|
Bismillah...
"cehalet" kavramını nasıl tanımladığınıza göre sualin cevabı değişir azizim...Bir sözü bilerek,bir takım deliller ileri sürerek savunma babında ortaya çıkan cehalet başkadır,bilinçsizce,öyle duyduğu ve kastetmek istediği mananın o şekil ifade edildiğini öğrendiği için söyleyen kişinin gösterdiği cehalet farklıdır...Bilinçsizce söyleyen kişi söylediğinin ne anlam ifade ettiğini bilmediğinden mazurdur..Zira bilse yapmazdı....KİŞİ, ATEŞİN YAKICI ZARARINI BİLSE ATEŞE ELİNİ SOKAR MI?
Verdiğiniz misale gelince..Bu konuda vakt-i zamanında Hayreddin Karaman hocadan bir iktibas size aktarıldığında Hayreddin Hocayı "sapıklıkla" itham etmiştiniz. Mecellenin 29.maddesi "Ezmanın tegayyuru ile ahkam tegayyur eder" kaidesidir.Zira ezmanın tagayyur etmesi ile hükmün menatı değişmiş olabilir.Hükmün menatı değişirse hüküm de değişir. Yolculuk meselesinde şartlar vuku bulduğunda bir problem yoktur. Hayreddin Hocanın bu konuda zikrettiği hadiste şartlar uygun olduğunda kadının tek başına yolculuk edebileceği değil ETTİĞİ görülmektedir. Yolculuk ile ilgili hadislere bakıldığında mesafe,süre gibi etmenlerin farklılık arzettiği görülür. Bunun nedeni mevzu bahis hadislerin,suali soran kişilerin ŞERAİTİNE göre söylenmiş olmasıdır.Dolaysı ile taabbudi bir emir olarak algılanamaz.Ezma tagayyur etmiş,şartlar uygun hale gelmiş ve Hz.Ömer devrinde bir kadın tek başına yolculuk etmiş.
Farklı perspektiflerden de iddialarınız irdelenebilir.
vesselam
|