sabırla okunduğunda zaman zaman hakkında menfi düşünceler sarf edilen
seyyid kutub hakkında daha müsbet kanaat uyanacağını düşünüyorum
sabırla okumanızı tavsiye ediyorum
Bir İnsan Hakkında Konuşabilmek İçin Ön Kararlar
Bir: Nebiler dışında “masum” insan yoktur.
Şuna inanırız: Kemal sıfatı Allah içindir. O’nun dışındakilerde eksiklikler vardır. Allah kullarını böyle yaratmayı dilemiştir. Kimse yüzde yüz değildir. Olamaz da. Peygamberler de masumdurlar. Onların dışında masum yani hata etmez, yanılmaz kimse yoktur. Bu kurala sahabiler, imamlar, müctehidler, herkes dâhildir. Bir insanı sevmiş olmamız, onun kişiliğini ve hizmetlerini takdir etmemiz onu nebi seviyesinde görmemizi gerektirmez. Kuralımız kesindir: Kemal Allah’ın, masumluk nebisinindir.
İki: Amellerinin bütünü ile konuşmak doğrudur.
Bir insanın geçmişinde iyi veya kötü amellerin bulunması, hayatı hakkında vereceğimiz karar için tek ölçü olamamalıdır. Mesela yetmiş yıl yaşamış bir insanın yirmi yaşında iken filan haramı işlemiş olması onun kimliği hakkında karar vermemiz için yegâne belge olamaz. Aynı şekilde küçük yaşlarında Kur’an’ı hıfzetmiş olması da onun hakkında iyi bir karar vermemiz için tek belge olamaz. Yetmiş yılın bütünü ve bilhassa ‘son’ görüntü çok önemlidir. Amellerde esas olan ‘son’ durumdur. Şu yaşından bu yaşına kadar namaz kılmayan bir insan son yıllarında cami müdavimi olarak bilinmiş ise onun için ‘namazsız’ yaftası kullanamayız. Bunun tersi de geçerlidir.
Üç: Net bilgilere dayanmalıyız. Şüpheli bilgiler, netlik ifade etmeyen, ‘miş’li bilgilerle bilhassa bir müminin imanı etrafında hüküm verilemez. Birilerinin zannına binaen filan örgüte girdiği söylenemez. Özellikle imana taalluk eden konularda elimizdeki bilgilerde ihtimal bulunmamalıdır. Bir yazarın veya bir hatibin yazısından ya da cümlelerinden cımbızla bir cümle çıkarıp, evirerek çevirerek ‘Bu cümleyi şu maksatla söylemişti de açıklayamadı.’ gibi bir vehme dayalı itham en azından iftira olma riski taşımaktadır. Kişinin açık seçik ifadeleri dururken, şüphelerden kurulu bir ifadeye dayanamayız.
Dört: Tevbe reddedemeyiz.
Biz zahire göre karar vermekle mükellefiz. Eğer kişinin, ‘Ben şu ifadelerimi veya şu işimi reddediyorum, cahilliğimden yapmıştım.’ gibi bir ifadesi varsa bizim için bu ifade muteberdir. ‘Bir kere deyiverdin!’ deme hakkımız olamaz. Onun bu dönüşündeki niyetin samimiliği veya aksi de bizimle ilgili değildir. Herkesin hesabı Rabbine kalmıştır.
devam..