|
Bu Da Ömer!
Huzeyfe bin Yeman radıyallahu anh anlatıyor:
Baktım insanlar ellerinde taslarla dolaşıyorlar. O arada beni Ömer davet etti. Kuru bir ekmekle yağ çıkardı önüme. Ben de dedim ki: ‘Beni, ekmekle et yemekten alıkoydun da buna mı davet ettin?’ Dedi ki: ‘O, Müslümanların yemeğiydi. Ben ise seni kendi soframa davet ettim.’ Ahmed, Zühd, 121
Abdullah bin Ömer radıyallahu anhuma anlatıyor:
Ömer Şam’a gelmişti. Ebu Ubeyde’yi gördü.
Ona: ‘Beni evine götür.’ dedi.
Oda:’Evimde ne yapacaksın ki? Senin derdin
beni denetlemektir.’
Beraberce evine gittiler. Ömer bir eşya göremeyince: ‘Eşyan
nerede? Bir sergi ve kırbaçtan başka bir
şey göremiyorum. Sen buranın valisisin.
Yemeğin yok mu?’ dedi.
Ebu Ubeyde bir sepetten ekmek kırıntıları getirdi. Bu sefer
Ebu Ubeyde dedi ki: ‘Ben sana dedim. Sen
beni denetlemek istiyordun.’
Ömer şu cevabı verdi:
‘Ah Ebu Ubeyde! Dünya hepimizi
değiştirdi, sen hariç.” Siyer-u A’lamı’n-
Nübela, 1/17
Düsünmek ve
Ders Almak
Gerekmez Mi?
Sevban radıyallahu anh rivayet ediyor.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdular:
“Oburların sofraya üşüştüğü gibi,
milletlerin üzerinize üşüşmesi yakındır.”
Biri: “O gün biz az olacağımızdan
ötürü mü?” dedi. Buyurdu ki:
“Hayır! O gün siz bilakis çok olacaksınız.
Ama selin üzerindeki çöp
gibi. Allah düsmanlarınızın kalbinden
sizden korkuyu alacak. Sizin
kalbinize de ‘VEHN’ atacak.”
Biri: ‘VEHN’ nedir ya Resulellah?’
dedi. Buyurdu ki:
“Dünya sevgisi ve ölümden nefret!”
Ebu Davud, 4297
__________________
“Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.”
|