Medine’den Mekke’ye doğru 20 km, o halleri ile düşman kovaladılar. 20 km sonra
HAMRAULESED denen yerde karargâh kuruldu. Müşrikler de biraz daha ileride karargâh kurmuş, Medine’ye saldırma planını tartışıyorlardı. ‘Bize Allah yeter! Ne güzel vekildir O!’ sloganının etki alanını çözemiyorlardı.
İslam ordusu orada üç gün kaldı. Geceleri büyük ateşler yakıldı. Müşrikler iyice umut kesip Mekke’ye geri döndüler.
Böylece Uhud’da mağlup durumda olan İslam ordusu sadece 24 saat sonra,
- Aynı orduyla,
- İlave bir takviye almadan,
- Bir gün önceki galip orduya karşı büyük bir zafer kazandı. Bir gün içinde moraller düzeldi.
Münafıkların, Müslümanların morallerini dağıtıp, perişanlığı artırma hayalleri
suya düştü.
Ashabın bu olağanüstü himmeti ve teslimiyeti Allah’ı memnun etti. Peygamberi memnun oldu.
O gün sahabiler:
‘Bize Allah yeter! Ne güzel vekildir O!’ derken bunu, kalpten dediklerini
ispat ettiler. Allah’a güvendiler, güvenlerinde samimi oldular. Allah da onlara yetti. Allah’ın rızasıyla ve zaferle döndüler.
‘Bize Allah yeter!’
Bu sözü inanarak ve uygulayarak söyleyenler sadece Uhud’dan sonra yaralanmışlıklarına rağmen Allah’ın ve Resulü’nün davetine uyan sahabiler değildir.
Onlardan önce, mancınıkla ateşe atılan İbrahim aleyhisselam yerle gök arasında iken bu sözü söylemişti.
Söylediğinin de karşılığını görmüş, düştüğü ateş güllük gülistanlık olmuştu. Yakan ateş ona selamet olmuştu. Kendisine yardım teklif eden Cebrail aleyhisselama bile el açmadan, yardım talep etmeden ‘
Bana Allah yeter!’ dedi. Son sözü bu oldu.
Allah da ona yetti. Hem ne güzel yetti. O Allah’ı vekil kıldı, vekâleti iş gördü. Yanmadı.
‘Bize Allah yeter!’
Bu sözü, Firavun’un kovaladığı Musa aleyhisselam da demişti.
‘Yakalandık!’ diye endişelenen kavmine döndü de: ‘Hayır! Benimle beraber Rabbim var.’ dedi. (Şuara, 62)
‘Bize Allah yeter!’
Bu sözü, mağaraya gizlendikleri zaman müşriklerin, ayakuçlarına bakmaları halinde kendilerini yakalayacağını zanneden Ebu Bekir radıyallahu anh’a, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem demişti: ‘
Korkma! Allah bizimledir.’
Bunalanlar,
Kâfirlerin kahreden iskencelerine maruz kalanlar,
Arkadan vurulanlar,
Kulluğunu eda ederken köşeye sıkıştırılmak istenenler hep şunu dediler:
“Hem, bize yollarımızı göstermis olduğu
halde ne diye biz Allah’a dayanıp
güvenmeyelim?” İbrahim Suresi, 12