| Kur'an-ı Kerim'i çok okur
Müslüman kadının taatte, salah ve takvada, şuurda, kemalde bu yüksek gayeye ulaşabilmek için Allah'ın Kitab'ından saçılan güzel kokulu hidayet meltemlerini koklaması lazımdır. Her gün onun serin gölgesine çekilmesi gereklidir.
Müslüman kadının devamlı bir Kur'an virdi, Kur'an için ayırdığı zamanı olmalıdır. O vakitte Kur'an'ın apaçık ayetlerine yönelip ağır ağır anlayarak, düşünerek, manalarını aklının ve duygularının gözeneklerine akıtarak, kalbi onun tertemiz nurlarını içmeye çalışarak, gönlü parlak nuruyla aydınlanarak okumalıdır.
Her ne zaman vakit bulursa Kur'an okumaya koyulması, hatta gecesini gündüzüne katıp tilavetiyle manalarını düşünerek meşgul olması için, Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem bir çok hadis-i şerifinde beyan eyledi gibi Kur'an-ı Kerim okuyanın Allah Teala katındaki makamını, derecesini bilmesi kafidir.
Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Kur'an okuyan mümin turunç (ağaç kavunu) gibidir. Kokusu da, tadı da hoştur. Kur'an okumayan mümin ise hurma gibidir; kokusu yoktur fakat tadı hoştur. Kur'an okuyan münafık reyhana benzer; -kokusu hoş, tadı acıdır. Kur'an okumayan münafık Ebucehül karpuzuna benzer; kokusu olmadığı gibi tadıda acıdır." (Buhari, Müslim.)
"Kur'an okuyunuz. Zira Kur'an, okuyanlara, kıyamet gününde şefaatçi olarak gelir." (Buhari, Müslim).
"Kur'an okuyan ve bu hususta mahareti olan kimse, mukarrab meleklerle beraberdir. Kur'an'ı kekeleyip zorlukla okuyan kimseye iki kat ecir vardır." (Buhari, Müslim).
Takva sahibi şuurlu müslüman kadın, meşguliyeti ne kadar çok olursa olsun, omuzlarındaki annelik, zevcelik sorumlulukları, ev işleri ne kadar ağır olursa olsun artık Kur'an-ı Kerim okumaktan hiç geri kalır mı?
Hiç onu okumağa koyulup güzel kokulu Rabbani havasında yaşamaktan geri durup da kendini Allah Teala'nın Kur'an okuyana vadettiği o ebedî nimetten, bol sevaptan mahrum bırakır mı?
Netice olarak işte şu müslüman kadının Rabbi ile olan durumudur: Allah'a derin bir iman. O'nun takdirine, kaza ve kaderine teslimiyet. Sadakat ile Allah'a kulluk. Emirlerine mutlak bir itaat, yasaklarından kaçınmak. Allah'a ibadet ve kullluğun manasını şuurlu bir şekilde yaşamak. O'nun dinine yardım ve Yüce isminin hakim olması için durmadan dinlenmeden çalışmak. İslami şahsiyeti ile güçlü berrak imanından gelen ve Allah Teala'nın: "Ben cinleri de, insanları da ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.." (Zariyat: 56) aye-tiyle belirlemiş olduğu insanın bu hayattaki varlık maksadını güzel anlamasından kaynaklanan bir izzet ve şeref duygusunu benliğinde hissetmesi
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” |