Müşriklerin Ordusu:
Müşrikler, Bedr’in intikamını aldıklarını düşünerek Mekke’ye doğru dönmeye başladılar. Giderken de coşkun duygularla evlerine vardılar.
Müslümanlar da Medine’ye döndüler. Medine’de tam bir matem görüntüsü vardı. Ağır yaralılarla ilgileniliyor, şehid aileleri teselli ediliyordu.
Müşrikler Medine’den geçip gittikten sonra, elerine geçmiş fırsatı tam kullanmadıklarını düşünüp, geri dönüp iyi bir katliam yapmayı planladılar.Bu düşüncelerini de şişire şişire Medine’ye ulaştırdılar. Münafıklar da Medine’de boş durmayıp, ‘Şimdi işinizi bitirecekler.’ anlamında Müslümanları korkutmaya başladılar.
Ani Karar:
Ashab tam anlamıyla revirlikti. Dedikodu da hızlı bir şekilde yayılıyordu.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem durumu değerlendirdi. Dedikodu boyutunun, Uhud yarasından daha ağır olacağını anladı. Şöyle bir talimat yayınladı:
‘Dün Uhud’da bizimle beraber cihad edenler bugün düsman takibine çıkacak. Uhud’a katılmayanlar ise bu takibe çıkamayacaktır.’7
Tamamına yakını yaralı durumda olan sahabiler, Âl-i İmran suresindeki anlatılan cevabı verdiler. Dedikodu merkezleri, moral kırıcı sözlerini yaydıkça, onlar:
‘Allah bize yeter! O ne güzel vekildir.’ dediler sadece. Hiçbiri itiraz etmedi. Yarasını, şehid kardeşini bahane edip
kalmak istemedi. Uhud’da şehid olanlardan sonra sağ olarak geri kalan altı yüz otuz kişi, başlarında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem olmak üzere yola çıktılar. Münafıkların lideri Abdullah bin Übey, Uhud’dan geri kalışının telafisi olur diye katılmak istedi. Kabul edilmedi.
Beni Abdileşhel’ den iki kardeş ağır yaralı oldukları halde onlar da orduya katıldı. Bineklerini de Uhud’da kaybetmişlerdi. Yürüyerek devam ettiler. Birinin yarası çok ağır olduğu için, yürüyemeyecek olduğu zaman diğeri onu sırtına aldı. Öylece onlar dahi geri kalmadılar.Müthiş bir teslimiyet ve muazzam bir sadakat gösterdi sahabiler. Kur’an onları ebedileştirdi:
“Onlar, yaralandıktan sonra da yine Allah’ın ve Resulünün çağrısına
uyanlardır. Onlardan iyilik yapan ve sakınanlar için pek büyük bir ödül vardır.
Onlar öyle kimselerdir ki halk onlara: ‘İnsanlar size karşı toplandı,
onlardan korkun.’ dediği zaman, bu onların imanını artırdı
ve dediler ki: ‘Bize Allah yeter! Ne güzel vekildir O!’
Sonra da kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah’ın nimeti
ve lütfuyla döndüler ve Allah’ın rızasına eriştiler.
Allah pek büyük lütuf sahibidir.”
devam..