Bu Dönemin İhtiyacı:
Bütün zamanların ihtiyacı bu zamanın da ihtiyacıydı. Ümmete yön verecek, sözünü ey-lemleriyle takviye edecek lider insanlara ihtiyaç vardı. Siyasi kadroları dolduranlar, bu-lundukları mevkilerin hakkını veremiyorlardı. Düşünen ve üreten insan ihtiyacı, ekmek ve su kadar acil ihtiyaçtı. Büyük bir insan kitlesi başsız ve örneksiz kalmıştı. Ümmetin kurduğu medreselerde eğitim görüp, sarık sarmış iri ünvanlı insanların bir kısmı ünvanlarının altında kaybolmuş gidiyor, bir kısmı da farklı usullerle toplumdan tecrit edi-liyordu. Lider ve âlim ihtiyacı ciddi bir ihtiyaçtı. Bu ihtiyaç giderilebilse, insanı bol, zengin bir toprak üzerinde çok şey yapılabilecekti. Uyuyan bir nesli uyandıracak, sabah müjdesi verecek önderler bekleniyordu.
Böyle bir beklenti için en doğal merkez Hindistan, Türkiye veya Mısır olabilirdi. Tarihi birikim ve coğrafi yapı buralarda çakacak bir kıvılcım için pek uygundu.
Ne yazık ki üç yerde de fakirlik ve istiklal endişesi toplu ve plânlı bir çıkışı engelliyordu.
İlk ufku geniş çıkış Mısır’dan geldi. Hasan el-Benna, yirmi iki yaşında genç bir lider olarak 1920’li yıllarda İHVAN-I MÜSLİMİN teşkilatını kurdu. Acıyı en derin haliyle hisseden ve eğitimi ön plana çıkaran bir anlayışla çalışmaya başladı. Zaten bir arayış içerisinde olan Müslümanlar büyük bir alakayla karşıladılar onu. Kısa zamanda ses getirdi. Önce halkı Arap olan topraklarda yankı buldu çalışması. Ardından dalga dalga yayıldı.
Müslümanlar ve onların toprakları üzerinde plânı bulunan güç odakları, Hasan el-Benna’yı çok iyi anladılar. Ne demek istediğini, neler yapabileceğini tahmin etmekte gecikmediler. Önce, kendi dindaşları arasında ona aykırı sesler ürettiler. Ama el-Benna’nın tesiri çok güçlüydü. Bir umut dalgası olarak yayılıyor, her doğan güneş ona enerji oluyordu.
Hasan el-Benna’nın başlattığı İHVAN hareketine 1950’li yıllarda ikinci bir isim katıldı. O isim katıldığında el-Benna hayatta değildi. Şehit edilmiş ve teşkilatı kuşatma altına alın-mıştı. Yeni isim el-Benna’yı görememiş; ama davasına hayran olmuştu.
Bu isim, yıllarca Mısır kültür dünyasında Arapça’ya vukufiyetiyle ve edebî yetenekleriyle tanınan; fakat İslamî kimliği bulunmayan SEYYİD KUTUB’du.
Seyyid KUTUB, İHVAN hareketine yeni bir ufuk getirdi. İslam ve Müslümanlar üzerinde ufku derin açılımlara imza attı. Düşünce dünyasına yenilikler kazandırdı. Düşünce ürünü olan ve daha önce tekrar edilmemiş olan şeyleri söyledi, yazdı.
Hindistan tarafından da Ebula’la el-Mevdûdî çıkmış, o da oralarda yazıyor ve konuşuyordu.
Neden böyleyiz, ne yapacağız sorularına cevaplar oluşturan büyük bir fikir hazinesi çıkmıştı ortaya.
Ancak bu çıkış, hasret içinde olan müminleri sevindirdiği kadar, düşünen mümin istemeyen güçleri de rahatsız etmişti. Hasan el-Benna’yı ortadan kaldırıp rahat ettiklerini zannettikleri bir zamanda ondan daha derin şeyler söyleyen birinin varlığı çok tehlikeliydi. Seyyid KUTUB yol gösteriyor, yüreklendiriyordu.
Seyyid KUTUB on beş yıl müminlerin arasında, onların fikrine yön veren biri olarak kaldı. Zindanlı ve çileli bir hayatı şehadetle noktalayıp Rabbine gitti. Geride, hatalarıyla ve güzellikleriyle dolu örnek bir hayat bıraktı. Kimi yanlış anladı, kimi doğru; ama herkes onu konuştu. Yıllarca o konuşuldu.
devam..