7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 56 (15 Kayıtlı ve 41 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Atmaca, aXa, barayev, DeRCan, DuaLar, fatihlerin_nesliyiz, ilayda, RaBi_a, siyahsancaktar, TeK_ÇaReM, yahya Dagistan, kebirulcady06
Tekil Mesaj gösterimi
Dilnihad
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.743




Teşekkür etti: 557
Teşekkür aldı: 1.634 konuda 5.473 kere
kucult  büyük
78.jpg





Cüz:4,Sûre:4 NİSÂ SÛRESİ Sayfa:78





12.Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yok

sa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri

sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan

sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz

varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının,

ana-babası ve ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı miras

çılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir

düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak va

siyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bun

lar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, halîmdir.






(Kelâle şeklinde, malı yan hısımlarına kalan kimselerin paylarını açıklayan kı

sımda geçen erkek kardeş ve kız kardeşten maksat, ana bir kardeşlerdir.

Öz kardeşlerin durumu sûrenin sonunda açıklanacaktır.)






13.Bunlar, Allah'ın (koyduğu) sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberi'ne itaat

ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada

devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur.






14.Kim Allah'a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah

onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.






(Hukuk sistemleri, vârislerin alacağı paylarda olduğu gibi, yakınlık ve uzak

lık derecelerine göre akrabanın vâris olup olmayanın tayin konusunda da

farklı telakki ve uygulamaları benimsemişlerdir. Mesela İslâm dışı bazı sis

temlerde ölenin çocukları varsa ana-babası vâris olamamaktadır. İslâm

miras hukuku payları dağıtırken âdil denge esasına riayet ettiği gibi, vâr

isleri tayin ederken de yakınlık derecesi ile beraber faydayı gözönüne al

mış, dünya ve ahiret hayatında ölüye faydası dokunan ve dokunacak ol

an akrabayı mirastan mahrum etmemiştir.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ


--------------------------------------------------------------------------

79.jpg






Sayfa:79 NİSÂ SÛRESİ Cüz:4,Sûre:4






15.Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer

şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir

yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.





16.İçinizden fuhuş yapan iki tarafa ceza verin; eğer tevbe eder, uslanırlar

sa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tevbele

ri çok kabul eden ve çok esirgeyendir.





(Bu iki âyet fuhuş denilen çirkin fiil ile ilgilidir. Müfessirlerin çoğuna göre,

her ikisi de zina şeklindeki fuhşa ait 9olup, birincisi evlilerin zinası, ikincisi i

se bekârların zinası hakkında ilk devirlerde tatbik edilen cezayı açıklamak

tadır. Daha sonra gelen âyet (Nûr 24/2) ve hadisler ile Hz. Peygamber'in

tatbikatına göre bu âyetler neshedilmiş, bekârların zinası için belli sayıda

sopa, evlilerin zinası için ise ''recm'' cezası getirilmiştir. Bazı müfessirlere

göre ise âyetler neshedilmemiş; yani hükümleri yürürlükten kaldırılmamış

tır; bu âyetlerden birincisi kadınlar arasındaki sevicilik fuhşuna, ikinci â

yet ise erkekler arasındaki livâta fuhşuna aittir ve bunların cezası âyet

lerde olduğu gibidir. Kadın ile erkek arasındaki zina fuhşunun cezası ise

Nûr sûresindeki âyette açıklanmıştır.)






17.Allah'ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez

elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder;

Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.






18.Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca

''Ben şimdi tevbe ettim'' diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek)

tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.






19.Ey iman edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir. Apaçık

bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için

de kadınları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız

(biliniz ki) Allah'ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış

olabilirsiniz.




(İslâm'dan önce Araplar kadına çok kötü muamele ediyor, bu cümleden ola

rak kocası ölen kadını, onun miras bıraktığı mal gibi talakki ediyorlar, kadın

istemese bile onunla evlenme veya onu başkasıyla evlendirme hakkına sa

hip olduklarını düşünüyorlar, kadını kullanarak maddi menfaat sağlama yol

una gidiyorlardı. Âyet bütün bu haksızlıklara son vermiş, kadına lâyık ol

duğu hakları getirmiştir.)






KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (17.04.2008 Saat 15:38 ) değiştirilmiştir..
eski 16.04.2008, 13:50 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #63
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:06 .