yasak elbette yoktur. Ancak her yük, kuşun uçmasını en azından zorlaştıran bir engel olduğuna göre, cennete uçuşu engelleyen
şeyleri en asgariye indirmek esas olmalıdır.
Allah’a koşulan yolda, yorulmayı çabuklaştırabilecek yüklerden kaçınmak esastır. Mübah, yasak değildir; ama yüktür. Gereği kadar ve zararsızı
alınmalıdır ki yolda sıkıntı oluşturmasın.
Boş söz ve boş gözlerde tenezzülsüzlük bir zühd türüdür. Soruda zühd en can alıcı noktalardandır. Mümini ilgilendirmeyen, her biri için yeni bir meşgale çıkacak olan sorular zühd çerçevesi içine alınmalıdır.
Övgüde zühd zorunlu olabilir. Överken ve övülmeyi beklerken zühd kuralını isletmek uhrevi kazanç kaynağıdır. Övülmeye tenezzül etmemek, överken çizgilere dikkat etmek, dünyaya ve dünya varlığına, izafi değerlere takılmamak işaretidir.
Ve en büyük zühd, zühdü gizleyebilmektir.
Ölçü:
Zühd, eli boş olanın hamd etmesi değildir. Bilakis, eli dolu olanın namazı cemaatle kılmayı ihmal etmemesi, sılayırahimi koparmaması, infak etmesidir.
Zühd sefaletin adı değildir. Tenezzülsüzlüğün, esir olmamanın adıdır. Zühd, bu kadarı yeter deyip, emekli olmanın da adı değildir. Daha çok kazanıp, daha çok infak etmek için çalısmanın adıdır. Ashab, bir günlük yiyecek bulunan, kimi zaman onun bile bulunmadığı mutfakların yanı başında gecelerken, dünyanın en zengin ülkelerini fethetmislerdi.
İran’ın hazineleri Medine’ye taşındığında da Ömer’in cübbesinde yamalar vardı.
Karınlarını doyurdular; ama obur olmadılar. Bulduklarına saldırmadılar. İhtiyaç için alış veriş yaptılar.
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
|